Aconcagua Tırmanış Rehberi (6.937m)

Aconcagua – Arjantin
Yüksek irtifa ekspedisyonu / 6.937 m
🌤️ Sezon: Aralık – Şubat
Ben Ne Zaman Tırmandım
Ocak 2026
Toplam Süre
18–21 gün
Mesafe
~110 km
Toplam İrtifa Kazanımı
~4.000 m
En Yüksek Nokta
6.937 m
Benim ulaştığım: 6.400 m
Başlangıç / Bitiş
Punta de Vacas → Horcones
Rota
360 (Polish Traverse)
Zorluk
🥾 Fiziksel: ★★★★★
🧗‍♀️ Teknik: ★☆☆☆☆
Öne Çıkanlar
  • 🏔️ Dünyanın en yüksek teknik olmayan dağı
  • 🌬️ Şiddetli rüzgar
  • 🫁 Yüksek irtifa

Başlamadan

Mera Peak tırmanışımdan sonra irtifa deneyimimi artırmak için yeni bir zirve arayışına girdim. İlk olarak Chimborazo’yu düşündüm ancak tek başıma seyahat edeceğim ve son dönemde Ecuador’daki güvenlik sorunları nedeniyle yönümü Aconcagua’ya çevirdim.

Aconcagua, Güney Amerika’nın en yüksek dağı olması nedeniyle Seven Summits listesinde yer alıyor. Her ne kadar şu an bu projeyi aktif olarak takip etmesem de, tırmanılacaklar listemde olan bir zirveydi. Bunun yanında Ocak–Şubat döneminde yüksek bir zirve arıyorsanız, Himalaya, Pamir dağları ve Karakoram kış koşullarında olduğu için rota çoğunlukla Güney Amerika’ya kayıyor.

Aconcagua teknik olarak zor bir dağ olmasa da oldukça zorlayıcı. Ben de kendi adıma bu zorluğu net şekilde hissettim. Bu nedenle zirve başarı oranı Himalayalardaki benzer yükseklikteki dağlara göre daha düşük, yaklaşık %25–30 civarında.

Bembeyaz karlarla kaplı yüksek dağ, mavi gökyüzü ve bulutlar arasında görünüyor.
Aconcagua Polish Glacier

Gün sonunda, gitmeden önce hastalanmam ve bunu tam atlatamamamın da etkisiyle, zirve günü 6400 metreden geri dönmek zorunda kaldım. Verilen emek ve maliyet düşünüldüğünde bu karar zor olsa da dağcılığın bu tarafına yabancı değilim. Bazen en doğru karar geri dönmek oluyor.

İleride tekrar denemek istiyorum ancak yüksek maliyetler nedeniyle bunun için bir sponsora ihtiyaç duyacağım gibi görünüyor.

Aconcagua Türkiye’den çok fazla kişinin denediği bir dağ olmadığı için hazırlık aşamasında oldukça fazla araştırma yapmam gerekti. Daha önce tırmanmış arkadaşlarımın da yardımıyla doğru seçimler yaptığımı düşünüyorum.

Bu süreçte edindiğim tüm bilgileri, denemek isteyen ve merak edenler için detaylı bir şekilde bir araya getirdim.

Umarım faydalı olur!

Genel Bilgi

Aconcagua, And Sıradağları’nın bir uzantısı olarak Arjantin’de konumlanır ve Şili sınırına çok yakındır. 6.937 metre yüksekliğiyle neredeyse bir 7000’lik sayılabilecek bir dağdır ve Güney Amerika kıtasının en yüksek dağı olma özelliğini taşır. Teknik bir rota olmamasına rağmen zorlayıcı hava koşulları ve soğukları ile ünlüdür. Bunun yanında rotası gerçekten ciddi dayanıklılık isteyen bir dağdır.

Buzullarla kaplı dağ zirvesi, gökyüzünde bulutlarla çevrili.
Aconcagua

Aconcagua Ulusal Parkı sınırları içinde yer alan zirve, Güney Amerika’nın en yüksek dağı olması nedeniyle özellikle 7×7 projesini hedefleyen dağcılar arasında oldukça popülerdir. Bu nedenle klasik rotasının oldukça kalabalık olduğunu söyleyebilirim.

7×7 Projesi Nedir

7 kıtanın en yüksek 7 zirvesini tamamlamayı amaçlayan bu proje, dağcılar arasında oldukça popüler. Bunun yanında daha zorlu bir diğer proje de 14×8000; yani 8000 metre üzerindeki 14 zirvenin tamamını tırmanmayı hedefler.

Bunun dışında 7 kıtanın en yüksek volkanlarına tırmanmak ya da her kıtanın en yüksek ikinci zirvesine çıkmak gibi farklı projelerden de bahsedebiliriz.

Projeleri sadece dağcılık kariyerinde bir “titre” olarak değil, zorlayıcı bir amaç etrafında ilerleme fırsatı olarak görmek daha doğru. Tabi bu süreçte sporcular sponsorluk, görünürlük gibi farklı hedefleri de gerçekleştirebiliyor ya da gün sonunda bu zorlu projeleri tamamlayabildiklerini kendilerine kanıtlamış oluyorlar.

7×7 Projesine hangi zirveler dahildir?

7×7 dağları takip edilen iki listeye göre (Bass ve Messner) farklılık gösterse de (Avustralya / Okyanusya ayrımından dolayı), son yıllarda daha çok Messner listesi takip ediliyor.

Aconcagua, Everest’ten sonra listedeki en yüksek ikinci zirve.

Tüm liste şu şekilde;

KıtaDağYükseklik (m)Ülke/Bölge
AsyaEverest8,848Nepal / Çin
Güney AmerikaAconcagua6,961Arjantin
Kuzey AmerikaDenali6,190ABD (Alaska)
AfrikaKilimanjaro5,895Tanzanya
AvrupaElbrus5,642Rusya
AntarktikaVinson Massif4,892Antarktika
Avustralya/OkyanusyaCarstensz Pyramid4,884Endonezya

Her dağın kendine göre zorluğu olsa ve listeyi tamamlamak için belirli bir sıra olmasa da, gözlemim çoğu kişinin trekking zirvesi gibi görülen Kilimanjaro’dan sonra, teknik bir zorluk barındırmamasından dolayı Aconcagua’yı tercih etmeleri yönünde.

Nasıl gidilir & İzin nasıl alınır?

 Aconcagua’da yapılan tüm tırmanışlar izne dahil. Bu anlamda parka girebilmek ve tırmanış yapabilmek için izin alınması gerekiyor. Aconcagua izinlerini herhangi bir aracı firma olmadan kendi başınıza almanız da mümkün ama süreç hem bürokratik hem de fiziki olarak Mendoza’da elden yürütülüyor. Bu nedenle çoğu kişi izin kısmını firmalar üzerinden ilerletiyor.

Dağlık bir alanda iki kişinin at üzerinde yürüdüğü bir manzara.
Aconcagua National Park

Tur düzenleyen firmaların farklı içeriklerde paketleri var. Ya sadece lojistik destek alabileceğiniz, ya kamp + lojistik, ya da rehberli hizmetle tüm süreci kapsayan paketlerden yararlanabildiğiniz seçenekler mevcut.

Hangi firmaya karar verdim?

Birçok global firmanın yanında uzun süredir bölgede faaliyet gösteren, hem rehberlik hem de lojistik ve kamp desteği sunan lokal firmalar da var. Çoğu global firma aslında bu lokal firmalardan kamp ve lojistik hizmeti alıp üzerine kendi rehberlerini ekliyor. Bu da doğal olarak fiyatın ciddi şekilde artmasına neden oluyor.

Benim bu nedenle tercihim lokal firmalar oldu. İngilizce bilen rehberleri olduğu için dil konusunda herhangi bir sorun yaşamadım. Mendoza’da çok ingilizce konuşan olmasa da dağdaki hemen hemen herkes konuşuyordu.

Burada internet üzerinden aradığınızda önünüze birçok ilan çıkıyor ancak fiyatı ucuz görünüp yeterli servis vermeyen ya da gittiğinizde eksiklerle karşılaşabileceğiniz çok firma var. Bu süreçte hem daha önce tırmanış gerçekleştirmiş arkadaşlarıma sorarak hem de internet üzerinden yorum taraması yaparak kısa listemi üç firmaya kadar indirdim: Grajales, Inka Expeditions ve Aconcagua Vision. Fiyat ve olanak olarak birbirlerine oldukça benzerler.  Sanırım en zorlandığım kısım bu iç firma arasından birine karar vermek oldu. En sonda da biraz açıkçası hissiyatla Grajales’e karar verdim.

Dağlık bir bölgede yer alan renkli çadırlar ve kamp alanı manzarası.
Plaza De Mulas

Bu üç firma aşağı yukarı benzer hizmet sunuyor. Genel olarak artıları; tüm kamplarda dome benzeri ortak alanların olması, internet erişimi ve sizin için kolayca yürütülen lojistik. Gittiğimde özellikle Inka Expedition’ın base camp’te oldukça büyük ortak alanları ve cafe, yoga alanı gibi imkanları olduğunu gördüm. Ancak Grajales’in sundukları da bence fazlasıyla yeterliydi.

Firma olarak Grajales’ten memnun kaldığımı söyleyebilirim. Grajales sabit çıkışlı turlar düzenliyor ve her 4 kişi için bir rehber ve bir porter sağlıyor. Özellikle rehberimiz gerçekten deneyimli ve eğlenceliydi. Luka’nın aslında kendi firması var, yoğun sezonda Grajales ile çalışıyor. Yaklaşık 30 senelik Aconcagua deneyimi var. Bunun dışında Ojos del Salado gibi diğer And zirvelerinde ve Denali için de rehberlik veriyor.

Grajales’te sevdiğim kısımlardan biri satın alma sonrasındaki hizmetlerin dijital ve kolay ilerlemesi oldu. Gerçekten kullanıcı dostu bir internet siteleri var. Grajales’e tüm tur için 6490 dolar civarında ödeme yaptım. Mendoza’ya vardıktan sonra konaklama,dağa ulaşım ve dağdaki tüm hizmetleri karşılıyor. Yemek vb. için ayrıca ödeme yapmanıza gerek kalmıyor. Yüksek kamplardaki internet de buna dahil ve ücretsiz.

Ayrıca ekstra bir ödeme yaparak izin işlemlerini de sizin adınıza ilerletiyorlar.

İzin & Sigorta

Nepal’den farklı olarak Arjantin’de izin ücreti ayrıca alınıyor. Bu da planlarınızı yaparken dikkat etmeniz gereken bir nokta. Ben 2026 Ocak için 1,450$ kadar ödeme yaptım.

Diğer bir önemli nokta ise Arjantin devletinin izin için zorunlu tuttuğu, yaklaşık 6000 m civarında helikopterli kurtarmayı kapsayan bir sigorta talep etmesi. İzin başvurusu sırasında bu belgeler sizden isteniyor. Benim hali hazırda Global Rescue kapsamında böyle bir sigortam olduğu için ekstra bir sigorta almadım.

İki dağcı, kuru bir vadide, sarp dağların önünde yürüyüş yapıyor.
Plaza Arjantin

Süreci firma üzerinden ilerletiyorsanız zamanı geldiğinde firma sizden belgeleri istiyor ve süreci sizin adınıza yönetiyor. Tekrar bir şey takip etmenize gerek kalmıyor.

Eğer firmalardan rehberlik almasanız bile yine de sadece bu hizmeti firmalardan almanız mümkün.

Solo Yapmak

Son yıllarda artan şekilde Aconcagua’yı solo tırmanan birçok dağcı var. Pratikte hiçbir rehberlik hizmeti almadan, sadece izin alarak dağa çıkmak mümkün. Ancak dağa yaklaşımın uzun olması ve tırmanışın süre olarak uzaması nedeniyle çoğu tırmanışçı rehberlik almıyor olsa bile ya lojistik destek (yani ana kampa kadar malzemenin katırlarla ya da bazı durumlarda helikopterle taşınması) ya da en azından base camp hizmeti satın alıyor.

Grajales’te base camp hizmeti alırsanız, bu genellikle base camp’te geçirilen 4–5 günlük yemek servisini ve internet hizmetini de kapsıyor. Çadırınızı kendiniz kuruyorsunuz, tabii ekstra bir hizmet almadıysanız. Bunun yanında üst kamplarda ise çadır kurma ve yeme-içme işlerini tamamen siz hallediyorsunuz.

Yüksek dağlık bölgede yürüyüş yapan bir kişi, arka planda kamp alanı ve bulutlu gökyüzü ile manzarayı izliyor.
Camp 2’e yukarıdan bakış

Rota oldukça kalabalık ve belirgin. Bunun yanında teknik olmadığı için zorlu görünmese de solo yapmanın tabii ki kendi içinde riskleri var. Hava şartlarının hızlıca değişmesi, -35 C varan soğuklar ve uzun yorucu rota yeterince hazır olamayanlar için ölümcül olabilir. Güvenlik açısından extra önlemler almak, hava durumunu yakından takip etmek ve yer yer diğer tırmanışçılarla iletişim halinde kalmak kritik. Aşağıdaki blogdan solo tırmanış yapan bir kadın dağcının oldukça detaylı deneyimini okuyabilirsiniz.

Ulaşım

Aconcagua’ya ulaşım için Mendoza’ya varmanız gerekiyor. Ben Türkiye’den önce Buenos Aires’e yaklaşık 18 saatlik bir uçuşla, ardından aktarmayla 1,5 saatlik bir uçuş sonrası Mendoza’ya vardım.

Mendoza’dan sonra yürüyüş yolunun başlangıcı olan Aconcagua National Park’a yaklaşık 3 saatlik bir araç yolculuğu ile ulaşılıyor. Daha sonra seçtiğiniz rotaya göre 2 -3 günde yürüyerek base camp’e varıyorsunuz.

Dağlık bir alanda yer alan çeşitli renkli çadırların bulunduğu bir kamp alanı.
Camp 2

Eğer pre-aklimatizasyon yaptıysanız park içinden direkt helikopter kullanarak da base camp’e ulaşmak mümkün. Aynı şekilde uzun ve yorucu dönüş yürüyüşünü atlayıp başlangıç noktasına helikopterle dönmek de bir seçenek. Helikopterler genelde 4 yolcu ya da 2 yolcu + ekipman kapasitesiyle çalışıyor. Toplam ücreti yolcular arasında paylaşıyorsunuz. Tek yön için yaklaşık 2000 dolar civarında.

Rota

Rotaya karar vermesi en az firmaya karar vermek kadar zorlu geçti. Çünkü her rotanın kendisine göre eksi ve artı sayılabilecek yönleri var. Bu aşamada hem firmalara danıştım hem de bloglardan deneyimleri okudum. 

Rotaya nasıl karar verdim?

Aconcagua’nın başlıca üç ana rotası var: normal yani klasik rota, Polish Glacier ve 360 (diğer adıyla Polish Traverse) rotası.

Polish Glacier oldukça teknik ve zorlu bir rota. Bu nedenle daha pahalı ve daha az tercih ediliyor. Bazı yıllarda Amerikalı firmalar tarafından Everest öncesi hazırlık olarak da kullanılıyor. Bu yüzden geçtiğimiz sezon Furtenbach Adventures tarafından sabit hatlar döşenmiş.

Eğer teknik bir zorluk istemiyorsanız diğer iki rota, en üst kamp olan Camp 3’e kadar farklı güzergahlardan ilerleyip sonrasında birleşiyor. Klasik ve en popüler rota, dünyanın en büyük üçüncü base camp’i olan Plaza de Mulas’a ev sahipliği yapıyor. Base camp ve lojistik anlamında daha gelişmiş olan bu rotada base camp’e yaklaşım yürüyerek genelde 2 gün içinde tamamlanıyor. Base camp içerisinde kafeden , yogaya bir çok olanak bulmak mümkün.

Dağlık bir alanda yer alan çok sayıda renkli çadır ve kamp alanı, arka planda büyük dağlarla çevrilidir.
Plaza De Mulas

Plaza de Mulas’un kurulduğu vadi güneşi geç aldığı için sabahlar genelde daha soğuk oluyor. Bu rotada kamp geçişleri daha kısa olduğu için 360 rotasına göre etaplar biraz daha dik. Bunun yanında kalabalık olması, kamp içinde hastalık riskini artırabiliyor ve özellikle tuvalet/duş sıraları zaman zaman can sıkıcı olabiliyor.

360 rotası yani diğer adıyla Polish Traverse, bir noktaya kadar Polish Glacier rotası ile aynı ilerleyip sonrasında dağı neredeyse 360 derece dolaşıp klasik rotadan indiğiniz için bu adı alıyor. Bu taraf, dağın farklı yüzlerini görmeye imkan verdiği için klasik rotaya göre daha çarpıcı.

Bunun yanında irtifa kazanımı klasik rotaya göre daha dengeli ancak kamp geçişleri arasında yürüyüş mesafesi daha uzun. Base camp’e yaklaşım da klasik rotaya göre daha uzun ve genelde 3 gün sürüyor. Arjantin tarafındaki base camp, Plaza de Mulas’a göre daha küçük ve daha sakin. Genel olarak rota, Camp 3’te klasik rota ile birleşene kadar çok daha tenha. Bizim turumuzda neredeyse tüm rotada tek başımızaydık, sadece bizden önce ilerleyen bir iki grupla karşılaştık.

Karla kaplı dağ sıralarının ve açık mavi gökyüzünün görüntüsü.
Camp 2’den And dağları manzarası

Ayrıca Arjantin base camp’ine güneş daha erken vurduğu için sabahlar daha sıcak oluyor. Bu da erken başlayan günler için ciddi bir avantaj.

Benim seçim kriterlerimde özellikle daha az kalabalık olması, daha dengeli irtifa kazanımı sağlaması ve daha manzaralı olması nedeniyle tercihim 360 rotası oldu.

Gün sonunda seçimimden memnun kaldım. Özellikle az insan olması expedition hissini ciddi anlamda yükseltti. Hatta ne zaman ki klasik rota ile birleştik, enerjim düştü diyebilirim.

Polish Glacier’ı uzaktan da olsa görmek güzeldi. Manzaralar oldukça tatmin ediciydi. Bunun yanında dönüşün klasik rotadan olması, daha hızlı inmek adına büyük bir artıydı.

Rota bölümleri

Firmadan firmaya değişse de, ekstra günler dahil edildiğinde 360 rota için programlar genellikle Mendoza’ya varış ve ayrılış dahil toplam 18 gün sürüyor.

Biz ise planımıza göre bir gün erken vardık ve dinlenme için ayrılan ekstra günlerden birini havanın beklersek kötüleşecek olma durumunda dolayı kullanmadık. Sonra hava gerçekten çıktığımız güne göre sertleşti. Ancak şimdi baktığımda o günü kullansak ya da bekleyebilsem belki zirveye çıkabilirdim diyorum. Gün sonunda firma ile ilerlediğiniz zaman bu gibi esnemeler daha az olabiliyor.

Buzullarla kaplı dağların ve geniş bir vadinin olduğu etkileyici manzara.
Plaza Arjantine’e yaklaşım

Grajales Expeditions planına göre tam akış şu şekildeydi:

Polish Traverse Route (Vacas) – Itinerary

GünRota / AktiviteYükseklikSüre
1Mendoza’ya varış, havaalanı transferi ve brifing760 m / 2,493 ft
2Mendoza – ekipman kontrolü ve kiralama
3Mendoza → Penitentes → Punta de Vacas → Pampa de Leñas2,950 m / 9,678 ft4–5 saat
4Pampa de Leñas → Casa de Piedra3,240 m / 10,630 ft6 saat
5Casa de Piedra → Plaza Argentina Base Camp4,190 m / 13,746 ft6–7 saat
6Plaza Argentina’da dinlenme
7Plaza Argentina → Camp 1 → Plaza Argentina4,800 m / 15,748 ft7 saat
8Plaza Argentina’da dinlenme
9Plaza Argentina → Camp 14,800 m / 15,748 ft4–5 saat
10Camp 1 → Camp 2 → Camp 15,486 m / 18,143 ft5–6 saat
11Camp 1 → Camp 25,486 m / 18,000 ft5 saat
12Camp 2 dinlenme
13Camp 2 → Cólera5,970 m / 19,586 ft4–5 saat
14Zirve günü6,960 m / 22,837 ft8–12 saat
15Ekstra hava günü
16Ekstra hava günü
17Cólera → Plaza de Mulas4,350 m / 14,271 ft2–4 saat
18Plaza de Mulas → Horcones → Penitentes → Mendoza7–8 saat yürüyüş + 3–4 saat araç

Sezon ve hava durumu

Aconcagua’nın yüksek sezonu Aralık–Şubat arasındaki dönemi kapsıyor. Bunun dışındaki dönemlerde (Kasım ve Mart) hava koşullarının daha sert olması nedeniyle kalabalık da ciddi şekilde azalıyor.

Resmi olarak sezon Mart ortası–sonuna kadar devam etse de, zirve tırmanışları genelde Şubat sonuna doğru bitiyor.

Kışın çok tercih edilmese de, özel izinle yapılan bazı tırmanışlar mevcut.

Aconcagua’da hava durumu yüksek sezon içinde bile oldukça dalgalı olabiliyor. Genel olarak soğuklarıyla bilinen bu dağda zirvede -35°C’leri görmek mümkün. Rüzgar ise zirve başarısını en çok etkileyen faktörlerden biri ve hissedilen sıcaklığın çok hızlı düşmesine neden oluyor.

Bir dağ yolunda yürüyen dağcı, karla kaplı arazide ilerliyor.
Camp 2’den Camp 3’e yük taşıma

Bunun yanında yürüyüşün ilk günlerinde, özellikle yaklaşım etaplarında, gündüz sıcaklıkları 30°C’ye kadar çıkabiliyor.

Ben tarih kararını verirken Aralık–Ocak–Şubat arasında en stabil dönemin hangisi olduğunu araştırdım ancak bu seneden seneye değişebiliyor. Firma tarafında özellikle Aralık ayının önerilmesinin nedeni, buzulların ve karın daha az erimiş olması sayesinde su sıkıntısının daha az yaşanması. Şubat’a doğru ise özellikle üst kamplarda su bulmanın zorlaşabildiğini ilettiler.

Ben tarih olarak 11 Ocak–30 Ocak aralığında gittim. Genel olarak hava oldukça açıktı. İlk başlarda düşük olan rüzgar, sonlara doğru arttı ama genel anlamda hava konusunda şanslıydık. Sadece kötü havanın yaklaşması planlarımızı biraz hızlandırdı ve bir dinlenme gününü atlamak durumunda kaldık.

Genel olarak Aconcagua’da yağmur nadir görülmüyor. Yüksek irtifalarda ise kar yağışı daha yaygın. Biz sadece Camp 3’ten base camp’e dönüşte kar yağışıyla karşılaştık.

Zorluk

Aconcagua teknik bir dağ olmasa da irtifa uyumu ve dayanıklılık açısından oldukça zorlayıcı. Özellikle zirve günü yaklaşık 1000 metre irtifa kazanımı ve rotanın yer yer oldukça dik ilerlemesi işi zorlaştırıyor.

Zorluk seviyesini artıran bir diğer nokta ise Nepal’den farklı olarak kendi yükünüzü kendiniz taşımanız. Yüksek irtifada ağırlık taşımaya alışık değilseniz bu durum ekstra zorlayıcı olabiliyor.

Eşya taşıma & porter sistemi

Base camp’e kadar tüm malzemeler katırlar ya da helikopterler tarafından taşınıyor. Siz sadece günlük su, yiyecek ve kişisel eşyalarınızın olduğu küçük bir çanta ile yürüyorsunuz.

Eğer firma ile giderseniz çadır ve yiyecek gibi ortak malzemeler genelde her 4 kişi için atanan bir porter tarafından taşınıyor. Ancak bunun da bir kilo sınırı var; genelde 15 kg’ı aşarsa kalan kısmı sizin taşımanız gerekiyor. Tüm kişisel malzemelerinizi ise zaten kendiniz taşıyorsunuz.

Bunun yanında taşımak istemezseniz ekstra ücret ödeyerek kişisel porter tutmak ya da birkaç kişi birleşip ortak bir porter paylaşmak mümkün. Bunu tüm tırmanış için baştan ayarlayabileceğiniz gibi, orada durumunuza göre bir gün önceden haber vererek de organize edebiliyorsunuz. Hatta sadece belirli kamplar arasında porter tutmak da mümkün. Tüm rota için porter tutmak 360 için 2115$ dolar, normal rota için 1.930$ dolardı.

Dağlık bir alanda oturan, sırt çantası taşıyan ve güneş gözlüğü takan bir kadın.
Eşya taşıma günü

Biz grubumuzda sadece 2 kişi olduğumuz için ekstra malzeme taşımamıza gerek kalmadı. En üst kamp ve dönüş dahil olmak üzere tüm kişisel ekipmanımızı kendimiz taşıdık. Genel olarak taşıma günleri aklimatizasyon sürecine uygun şekilde ikiye bölündüğü için ortalama bir taşıma gününde 13–14 kg civarında yük taşıdık.

Sadece bazı durumlarda, özellikle hava penceresi daraldığında, yükün tek seferde taşınması gerekebiliyor. Ama bizim başımıza gelmedi.

360 rotasında en zorlayıcı taşıma gününün, irtifanın etkisiyle Camp 2’den Camp 3’e olan etap olduğunu söyleyebilirim.

Dönüşte ise Camp 3’ten base camp’e tüm yükünüzle birlikte iniyorsunuz. Burada özellikle diz problemi varsa, ağırlıkla birlikte çarşak zeminden inmek oldukça zorlayıcı olabiliyor. Benim diz problemimi en çok hissettiğim etap da burası oldu.

Olanaklar

Konaklama

Aconcagua’da konaklama genel olarak çadırlarda yapılıyor. Eğer firma ile gitmişseniz çadırlar firma tarafından sağlanıyor. Bunun yanında son birkaç yıldır birçok firmanın sunduğu ek bir seçenek olarak “bunkhouse” denilen büyük çadır/yurt yapılar da var.

Bu alanlarda ranzalı yatak sistemi bulunuyor. Her yatağın kendine ait küçük eşya alanı, elektrik ve USB girişi ve bir miktar mahremiyet sağlayan perdeleri oluyor. Bunkhouse’lar genelde base camp ve yaklaşım kamplarında mevcut. Üst kamplarda ise çadır tek seçenek.

İç mekanında üst üste yatakların bulunduğu bir kamp alanı, sarı tente ile örtülü ve ahşap zeminli.
Bank House

Firmalar ekstra ücret karşılığında bunkhouse ya da tek kişilik çadır opsiyonu sunabiliyor. Ancak genellikle üst kamplarda paylaşımlı çadır kullanılıyor. Genel olarak 2 kişi bir çadır kullanıyor.

Ben yaklaşım kampları ve base campda bank houseda kaldım ve oldukça rahat ettim.  Üst kamplarda ise ekip arkadaşımla birlikte çadırı kullandık.

Tuvalet & Duş

Aconcagua’da eğer firmalardan lojistik destek ya da rehberlik alıyorsanız, yaklaşım ve base camp dahil tüm kamplarda duş ve tuvalet bulunuyor. Ortak kullanım alanındaki duşlarda sıcak su da mevcut. Tuvalet sistemi ise kompost tuvalet şeklinde.

Üst kamplarda da tuvalet imkanı var ancak burada sistem farklı. Kullan-at torbalar kullanılıyor ve kullanım sonrası torbayı sizin bağlayıp atık torbasına bırakmanız gerekiyor. Daha sonra bu atık torbaları firmanın porterları tarafından aşağıya indiriliyor.

Renkli bir gün batımının önünde dağ manzarası ile sarı bir tente.
Camp 2’de bir tuvalet çadırı

Eğer hiçbir şekilde lojistik destek almıyorsanız, üst kamplarda oluşan tüm insan atıklarını yine sizin taşıyıp aşağı indirmeniz gerekiyor. Aconcagua gibi yoğun trafiğe sahip dağlarda bu oldukça kritik bir uygulama. Türkiye’de uygulanmasa da, ticari olarak yoğun kullanılan birçok dağda karşılaşacağınız standart bir sistem.

Yeme&içme

Sanırım Arjantin’de ve tüm Aconcagua deneyimimde en etkilendiğim şeylerden biri yemeklerin ne kadar iyi olduğuydu. Base camp ve yaklaşım kamplarında sabit bir ekip ve aşçı bulunuyor. Üç öğün ana yemeğin yanında genelde kampa vardığınızda bir karşılama sofrası da oluyor. Hatta çoğu zaman vardığınız günün akşamında sizi bir barbekü bile karşılıyor.

Yemekler oldukça lezzetliydi ve bir Türk’e göre bile porsiyonlar oldukça büyüktü. Bunun yanında bu kamplardaki ortak alanlarda atıştırmalıklar, sıcak su, çay ve kahve sürekli mevcut.

Dört dilimden oluşan yarım pizza, bir yarısı beyaz sos ve soğan, diğer yarısı domates sos, jambon ve peynir ile süslenmiş.
Base camp’da pizza akşamı

Üst kamplarda ise artık aşçınız rehberiniz oluyor ve yemekleri rehberiniz hazırlıyor. Bu noktada menü biraz rehberinizin yeteneklerine göre değişiyor. Çoğu ekip kuru kamp yemeklerini ısıtıp yerken, bizim rehberimiz Luka bize sürekli taze yemekler yaptı.

Her sabah yumurta, şarküteri ve porridge hazırladı. Genelde bitiremeyeceğimiz kadar fazla olduğu için bir kısmını diğer ekiplerle paylaştık. Bu anlamda oldukça şanslıydık.

Base camp ve alt kamplarda genelde direkt kaynak sularından su alınıp kullanılıyor. Genel olarak tadı da oldukça iyi. Üst kamplara çıktıkça ise erimiş kar suyu kullanılmaya başlanıyor ve tat olarak biraz zorlayıcı olabiliyor. Bu yüzden Tang gibi toz içeceklerle karıştırarak içmek daha kolay oluyor.

Ben yanımda ayrıca su filtre tabletleri de götürmüştüm, sadece Camp 3’te kullanma ihtiyacı duydum. Çünkü Camp 3 kalabalık olduğu için hastalık riski daha yüksek oluyor.

Bir kişinin elinde, 'Terrazas de los Andes Reserva Malbec 2023' etiketi olan şişe.

Arjantin şarabıyla ünlü bir ülke olduğu için yaklaşım kamplarında ve base camp’te size şarap ikram edilebiliyor. Biz zirve çıkışına kadar bu ikramları geri çevirdik, dönüşte ise hakkımızı kullandık 😊

İnternet

Grajales’in üst kamplar dahil olmak üzere tüm kamplarda interneti vardı. İnternet oldukça hızlıydı ve ücretsizdi. Kamplarda genel olarak firmalar Starlink kullanıyor.

Sadece üst kamplarda elektrik daha kısıtlı olduğu için, yoğun kullanımda Starlink’in gücü tükenebiliyor ve bir süre kapatılıp şarj edilmesi gerekebiliyor. Günün sonunda Camp 3’te bile internete girebildim.

Maliyet

Ne kadar Harcadım?

Aconcagua tur ücretleri son yıllarda artan taleple birlikte giderek yükseldi. Bununla birlikte izin ücreti ve uçuşları da ekleyince toplam maliyet oldukça yüksek bir seviyeye çıkıyor. Yüksek dağlara gitmenin oldukça maliyetli bir aktivite olduğunu söyleyebilirim.

Bunun yanında tura ödeme yaptıktan sonra çok fazla gizli maliyetle karşılaşmıyorsunuz. Ben tur, izin ve uçak masraflarının dışında sadece Mendoza’daki harcamalarım (otelde kahvaltı dahildi) ve bahşişler için ekstra ödeme yaptım. Mendoza’ya beklenenden bir gün önce döndüğüm için ekstra bir gece konaklama ücreti de ödedim.

Dağda porter tutmadığım için bahşişler dışında herhangi bir ek harcama yapmam gerekmedi.

$
Tur ücreti6.450
Tırmanma izni1.450
Uçuşlar (iç hatlar dahi)2.300
Bank house farkı450
Mendoza extra gece150
Mendoza ek harcamalar 200
Bahşiş (rehber + stuff)400

Bahşiş

Daha önceki faliyetlerimde fazla bahşiş verdiğim için başka tırmanışçılar tarafından sorgulanmıştım. Evet, fazla! Sanırım biz Türkler olarak bahşiş verme konusunda biraz daha bol gönüllüyüz. En azından ben, zor şartlarda ve gerçekten ağır işlerde çalışan kişilere hak ettiklerini vermeye çalışıyorum ve bunun fazla olduğunu da düşünmüyorum.

Özellikle yaklaşım kamplarında ve base camp’te çalışan ekip bahşiş bekliyor olacaktır. Bu nedenle yanınızda daha küçük banknotlar bulundurmanızı öneririm, paylaştırmak açısından kolay oluyor.

Rehberinize de bahşişi tur sonunda ya da kutlama yemeğinde verebilirsiniz. Özellikle zirve yaptıysanız, daha yüksek bir bahşiş vermeniz beklenebiliyor.

Döviz çevirme

Arjantin’de son yıllarda Türkiye’ye benzer şekilde yüksek enflasyon olduğu için döviz çevirmek biraz zor olabiliyor. Mendoza içinde birkaç döviz bürosuna gittim ama dolardan pesoya çevirmediklerini söylediler. Çevirebildiğim tek yer kaldığım otel oldu, ancak biraz daha yüksek kurdan işlem yaptılar. Bu nedenle önerim havalimanındaki döviz bürolarını kullanmanız.

Çok fazla pesoya ihtiyaç duymadım. Genelde otelde yemek yediğim için ödemeleri kartla yaptım. Sadece küçük alışverişlerde (su vb.) nakit gerekiyor ve bu tarz küçük yerlerde kart her zaman geçmeyebiliyor. Bunun dışında restoranlarda çoğunlukla kart kabul ediliyor.

Hazırlık

Fiziksel

Aconcagua gibi zorlu bir dağ için ciddi bir hazırlık gerekiyor. Genel öneri, minimum 6 ay önce haftada 4–5 gün ile başlayıp, tırmanış yaklaştıkça bunu haftada 6 güne çıkarmak yönünde.

Özellikle yükü kendiniz taşıyacaksanız ve yüksek irtifada yük taşımaya alışık değilseniz, haftada en az bir günü sadece buna ayırmanızı öneririm. Erişiminiz varsa doğada, yoksa gym’de treadmill ya da merdiven çıkma aletinde ağırlıkla antrenman yapmak oldukça faydalı oluyor.

Bunun yanında nefes egzersizleri de yüksek irtifaya adaptasyon açısından destekleyici olabilir. Grajales’in partneri RECAL’in bu konuda hazırlanmış ücretli eğitimleri var. Aşağıdaki adresten inceleyebilirsiniz.

https://www.recal.training

Malzeme

Aconcagua oldukça soğuk olabildiği için buna uygun ekipmanla gitmek gerekiyor. Özellikle üst kamplar için -30°C civarında bir uyku tulumu ve 6000’lik zirvelere uygun bir bot olmazsa olmaz.

Tüm götürdüğüm ekipmanları ayrı bir liste halinde topladığım yazıyı ayrıca paylaşacağım.

Gün gün rota

Mendozoya varış

Aktarmalarla birlikte 28 saat süren uzun bir yolculuğun ardından Mendoza’ya vardım. Grajales’den biri beni alıp otele bıraktı. Grajales, yer varsa genellikle Diplomatic Hotel’den rezervasyon yapıyor. Mendoza’daki en iyi otellerden biri; oldukça merkezi, odaları geniş ve temiz. Döneminde gittiğinizde otelde kalanların çoğunun Aconcagua tırmanışı için gelen kişiler olduğunu fark ediyorsunuz.

Akşama doğru tanışma toplantımız olduğu için direkt odaya çıkıp uyumaya geçtim. Yol ve jetlag zaten zorlamaya başlamıştı. Bunun yanında gelmeden önce başlayan ve giderek artan boğaz ağrım da iyice hissettirmeye başlamıştı.

Şehir silueti üzerinde güneşin parladığı bir manzara, yeşil ağaçlar ve binalar görünmekte.
Diplomatic hotel penceresinden Mendoza manzarası

Biraz dinlendikten sonra ucu ucuna rehberimiz ve diğer tırmanışçıyla tanışmaya gittim. Kısa bir bilgilendirme toplantısı yaptık. Rehberimiz önümüzdeki günlerde bizi bekleyen süreci anlattı, daha önce yaptıklarımızı sordu.

Diğer katılımcı Norveç’ten gelen, üç çocuk annesi Alette’ydi. Marine mühendis olarak çalışıyormuş. Daha önce birçok dağ ve outdoor tecrübesi olan bir koşucuydu ancak yüksek irtifaya ilk defa geliyordu.

Tanışma ve bilgilendirme sonrası malzeme kontrolüne geçtik. Hem benim hem de Alette’nin ekipmanları yeterli olduğu için ekstra bir kiralamaya gerek kalmadı. Sadece zirve günü yanımıza 3–4 litre su almamız gerekeceği için bana ekstra bir matara almamı önerdi Luka.

Bu nedenle ertesi günü biraz Mendoza’yı keşfetmeye ayırmaya karar verdik.

Mendozada ek gün

Sabah ilk iş uyanınca bir outdoor mağazasına gidip kendime ekstra bir su şişesi aldım. Daha sonra öğlene doğru rehberimiz Luca ve Alette ile buluşup Mendoza’yı gezmeye başladık.

Mendoza bana ilk gördüğüm anda doğduğum ve büyüdüğüm şehir Adana’yı hatırlattı. Etrafı dağlarla çevrili, geniş bir düzlüğe kurulmuş ve oldukça sıcak bir şehir. Su sıkıntısı olduğu için şehir kanallarla donatılmış; dağlardan gelen su bu kanallar aracılığıyla dağıtılıyor.

Andes Ordusu Anıtı, üstünde bir melek figürü ile birlikte asker heykelleri barındıran, mavi gökyüzü arka planda olan büyük bir anıt.
Monumento al Ejército de los Andes

İlk olarak Monumento al Ejército de los Andes’i ziyaret ettik. İspanyollardan bağımsızlığı simgeleyen bir anıt. Burada birçok heykelin üzerinde şehrin simgesi olan dev akbaba (kondor) figürünü görmek mümkün.

Daha sonra şehrin içindeki büyük parka geçtik. Parque General San Martín oldukça geniş; içinde üniversiteden spor komplekslerine kadar birçok alan var. İçinden yine su kanalları geçiyor. Burada dondurma ve kahve alıp biraz vakit geçirdik. Arjantin dondurması gerçekten çok iyi.

Biraz parkta yürüdükten sonra öğleden sonra otele döndük. Ertesi gün için Luca son bilgilendirmeleri yaptı. Sabah erkenden buluşmak üzere ayrıldık.

1. Gün (Mendoza → Penitentes → Punta de Vacas → Pampa de Leñas)

Sabah 7 gibi otel lobisinde buluştuk. Bizim dışımızda Grajales’in başka grupları da hazırlanıyordu. 360 rotaya giden sadece bizdik, diğer herkes klasik rotaya gidiyordu. Lobide yaklaşık 30 kişi ve duffle çantalarla oldukça kaotik bir hazırlık vardı.

Bu sırada ilginç bir ekip de dikkat çekiyordu. Yaklaşık 10 doktor ve daha önce organ nakli geçirmiş 10 kişiden oluşan bir grup, Aconcagua’ya çıkarak deneysel bir tırmanış planlıyordu. Yanlarında bu süreci belgelemek için bir belgesel ekibi de vardı.

Otobüslere ve araçlara geçip yaklaşık 2,5 saatlik yolculuğumuza başladık ve park girişinin bulunduğu Pentinenties’e doğru yola çıktık. Yol boyunca manzaralar oldukça etkileyiciydi; yaklaştıkça dağlar gerçekten büyüleyici görünmeye başlıyor.

Yolda kısa bir mola verdikten sonra Penitentes’teki Grajales ofisine ulaştık. Burada duffle çantalar ikiye ayrılıyor. Önceden hazırladığımız şekilde bir çanta direkt base camp’e gönderilmek üzere, diğeri ise yaklaşım kamplarında yanımızda olacak şekilde etiketleniyor.

Biz az kişi olduğumuz için diğer çantalarımız da yol boyunca bizimle geldi ama hiç açma ihtiyacı duymadık. Diğer ekiplerin çantalarının direkt base camp’e gönderildiğini düşünüyorum.

Hazırlıklarımızı tamamlayıp duffle’ları bıraktıktan sonra park girişine Punta de Vacas’a gittik. Yaklaşık bir 10 15 dklık yolculukla. Luca izinleri görevliye onaylattıktan sonra yola çıkmaya hazırdık. Tüm kalabalığı geride bırakmak gerçekten rahatlattı. 360 rotada sadece biz vardık.

Dağlık bölgede bir taş ev ve yeşil bir konteyner, zemin üzerinde taşlar ve açık mavi gökyüzü ile.
360 rotası başlangıcı

Bu sırada öğle saatlerine yaklaştığımız için sıcak iyice hissedilmeye başlamıştı. Rota, toprak bir yoldan vadi boyunca başlıyor. Bir süre sonra ortasından akan bir nehrin paralelinde ilerliyorsunuz. Bugün, Aconcagua’nın çöl iklimini net şekilde hissettiğiniz, tozlu bir gün.

Dağlık bir vadi içerisinde akan çamurlu bir nehir, etrafında taşlar ve yeşil bitkilerle çevrili.
360 (Polish Traverse rotası)

Yolda iki tane dikkat çekici taşla karşılaşıyorsunuz. İnka taşları olarak bilinen bu kayaların üzerinde İnka döneminden kalma oymalar bulunuyor. İnkalar yaklaşık 500–600 yıl önce (15.–16. yüzyıl civarı) Peru’dan çıkarak And Dağları boyunca bu bölgeye kadar ulaşmış. Bu süreçte yüksek irtifayı da kapsayan zorlu geçişler yaptıkları biliniyor.

Sahada duran büyük bir taş üzerinde eski insan yapımı çizimlerin bulunduğu bir görüntü.
İnka Stone

Hatta yaklaşık 5300 metre civarında bir İnka mumyası bulunmuş. Uzun süre bulunduğu yerde bırakıldıktan sonra daha sonra alınarak müzeye taşınmış.

Öğle molasını derenin yanında verdik. Grajales oldukça güzel bir öğle kumanyası hazırlamıştı. Bunun yanında Luca da domates, avokado ve kavun 😊 getirmişti. Güzel bir moladan sonra benzer manzaralar eşliğinde devam ettik ve yaklaşık 4 gibi kampa vardık.

Kampa vardığımızda oldukça güzel bir sofra bizi karşıladı — ki bu sadece karşılama çayıydı. Uzun süre masa başında sohbet ettikten sonra biraz dinlenmeye çekildik.

Ahşap masada çeşitli atıştırmalıklar; zeytin, meyveler, şarküteri ürünleri, kuruyemiş ve ekmek yer almakta.
Karşılama çay sofrası

Ben bunkhouse’da, Alette ise çadırda kalıyordu. Bunkhouse’da tek başımaydım, oldukça konforluydu. Ancak hastalığım nedeniyle doğru aklimatize olamadığımı hissetmeye başladım ve başım ağrımaya başladı. Normalde bu seviyelerde irtifanın etkilerini hissetmem ama sanırım hastalığım için aldığım ilaçlar aklimatizasyonumu olumsuz etkiledi. Bu da beni biraz endişelendirdi. Ağrı kesici alarak durumu kontrol altına alabildim.

Saat 7 gibi yemek yedik. Arjantin’de porsiyonlar gerçekten oldukça büyük. Yemekler de oldukça lezzetliydi, bunu açıkçası hiç beklemiyordum. İlk günden bize biftek ve patates püresi yaptılar. Üstüne tatlı, yanında da birçok farklı salata/meze benzeri garnitür vardı.

Bir tabakta et yemeği ve yanındaki patates püresi.

9 gibi bunkhouse’a geçip 10 civarında uyudum. Ertesi gün daha uzun bir rota bizi bekliyordu.

2. Gün (Pampa de Leñas → Casa de Piedra)

Sabah erkenden kahvaltı yapıp 8 gibi yola çıktık. Önce bir köprüden geçerek ırmağın sağında kalan patikaya geçtik. Düne benzer şekilde taşlık ve tozlu bir vadide, ırmağa paralel ilerleyerek inişli çıkışlı devam ediyorsunuz. Ara ara yanımızdan geçen yük taşıyan katırlara dikkat ederek ilerledik. Bugün rüzgar fazla olduğu için yürürken biraz zorluyordu.

Yüksek dağlık bölgede, derin bir vadide uzanan kayalık alanlar ve yeşil çayırlıklar.

Bugünün sürprizi vicuña sürüleri ile karşılaşmamız oldu. Normalde görmenin oldukça zor olduğunu söylediler ama biz 360 rotada bol bol gördük. Yaklaştığınızda ürktükleri için biraz mesafeden izledik. Vicuña, Güney Amerika’ya özgü, lama ve alpaka ile akraba bir tür. Oldukça sevimlilerdi, sürülerde yavrular da vardı. Gün boyunca ara ara görmeye devam ettik.

Bir yolda duran, tüyleri kahverengi olan bir hayvan, arka planda dağlık bir alan görünmektedir.
Vicuña

Yaklaşık 3–4 gibi kampa vardık. Yine güzel bir çay sofrası ile karşılandık. Kamp alanı oldukça geniş, çöl benzeri bir platodaydı. O güne özel akşam yemeğinde barbekü yaptılar, tatlı olarak da tiramisu vardı.

Dağlık alanda yer alan çeşitli renklerde çadırlardan oluşan bir kamp alanı.
Casa de Piedra

3. Gün (Casa de Piedra → Plaza Argentina Base Camp)

Bugün 360 rotasındaki base camp’a kadar en uzun ve zor etap. Rehberimiz Luca bugünü ilk önemli eşiklerden biri olarak değerlendiriyordu. Base camp’ten hemen sonra bir iki dere geçişi var. Dağlardan gelen buzulların erimesiyle oluşan bu dereler aşırı soğuk.

İki dağcı, su içinde yürüyerek geçiyor. Arka planda dağlar görünmekte.
Soğuk dere geçişi

Ayakkabıların ıslanmaması için çıkarıp sandaletle geçmek gerekiyor. Luca bu kısım için oldukça temkinliydi çünkü yeterince hızlı olmazsak parmaklarda soğuk hasarı riski oluşabiliyor. Alette de daha önce bir trekkingde parmaklarında ciddi üşüme yaşamış, bu yüzden biraz tedirgindi.

Benim soğuk su toleransım daha yüksek olduğu için açıkçası çok etkilenmedim. Geçiş sonrası hızlıca ayağımı kurutup ayakkabımı giydim. Alette’nin ayağını biraz ısıtmak gerekti, Luca havluyla yardımcı oldu. Neyse ki herhangi bir sorun yaşamadan bu kısmı atlattık.

Buzul kaplı bir dağın tepe kısmının görünümü, çevresinde sarp yamaçlar ve açık mavi bir gökyüzü ile.
Plaza Arjantin yolunda Aconcagua görünmeye başlarken

Bundan sonraki ilk kısım derin bir vadiden, yine bir ırmağa paralel yükselerek ilerliyor. Taş düşme riskine karşı ilk bölümde kask taktık. Bir tepeyi aşıp birkaç saat ilerledikten sonra ilk defa Aconcagua’yı görüyorsunuz. Hedefi görmek insanı aynı anda hem heyecanlandırıyor hem de hafif bir tedirginlik veriyor. Burada bir süre durup bol bol fotoğraf çektik.

Buzullarla kaplı dağların ve yeşil alanların bulunduğu bir vadiye yürüyen bir kişinin görüntüsü.
Aconcagua (Solda)

Gün boyunca tek olduğumuz rotada ilk kez geri dönen bir grupla karşılaştık. Yüksek irtifa hastalığı nedeniyle dönenler vardı. Normalde 360 rotasının dönüşü klasik rotadan yapılıyor ama Camp 2’ye varmadan dönmek isterseniz geldiğiniz yoldan geri dönüyorsunuz.

Uzun bir süre Aconcagua karşınızda olacak şekilde ilerleyip bir vadide öğle molası verdik. Bu sırada uzun zamandır görmeyi umduğum kondorları tepemizde süzülürken gördük. Uzakta olsalar da görmek gerçekten keyifliydi. Bu rotada karşılaştığımız ikinci endemik tür olması, doğru rotayı seçtiğimi hissettirdi.

Mavi gökyüzü arka planında yer alan dik kayalıklara sahip dağ manzarası; birkaç yeşillik bitki görülüyor.
Tepemizde uçan kondor

Artık neredeyse Aconcagua’nın eteklerine geldiğinizde Arjantin tarafındaki base camp’e ulaşıyorsunuz. Base camp, klasik rotadaki Plaza de Mulas’a göre daha mütevazı ama fazlasıyla yeterli. Hatta benim için daha sakin olması bir avantajdı.

Dağlık bir alanda kurulu, çeşitli renklerde çadırların bulunduğu kamp alanı.
Plaza Arjantine

Base camp’te sürekli kalan yaklaşık 6–7 kişilik bir ekip var. Aşçıdan base camp manager’a, servisten lojistiğe kadar farklı görevlerde çalışıyorlar. Bizi sıcak bir şekilde karşıladılar. Çay soframız çoktan hazırdı. Buradaki ekibi gerçekten sevdiğimi söyleyebilirim. Base camp’da toplamda 4 gün geçirecektik. Kısa sürelide olsa evimiz olacaktı.

Bir çadırda gülümseyen altı kişi, yemek masası etrafında poz veriyor. Arkada mutfak aletleri ve renkli süslemeler var.
Base kamp ekibi & Luca

4. Gün (Plaza Argentina’da dinlenme)

Bugün base camp’te dinlenme günümüzdü. O yüzden her zamankine göre daha geç kalkıp geç sayılabilecek bir kahvaltı yaptık. Biz kahvaltı yaparken kadınlardan oluşan bir ekip Camp 1’e geçmek için hazırlanıyordu. Uzun süre onların hazırlıklarını izledik — birkaç gün sonra bizim de benzerini yaşayacağımız için özellikle merak ettim.

Eşya taşıma günlerini yapmışlardı, şimdi kalan ekipmanlarını yukarı taşıyacaklardı. Ağırlıklarını ölçüp porter’a ihtiyaçları olup olmadığını tartışıyorlardı. Bizden farklı olarak kendi yiyeceklerini ve kamp ekipmanlarını kendileri taşıyorlardı. Rehberleri İsveçliydi ve sadece base camp hizmeti almışlardı. Bu nedenle bize göre daha az maliyetli bir tırmanış yaptıklarını düşünüyorum.

Base camp ekibi Camp 1’e uğurladığı her grubu oldukça neşeli bir şekilde gönderiyor; müzik açıp dans ediyor, fotoğraf çekiyorlar. Bu sırada biz de ekipteki kadınlarla sohbet ettik. Çoğunluğu Amerikalıydı, bir kısmı İsveçli, biri de Norveçliydi.

Dağda bilgiler biraz karışarak yayıldığı için onlar bizi, biz de onları tamamen Norveçli bir ekip sanıyormuşuz 😊 Bu yanlış anlaşılmayı da böylece çözmüş olduk.

Ekibi uğurladıktan sonra kalan zamanı duş alıp dinlenerek, kitap okuyarak ve bol bol Yatzy oynayarak geçirdik. Yatzy zarlarla oynanan bir oyun; ben de bu vesileyle ilk defa öğrenmiş oldum.

Bir dağın tepesi ve mavi gökyüzü görünümüne sahip bir manzara. Solda bir yapı yer alıyor.
Yatağımdan görünen Aconcagua zirvesi

Ertesi gün Camp 1’e ilk eşya taşımamızı yapacağımız için Luca bize eşyaları nasıl dağıtmamız gerektiğini anlattı. Malzemeleri iki eşit parçaya, yaklaşık 12–12 kg olacak şekilde bölmemiz gerekiyordu. Tabii sadece o gün kullanmayacağımız ekipmanları yukarı taşımalıydık.

El tipi baskül ile tartarak ertesi gün için hazırlık yaptık. Bu kısım biraz uğraştırıcı. Yanlış bir malzemeyi yukarıda bırakmak can sıkıcı olabilir. O nedenle dikkatle yapmamız gerekti.

5. Gün (Plaza Argentina → Camp 1 → Plaza Argentina)

Sabah kahvaltıdan sonra çantaların son halini verip yola koyulduk. Bugünkü amacımız Camp 1’e kadar eşyaları taşıyıp orada bırakmak, aynı zamanda yüksekliğe uyum sağlamak için biraz vakit geçirip geri dönmekti.

Yolun ilk kısmında taş düşme riski olduğu için kaskla başladık. Bu bölümde artık yavaş yavaş gerçek tırmanış hissi ve buzul manzarası başlıyor. Havanın güneşli olmasıyla eriyen buzulların sesini dinleyerek ilerliyorsunuz. Ara ara küçük buzul gölleri de karşınıza çıkıyor.

Karlı dağların arka planda yer aldığı, taşlık bir arazideki doğal manzara.
Güneş ile birlikte oluşan buzul gölleri

Riskin azaldığı noktada kaskları çıkarıyorsunuz ve ardından çarşak geçiş başlıyor. İnişli çıkışlı devam eden bu bölümden sonra, son aşamada daha dik bir çarşak geçmeniz gerekiyor. Rehberimize göre bugün zorluk açısından ikinci “kilit nokta” diyebileceğimiz bir etaptı. Üstüne bir de yük taşıyor olmak zorluğu iyice artırıyor.

Son kısımda yer yer bata çıka küçük bir dereyi de geçip Camp 1’e ulaştık. Çok zor diyemem ama ciddi efor isteyen bir etaptı.

Dağlık bir alanda dizilmiş turuncu çadırlar ve mavi gökyüzü arka planda.
Camp 2

Camp 1’e vardığımızda yine neredeyse yalnızdık. Kadın tırmanış ekibi o gün Camp 2’ye taşıma yaptığı için onlarla karşılaşmadık. Sadece rehberlerinden biri ikinci taşıma turunu yapıyordu, onunla karşılaşıp biraz sohbet ettik.

Öğle atıştırmalıklarımızı yedikten sonra dönüşe geçtik. Yaklaşık 1,5 saat içinde tekrar base camp’e vardık. Ertesi gün yine dinlenme günümüz olacaktı.

Yüksek dağlık alanda yer alan kamp alanı, sarı ve mavi çadırlarla dolu. Arka planda, yüksek dağlar ve mavi gökyüzü bulutlarla kaplı.
Yukarıdan base camp (Plaza Arjantine)

6. Gün (Plaza Argentina’da dinlenme)

Bugün 2. dinlenme günümüz. Yüksekliğe uyum çıkışını yaptığımız için artık base camp doktoruna görünüp tırmanışa devam edip edemeyeceğimizin değerlendirilmesi gerekiyor. Bu, izin alan herkes için standart bir prosedür.

Bir tıbbi kontrol sırasında hemşire, sağlık ekipmanlarını kullanarak hastanın durumunu değerlendiriyor. Diğer iki kişi bilgisayarda çalışıyor.
Doktor kontrolü

Base camp doktoruna gidip ölçümlerinizi yaptırmanız ve onay almanız gerekiyor. Kahvaltıdan sonra ilk iş gidip Alette ve benim ölçümlerimiz yapıldı. Genelde nabız, oksijen satürasyonu gibi değerler ölçülüyor. Bunun yanında doktor uyku, iştah ve genel durumunuzla ilgili birkaç soru da soruyor. İkimizin de değerleri iyi çıktığı için devam iznimiz verildi.

Geri kalan zamanda, bir süre daha duş imkânı olmayacağı için son kez base camp’te duş aldık. Çamaşırlarımızı yıkadık. Ertesi gün tüm eşyalarımızı toplayıp base camp’e veda edecektik.

7. Gün (Plaza Argentina → Camp 1)

Sabah uyandığımızda bir helikopter base camp’a yanaşıyordu. Ara ara helikopterler hava koşullarına göre eşya veya yolcu taşımak için kullanılıyor.

Kahvaltıdan sonra hazırlandık; bugün kalan eşyalarımızla birlikte aynı yolu tekrar çıkacaktık. Eşyalarımızın ağırlığı neredeyse bir önceki gün taşıdıklarımızla aynıydı, bu da iyi bir planlama yaptığımızı gösteriyordu. Base camp çalışanlarıyla vedalaşıp fotoğraf çektirdikten sonra yürümeye başladık.

Yolu artık bildiğimiz ve daha önce geçtiğimiz için bu kez daha hızlı şekilde Camp 1’e ulaştık. Kampa vardıktan sonra çadırımızı kurduk. Luca’ya yardım ederek Alette ile birlikte tek çadır paylaşacaktık. Zaman ve daha az üşüme açısından en mantıklı seçenek buydu.

Dağlık bir alanda sarı çadırlar bulunan kamp alanı, mavi gökyüzü ve beyaz bulutlarla çevrili.
Camp 1

Camp 1’den itibaren internet için Starlink kullanılıyor. İnternet oldukça iyi ancak elektrik güneş enerjisiyle sağlandığı ve sınırlı olduğu için aralıklarla açılıp kapatılarak kullanılıyor.

Bir sonraki gün dinlenme yapmadan Camp 2’ye eşya taşımaya karar verdik. Bir yandan da sürekli hava durumunu kontrol ediyorduk; fırtına tahmini bir gün öne ya da ileriye kaydığı için zamanı daha verimli kullanmamız gerekiyordu.

8. Gün (Camp 1 → Camp 2 → Camp 1)

Bugün Camp 2’ye yine eşyalarımızın yarısını taşıyıp geri dönmeyi planladık. Hava oldukça güzeldi, rüzgâr neredeyse yok gibiydi. Camp 1’den yükseldikçe karşıda Polish Glacier’ı uzaktan görmeye başlıyorsunuz. Polish Glacier teknik bir kar-buz rotası olduğu için daha zorlu ve bu nedenle çok tercih edilmiyor. Geçen sene Furderbach firması sabit hat döşeyerek Everest hazırlığı yapan bazı ekipler için çalışma yapmış.

Rotada öğlene doğru yükseldikçe 360 rotanın en güzel manzaraları ortaya çıkıyor. Geniş bir panoramada And Dağları’nı görmek gerçekten çok keyifliydi; bol bol fotoğraf çektik.

Beyaz karlarla kaplı dağ manzarası, mavi gökyüzünde bulutlarla birlikte görünüyor.
Camp 2 yolunda And dağları manzarası

Bugün bizden başka yürüyen birkaç ekip daha vardı. Daha önce Ojos del Salado tırmanışı yaptıkları için iyi aklimatize olmuşlardı ve her gün kamp atlamadan ilerliyorlardı.

Öğle molasından sonra bir buz örtüsünü geçerek Camp 2’ye ulaştık. Tüm kamplar arasında Camp 2’nin en iyi manzaraya sahip kamp olduğu söylenir, biz de bunu yerinde gördük. Base camp’te tanıştığımız kadın ekip ile nihayet Camp 2’de karşılaştık. Onlar dinlenme günü yapıyordu. Öğle yemeğinde bolca sohbet edip tanıştık, oldukça sıcak insanlardı.

Sonrasında tekrar Camp 1’e dönmek üzere yola çıktık ve yaklaşık bir saat içinde kampa vardık.

Bir tabak içinde bir hamburger ekmeği, üstte dilimlenmiş domates ve peynir, altta ise soğan dilimleri yer almakta.
Akşam yemeği hamburger

Base camp’ten sonra artık aşçınız rehberiniz oluyor ve onun yeteneklerine kalıyorsunuz. Çoğu ekip sadece hazır kamp yemeklerini ısıtırken, Luca bize sürekli taze yemekler yaptı. Hatta bunun en iyi örneği — bunu yapacağını söylediğinde şaka sanmıştım — bize hamburger yapmasıydı. Bu anlamda gerçekten şanslıydık. Ertesi gün Camp 2’de kalan eşyalarımızı alıp tamamen yukarıya çıkacaktık.

9. Gün (Camp 1 → Camp 2)

Yaklaşık 3,5 saat sonra Camp 2’ye vardık. Biz ulaştığımızda diğer grup Camp 3’e eşya taşıdığı için Grajales base camp alanında yalnızdık.

Yüksek bir dağlık alanda yer alan çeşitli renklerde çadırlardan oluşan bir görüntü.
Camp 2

Üst kamplarda bir mutfak çadırı, ayrıca yemek yemek ve vakit geçirmek için orta büyüklükte dome tarzı çadırlar bulunuyor. Bunun dışında herkes 2–3 kişilik çadırlarda kalıyor.

Vardığımızda Luca yemek hazırlıklarına koyuldu. Alette ise yeni aldığı ekipmanı denemek için krampon alıştırması yaparak vakit geçirdi. Ben de base camp çevresinde çekim yaparak günü değerlendirdim.

Dağlık alanda farklı renklerde kamp çadırları, yüzeyde kar ve taşlar, arka planda yüksek dağlar ve mavi gökyüzü.
Camp 2

Bir süre sonra kadın tırmanış ekibi geldi ve yemek hazırlığına başladılar. Akşam yemeğinde birlikte sohbet ederek vakit geçirdik. Onlar oldukça yorgun oldukları için hava kararmadan çadırlarına çekildiler.

Biz önce biraz kart oyunu oynadık — Alette’nin öğrettiği Norveç kart oyunu. Sonra hava kararmaya yakın, güneşin batışını izlemek için kaz tüyü kıyafetlerimizi giyip manzarayı görebileceğimiz bir noktaya geçtik. Camp 2’de gün batımı gerçekten çok etkileyiciydi.

Güneşin batışı sırasında aydınlatılan karla kaplı dağların ve bulutların manzarası.
Camp 2’de gün batımı

Uzun süre izledikten sonra kararmaya yakın çadırlara döndük. Çadırda biraz kitap okuyarak vakit geçirdim. Ancak bu aşamada ilk günlerdeki boğaz ağrım yerini giderek artan bir öksürüğe bıraktı. Uyku uyumamı zorlaştıran, ara ara kriz şeklinde gelen bir öksürüktü ve iyiye gitmiyordu.

10. Gün (Camp 2 > Camp 3>Camp2)

Normalde programda bugün dinlenme günüydü ancak zamanımız daraldığı için bu günü Camp 3’e eşya taşımak için kullanmaya karar verdik. Sabah kahvaltıdan hemen sonra yola çıktık. Luca’ya göre bu tırmanışın 3. kritik eşiğiydi.

Bugünkü etap Camp 2’den Camp 3’e traverse şeklinde ilerleyip yükseldiğiniz, diğer rota ile birleştiğiniz; çoğunlukla buz ve kar geçişlerinden oluşan ve irtifanın kendini iyice hissettirdiği bir rotaydı.

Dağ zirvesinin üzerinde oluşan bir gökkuşağı ile mavi gökyüzü ve bulutlar.
Camp 3 yolunda bizi selamlayan gökkuşağı

Bugün öksürüğüm iyice arttı ve yol boyunca beni zorladı. Bu durum rehberimizi de biraz endişelendirdi. Camp 3’e varmadan geçen son bir saat özellikle zorluydu.

Camp 3’e vardığımızda Grajales kampında kimse yoktu ve oldukça sakindi. Biraz dinlendikten sonra Camp 3’te bir kurtarma helikopteri yanaşmaya başladı. Tek başına tırmanan bir dağcı kendini kötü hissettiği için arama kurtarmaya haber vermiş ve onu almaya gelmişlerdi.

Camp 3’te, diğer kamplardan farklı olarak helikopter doğrudan inmek yerine bir halata bağlı kurtarma görevlisi aşağı iniyor; tırmanıcıyı da kendine ve halata bağlayarak birlikte yukarı çekiyorlar. Bu süreci izlemek oldukça ilginçti. Gün sonunda ekip başarılı bir kurtarma gerçekleştirdi.

Yüksek dağ zirvesinde kurulu renkli çadırlar ve karla kaplı arazinin manzarası.
Yukarıdan Camp 2

Biz de öğle atıştırmalığımızdan sonra Camp 2’ye inişe geçtik. Kampa vardığımızda Luca, ciğerlerimi rahatlatmak için buharlı bir karışım hazırladı. O an için gerçekten iyi geldi ama gece boyunca öksürük devam etti. Sesim de artık baya kısılmaya başlamıştı.

11. Gün (Camp 2 > Camp 3)

Normalde bugün dinlenme günü olarak planlamıştık ancak fırtına tahminlerinin yaklaşması nedeniyle eşyalarımızı taşıyıp direkt Camp 3’e geçmeyi planladık. Diğer ekip de birkaç gündür Camp 2’deydi ve Camp 3’e geçmeye karar vermişti. Biz onlardan biraz daha erken çıktık. Kalabalık ekiplerde senkronizasyon biraz zaman alıyor.

Karla kaplı dağlık alanda yer alan sarı çadırlar, mavi gökyüzü ve beyaz bulutlarla çevrili.
Camp 3

Kalan eşyalarımızı taşıyıp Camp 3’e vardık. Çadırımız zaten kuruluydu. Grajales’in Camp 3 alanı oldukça kısıtlı bir bölge. Öğle yemeğini yedikten sonra, normal rotadan gelen birçok ekip de Camp 3’e ulaşmaya başladı ve dağda hiç sevmediğim bir kaos ortamı oluştu. Gürültü, sürekli bir şeylerin kaybolması, aramalar, internet ve elektriğin doğal olarak hızla tükenmesi… Oldukça yoğun ve düzensiz bir atmosferdi. Olabildiğince çadırda kalmaya çalıştık.

Bu sırada güneşin etkisiyle eriyen karlar neredeyse çadırları su içinde bırakıyordu; bizim çadırımız ise daha önce kurulduğu için nispeten avantajlı bir konumdaydı.

Daha sonra Luca gelip yarın zirve denememizi yapacağımızı söyledi; aksi halde havanın bozulacağı ve uygun zaman aralığını kaçıracağımızı belirtti. Bu, aslında bir haftadır hiç dinlenme yapmadan zirveye gitmek anlamına geliyordu ama şartlar böyleydi.

Kahvaltı tabağında iki çeşit peynir, dilimlenmiş jambon, zeytinler, kuru üzüm ve gülümseyen şekilli kurabiyeler bulunan bir metal tabak.
Moralimi yerine getirmek için Luca’nın hazırlayıp çadıra getirdiği ikram

Benim öksürüğüm iyice kötüleşmeye başlamıştı; neredeyse iyileşmek için çeşitli ilaçlar ve çay karışımları deniyordum ama irtifa düşmedikçe düzelmesi pek mümkün görünmüyordu.

Erken uyuyup sabaha karşı 3 civarı kalkmak ve 5 gibi yola çıkmak üzere anlaştık. Aynı anda birçok ekip zirve yoluna gireceği için kaos kaçınılmazdı. Bu nedenle Luca’nın direktifleriyle dikkatlice çantamızı hazırladık. Sabah dondurucu bir soğuk bizi bekliyordu. Artık 6000 metredeydik.

12. gün (Zirve Günü)

Sabah 3 gibi, gece boyunca stresli şekilde aralıklarla uyanarak, Luca’nın seslenmesiyle kalktık. Önce hafif bir hazırlık yapıp çantalarımızı toparlayarak giyindik. Luca kahvaltıyı hazırlıyordu; bu sırada kahve içtik. Benim boğazım kötü olduğu için taylored bir içecek verdi, onu içip birkaç ilaç aldım. Ancak bu kadar ilaç yüklemek iyi bir karar mıydı emin değilim.

Kamp alanında başında kafa lambası ile oturan bir kişi, masada çeşitli termoslar ve mutfak gereçleri ile yemek hazırlıyor.
Zirve yoluna çıkmadan önce domda kahvaltı yaparken

Kahvaltıdan sonra 5’e doğru yola çıktık. Luca’ya göre bu en doğru saatti; eğer çok erken çıkarsak Aconcagua’da güneş geç vuracak ve aşırı üşüyecektik. Bu saat aralığında ise güneşi daha iyi yakalayacağımızı düşünüyordu.

Kat kat giyinmiş şekilde yola çıktık. Çoğu kişi aşırı üşüyordu ama ben aldığım ilaçların etkisiyle tam tersi aşırı ısındım ve bu durum sıcak basmasına dönüştü. Sırayla ilerlerken üzerimden bir şeyler çıkarmak istedim ama Luca bunun mümkün olmadığını söyledi.

Yaklaşık 2–3 saat içinde krampon noktasına ulaştık. Bu kısmı karanlıkta geçtiğimiz için etrafımızda olan biteni çok net göremiyorduk. Sadece onlarca kafa lambasının oluşturduğu ışıklar arasında, dik bir yamacı zikzaklar çizerek çıkıyorduk.

Bir dağcı, kayak gözlüğü takarak gülüyor. Arka planda, başka dağcılar karlı bir zirveye doğru yürüyüş yapıyor.
Zirve yolu

Bu noktada öksürüğüm arttı ve aldığım ilaçların da etkisiyle yeterince iyi aklimatize olamadım. Midem bulanmaya başladı ve gücüm düştü. Krampon noktasını geçip yaklaşık 6400 metreye ulaştığımızda iyice yavaşladım ve geri dönmenin daha doğru olacağını düşündüm. Bir ekip ile birlikte aşağı inmeye başladım.

Alette ve Luca ise devam edip zirveye ulaştılar. Akşam 5 civarı kampa döndüklerinde oldukça yorgunlardı. Birlikte yemek yedik. Ertesi gün dönüşe geçecektik.

13. gün (Camp 3 > Plaza De Mulas)

Bugün normal rota üzerinden Camp 3’ten base camp’e kadar tüm yolu tek seferde inmemiz gerekiyordu. Tüm eşyaları, normalde parça parça taşımanın aksine, tek seferde taşıdığımız için yükümüz her zamankinden daha ağırdı. Ancak normal rotadaki kamp mesafeleri 360’a göre daha kısa olduğu için planımız hiç öğle molası vermeden direkt base camp’e ulaşmaktı.

Buzul tabakasıyla kaplı dağların arasında bir göl ve sisli hava.
Plaza de Mulas yolunda manzaralar

Bu rota, günlerdir alıştığımızdan çok daha kalabalıktı. Hem inenler hem çıkanlar derken birçok kişiyle karşılaşıyorsunuz. 360 rotasına göre de çok daha dik bir yapıdaydı. Camp 2 ile Camp 3 normal rotada birbirine çok yakın olduğu için neredeyse yarım saatte Camp 2’ye vardık.

Kısa bir internet molası verdikten sonra Camp 1’e doğru devam ettik. Bu sırada inişte dizimdeki sorun kendini göstermeye başladı ve ağrım arttı. Alette de dünden yorgun olduğu için daha yavaş gitmek istedi ve bu noktada yollarımız ayrıldı. Luca beni başka bir ekibe emanet etti.

Bu aşamada hızlı bir iniş yaptık diyebilirim. Ancak hava, tahmin edildiği gibi bozulmaya başladı ve fırtına ile birlikte kar yağışı ve tipi etkili oldu. Tam ben durumum kötüleşmeden base camp’e ulaştım.

Dağlık alanda renkli çadırlarla dolu bir kamp alanı görünümü.
Plaza De Mulas

Base camp oldukça büyüktü; sanırım Aconcagua base camp’i, Everest base camp’ten sonra gördüğüm en büyük ikinci kamptı. Neredeyse küçük bir şehir gibiydi. Geldiğimde bizim için hazırlanmış dome çadıra girdim ve bir şeyler yedim.

Benden yaklaşık bir saat sonra Luca ve Alette de geldi. Bu sırada hava iyice sertleşmiş, yağış artmıştı. Dışarısı oldukça soğuktu. Günün geri kalanında dome çadırda ısınarak zaman geçirdik ve dinlendik. Hepimiz oldukça yorgunduk; gücümüzün sonuna geldiğimiz çok belliydi.

Dönüş yolu (Plaza de Mulas → Horcones → Penitentes → Mendoza)

Bugün normal rotadaki 2 günlük yaklaşımın tek günde tamamlandığı, oldukça uzun bir etabı geçtik. Gerçekten mesafe açısından beni en zorlayan gün diyebilirim. Bazı kişiler bu bölümü yürümek yerine helikopter kullanmayı tercih edebiliyor.

Dağlık arazide güneşli bir gün, mavi gökyüzü ve beyaz bulutlarla kaplı. Renkli yamaçlar ve derin vadiler görünmekte.
Dönüş yolunda Aconcagua National park

Öğle arasını ile birlikte yaklaşık 8-9 saatte Penítenes’e vardık. Burada duff’larımızı alıp yaklaşık 2–3 saatlik bir araç yolculuğuyla Mendoza’ya döndük.

Ertesi gün tüm Grajales ekibiyle veda yemeği yedik ve rehberlerimize teşekkürlerimizi sunduk.

Aconcagua oldukça dayanıklılık isteyen bir dağ. Genelde hava koşullarıyla birleştiğinde zirve başarı oranları oldukça düşüyor. Himalayalarda benzer yüksekliklerde bu oran %60–70 civarındayken Aconcagua’da yaklaşık %30 seviyelerinde. Bu nedenle birçok kişi için tekrar deneme gerektiren bir zirve.

İleride tekrar zirve denemesi yapmayı düşünebilirim ancak maliyetler nedeniyle sponsorluk olmadan artık zor görünüyor. Umarım bir gün tekrar deneyimleme şansım olur ve bu kez solo bir çıkış yapabilirim.

Maceranın bir parçası olmak için abone ol!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Hey merhaba 👋
Tanıştığımıza memnun oldum.

Maceranın bir parçası olmak için abone ol!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bir Cevap Yazın

Translate »
İçindekiler

Patikada Bir Kadın sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin