West Highland Way – İskoçya kırsalında tek başına 10 gün

West Highland Way – İskoçya
İskoçya’nın en popüler uzun mesafe rotası · 154 km · Glasgow – Fort William
🌤️ Sezon: Mayıs–Eylül
Ben Ne Zaman Yürüdüm
Mayıs 2024
Yürüme Süresi
6–8 gün
Mesafe
~154 km
Toplam İrtifa Kazanımı
~3.200 m (iniş + çıkış toplamı)
En Yüksek Nokta
~550 m (Devil’s Staircase)
Başlangıç / Bitiş
Milngavie → Fort William
Konaklama
Kamp · B&B · Hostel
Zorluk
🧗‍♀️ Teknik: Yok
🥾 Fiziksel: ★★★☆☆
Öne Çıkanlar
  • Loch Lomond kıyısı boyunca yürüyüş
  • Highland manzarası
  • Ben Nevis manzarasıyla sona eriş

Başlamadan

2023 Mayıs’ında bir İskoçya gezisi sırasında, Edinburgh’dan Skye Adası’na kadar tren ve arabayla seyahat etmiş, kısa da olsa Highlands bölgesini görme fırsatı bulmuştum. Bu yolculuk boyunca tur rehberimiz ara ara İskoçya kırsalından Caledion kanallarına kadar uzanan West Highland Way yürüyüş yolundan bahsedip, buranın ülkenin en popüler yürüyüş rotası olduğundan ve yol boyunca her yerde kamp yapılabildiğinden bahsetmişti. Mola verdiğimiz yerlerde sırt çantalı yürüyüşçüler gördükçe oldukça kıskanıp içimden “Buraya mutlaka tekrar gelip yürüyeceğim” diye geçirmiştim.

Scothish Highlans

İskoç kırsalında ilk kez dolaşırken, Atlantik’in dalgalarını izlerken ya da Loch Ness’i seyrederken içimde tarif edemediğim bir his oluşmuştu. Sanki bu topraklara daha çok geleceğimi, bu manzaralarda kendimden parçalar bulacağımı biliyordum. Bugün ne zaman İskoçya’ya ayağımı bassam, içimden hep aynı cümle geçiyor: “İkinci vatanıma geldim.” 😊

Aynı yılın Ağustos ayında İrlanda’da Kerry Way’i yürürken, yolda karşılaştığım bir yürüyüşçü, yalnız yürüdüğümü öğrenince bana West Highland Way’i önerdi. “Solo kadın yürüyüşçüler arasında çok popüler, sen de çok seversin,” dedi. Onun da bunu söylemesiyle bunu bir işaret olarak gördüm (ya da zaten bir işaret bekliyordum) ve 2024 Mayıs’ı için plan yapmaya başladım.

Yol hakkında bilgiler

Rota

West Highland Way, Glasgow yakınındaki Milngavie’den başlayıp Fort William’a uzanan, yaklaşık 154–160 km’lik bir rota. Yol önce yemyeşil İskoç kasabalarından ve çiftliklerden geçiyor; ardından Loch Lomond & The Trossachs Ulusal Parkı boyunca uzanan orman ve göl manzaraları eşliğinde ilerleyerek yavaş yavaş Highlands’in eşsiz güzelliğine kendini bırakıyor ve Fort William’da, Caledonian Canal yakınlarında son buluyor. Güzergâh boyunca İskoçya’nın önemli zirveleri uzaktan eşlik ediyor; bunların en dikkat çekeni, Birleşik Krallık’ın en yüksek noktası Ben Nevis.

Yolun büyük çoğunluğu patikadan gidiyor; tali ya da ana yollara sadece arada bir bağlanıyor. Bu yüzden “doğanın içinde olma” hissini fazlasıyla veriyor. Bazen içinden geçtiğim sık çam ormanları öyle bir atmosfer kuruyor ki, kendimi bir korku filmiyle fantastik bir filmin arasında gidip gelirken buluyordum. Buna eşlik eden, rotayla paralel ilerleyen tren hattı da manzaraya ayrı bir heyecan katıyor. Ara ara yürüyüşçüleri durmuş trenin geçmesini beklerken bulmak mümkün. Yol boyunca çok olmasa da tarihî kalıntılar da görüyorsunuz. Bunlardan en dikkatimi çeken Kirkton burial ground’du.

West Highland Way rotası

Rota genelde 7–9 günde tamamlanıyor; ben yürüyüşü zamanımda olması nedeniyle 8 güne yaydım. Kısaca West Highland Way planım:

GünEtapMesafe (km)
1Milngavie → Drymen19
2Drymen → Rowardennan24
3Rowardennan → Inverarnan23
4Inverarnan → Tyndrum19
5Tyndrum → Bridge of Orchy12
6Bridge of Orchy → Kingshouse19
7Kingshouse → Kinlochleven14
8Kinlochleven → Fort William24

Yolun sonunda programı bir gün uzatıp Ben Nevis’e zirve tırmanışı yaptım. Aslında bir gün daha ayırmıştım; kısa bir rotada, sırt hattı (ridge) yürüyüşü planlıyordum. Ancak yağmur bastırınca — ve rota sırt hattı olduğu için — güvenlik nedeniyle vazgeçtim.

İlk planı yaparken asıl hayalim, Fort William’dan kano kiralayıp Great Glen Canoe Trail’i tamamlayıp yolculuğu Inverness’te bitirmekti. Ne var ki firmalar tek başıma olduğum için kano kiralamak istemedi. Ben de bu hayali başka bir zamana erteledim ama kesinlikle vazgeçmedim. 😊

(2025 Mayıs ayında Great Glen Canoe Trail’i yapabilme fırsatı buldum. Okumak için >>> Great Glen Canoe Trail)

Rota Zorluğu

Rota zorluğu açısından West Highland Way’i orta seviyede buldum. Mesafe zaman zaman yorucu olsa da 8 güne böldüğüm etaplar oldukça dengeliydi ve Kerry Way’e kıyasla yükselip alçalma daha azdı. Toplamda yaklaşık 3.000 metre tırmanıp iniyorsunuz.

Devil Staircase’in girişindeki bilgilendirici yazı

Yolculuğa çıkmadan önce özellikle 7. günde, Kingshouse–Kinlochleven etabındaki Devil’s Staircase bölümünün çok zorlu olduğuna dair yorumlar okumuştum. Evet, burada yaklaşık 500 metrelik bir tırmanış var; fakat kademeli ilerlediği için ben beklediğim kadar zorlanmadım. (Şunu da eklemeliyim: Bu yürüyüşten yaklaşık bir ay önce Nepal’de önce Everest Base Camp’e, sonra Lobuche zirvesine çıkmıştım; dolayısıyla o anki zorluk beklentimde bir miktar “bias” olabilir. 😊)

Ne zaman yürümeli? – Hava ve midge durumu

İskoçya’nın dünyaca “meşhur” olduğu bir şey varsa, o da bitmek bilmeyen yağmurları. Hangi dönemde giderseniz gidin az ya da çok yağmurla karşılaşırsınız. Bunun üzerine Highlands’in neredeyse kesintisiz rüzgârı da eklenince, hava koşulları planın önemli bir parçası hâline geliyor. Rota için ideal dönem Nisan–Ekim arası kabul ediliyor; fakat iki kritik parametre var: yağış miktarı ve midge durumu.

Sıcaklık açısından en konforlu aylar Haziran–Ağustos olsa da, hava ısınınca ortaya çıkan, sineğe benzeyen midgeler bu dönemde en yoğundur. Yaşam döngüleri genelde Mayıs sonunda başlar, Eylül başında havalar serinledikçe biter. Bu aralıkta nüfusları dalgalanır; kulak-burun-dudak çevresine doluşarak yürüyüşü kabusa çevirebilirler. Çözüm olarak midge koruyucu kafa filesi (head net) işe yarıyor; neredeyse tüm marketlerde bulunuyor. Midge’leri azaltan bir diğer faktör de rüzgâr: Esiyorsa ortalık belirgin şekilde rahatlıyor.

Yağış tarafında ise İskoçya’nın görece en kuru dönemi Nisan–Mayıs. Elbette “hiç yağmur yok” değil; yalnızca diğer aylara kıyasla daha az.

Midge’lerden korunmak için kullandığım yüz korumalığı

Ben hem midge yoğunluğunun görece düşük hem de yağışın nispeten az olduğu için Mayıs ayını seçtim ve 15 Mayıs’ta yürüyüşe başladım. Genel olarak hava güneşliydi; ara ara hafif yağmur gördüm. Midge’lerle rüzgârın olmadığı, oldukça nemli bir günde karşılaştım ve yanımdaki kafa filesini kullandım—olmasaydı gerçekten rahatsız olabilirdim.

Su & Kamp durumu

Yol boyunca su sıkıntısı hiç yaşamadım. Özellikle baharda gittiğim için neredeyse her 200 metrede bir tertemiz bir akarsu vardı. Yine de her duruma karşı su filtresi veya temizleme tableti taşımak şart.

Yol üzerindeki temiz su kaynaklarından biri

Kamp konusuna gelince: İskoçya’da, bazı doğal parklar hariç, “leave no trace” yani arkanda hiç bir iz bırakmama kurallarına uyarak hemen her yerde kamp yapmak yasal. Dikkat edilmesi gereken; akşam saatlerinde kampı kurup sabah erken toparlanmak ve tek bir çöp bile bırakmamak.

Ben yolculuğun tamamında kamp yaptım: yarısı wild camp (yani kamp alanları dışında doğanın içinde), yarısı kamp alanıydı. Dönem yoğun olduğu için kamp alanlarını gitmeden rezerve ettim.

West Highland Way üstüneki wild camp noktalarından biri

Loch Lomond & The Trossachs Ulusal Parkı’nda izinsiz kamp yapmak yasak. Ancak gitmeden önce resmi sitesinden rezervasyon yaptırıp küçük bir ücret ödeyerek park içinde belirlenen alanda (Lochan Maoil Dhuinne) wild camping yapmak mümkün. Burası tüm yol boyunca kamp yaptığım en iyi yerdi. Göl kenarında ve ormanın içinde sadece 5 çadırın kamp yapabildiği bir alan. Herhangi bir işletme ya da tuvalet yok. Oldukça sessiz bir yer. Rezervasyonu yaptıktan sonra çıktısını yanınıza almanız gerekiyor; ara sıra orman görevlileri kontrol edebiliyor. (Ben aldım açıkçası kimse sormadı ama tedbirli olmak iyi diye düşünüyorum.)

Lochan Maoil Dhuinne reserv alanı

Bunun yanında yol boyunca bazı resmi olmayan kamp alanları var. Bunlar genelde düz kampa uygun alanlar ve önce giden yer kapıyor mantığıyla çalışıyor. Genellikle bir tuvalet vs olmasa da içinde yakınlardaki otellerden vs kullanmak mümkün oluyor.

West Highland Way üzerinde kısaca kamp yaptığım yerler:

1DrymenDrymen Camping
2RowardennanThe Trossachs Ulusal Parkı wild camping alanı
3InverarnanBeinglas kamp işletmesi
4TyndrumTyndrum Holiday Park kamp işletmesi  
5Bridge of OrchyMam Carraigh tepesi wild camp
6KingshouseKinghhouse otelin yakınındaki unofficial kamp alanı
7KinlochlevenBlackwater Hostel, Glamping & Campsite  
8Fort WilliamGlen Nevis Caravan & Camping Park  

Hazırlık

Yolun hazırlık kısmının, bir önceki yıl yaptığım solo Kerry Way yolculuğuna kıyasla çok daha kolay geçtiğini söyleyebilirim. Zaten solo yürüyüşlerim için edindiğim hafif kamp malzemelerini ve ekipmanları bu yürüyüşte de kullandım. Fiziksel hazırlık açısından ise, yaklaşık bir ay önce Everest Base Camp yürüyüşünden dönmüş olduğum için oldukça fittim.

Bu yol için asıl planlamayı kamp için yapmam gerekti. Tamamını kamp yaparak bitirmek istediğim için önden uygun wild camping noktalarını ve campingleri araştırdım. Yoğun yerlerde kamp alanlarını önden ayırdım. Birkaç gün dışında hazır bir planla gittim diyebilirim.

 Planlama sürecinde aşağıdaki kaynaklardan ve West Highland Way rehber kitabından yararlandım:

Bunun yanında, yola çıkmadan önce Hiker ve Komoot üzerinden çevrimdışı GPS haritalarını indirdim. Yol işaretli ve navigasyon oldukça kolay ama dalıp rotadan çıkmamak için bu appleri oldukça kullanışlı buluyorum.

Yola Çıkış

İstanbul’dan yola çıkıp önce direkt olarak Edinburgh’a uçtum. Edinburgh’a varınca ilk iş tren istasyonuna gittim. Burada fazla eşyamı daha sonra almak üzere emanet ofisine bıraktım. Gelmeden önce rezervasyon yapıp parasını ödediğim için oldukça hızlı oldu. Daha sonra trenimi beklemeye başladım. Glasgow üzerinden tek aktarmayla Milngavie’e geçtim. Milngavie oldukça küçük bir kasaba. Yolun başlangıç noktasına çok yakın (100 metre bile olmayabilir) bir ev kiraladım. Kasabada pansiyonlar da vardı; ancak kiraladığım ev pansiyonlara göre daha uygundu.

Trenden inince İskoçya, meşhur yağmurlarıyla beni karşıladı. Neyse ki ev istasyona çok yakındı; fazla yürümeden ulaştım. Dış kapıdaki şifreli kutudan anahtarı alıp kolayca içeri girdim. Ev 2 oda bir salon, oldukça konforluydu. Hatta biraz kendimi yalnız bile hissettim diyebilirim.

Eşyalarımı bıraktıktan sonra evin karşısındaki Çin lokantasında yemek yedim, ardından markete gidip biraz alışveriş yaptım. Yol için yiyecekleri Türkiye’den getirmiştim ama ekstra birkaç şey daha aldım. Birleşik krallıktaki marketlerde genel olarak kamp’da yenebilecek ve taşınması kolay bir çok pratik yiyecek var. Bu nedenle zamanım var ise gidip bakmayı oldukça seviyorum.

Sonra eve dönüp biraz vakit geçirdim. Evde Netflix vardı; ben de o sıralar favori programım olan Selling Sunset’in yeni sezonunu açtım 😊 Çok oyalanmadan, ertesi gün erken kalkacağım için uyudum.

Genelde yolun başlangıç noktasını görene kadar üzerimde bir gerginlik oluyor. Bana göre başlangıç noktasına ulaşmak tüm yolculuğun en stresli noktası. Kaçırılmaması gereken aktarmalar, ulaşılması gereken pansiyonlar, tek yenmesi gereken hızlı yemekler ve taşıdığım fazlaca yük medeniyetin içinde beni yorarken, yola çıktığım an bir nevi meditatif bir şekilde eriyip gidiyor.

Gün gün rota

1.Gün ( Milngavie → Drymen )

Kahvaltıdan sonra yolun başlangıç noktasına geldim. Resmî başlangıç tabelasının yanında kahve ve kahvaltılık alabileceğiniz yerler mevcut.

West Highland Way Giriş Kapısı

Hava hafif yağmurluydu. Bugünkü etap çoğunlukla tali yollar ve patikalardan geçiyor; eğim açısından da oldukça düz. Genellikle tren yoluna ya da çiftliklere paralel ilerliyorsunuz. Arada birkaç ilginç ev ve çiftlik manzarası dışında çok farklı bir manzara olmasa da gün genel olarak huzurlu hissettirdi.

Yolun yaklaşık yarısında, yemek yiyip bir şeyler içebileceğiniz Beech Tree Cafe Bar var. Ben de burada mola verip yemek yedim. Bahçesinde midilliler olan sevimli bir yer. Ancak Birleşik Krallık’taki birçok işletme gibi servis biraz yavaş; yine de çalışanlar oldukça güler yüzlüydü. Yaklaşık 1 saatlik molanın ardından yola devam ettim.

Bir honesty shop (güven dükkânı) görünümü, açık mavi bir tezgah üzerindeki dondurma ve içecek satışıyla birlikte dükkanın yanında.
Yol boyunca görebileceğiniz Honesty Shop’lardan biri. İstediğinizi alıp ücretini kutuların içine bırakıyorsunuz.

Benzer manzaralar eşliğinde ilerleyerek Drymen Camping’e ulaştım. Gitmeden rezervasyon ve ödemeyi yaptığım için girişteki, resepsiyon olarak kullanılan küçük kulübeye uğrayıp vardığımı bildirdim. Geldiğimde henüz hiç çadır yoktu; yağmuru en az hissettirecek bir ağaç altına kamp kurdum. Tesiste sıcak su ve küçük bir mutfak alanı gibi imkânlar var; ayrıca yağmurdan korunarak oturabileceğiniz bir alan da mevcut.

Telefonumu şarja takarken WhatsApp üzerinden sipariş verip kampa doğrudan pizza getiren bir yer gördüm. Yanımda kamp yiyeceklerim olmasına rağmen teklif cazip geldi ve sipariş verdim. Pizza gelince yine WhatsApp’ten haber verdiler; hızlıca gidip aldım ve gerçekten çok lezzetliydi. Yemekten sonra çadırda kahve yapıp hafif yağmurlu havanın keyfini çıkardım ve kitap okuyarak uyudum.

Bir şeyin ilkini başarmanın, çoğu zaman ikincisini tekrarlamaktan daha kolay olduğuna inanıyorum. İlk kez tek başıma yola çıkıp yürüdüğümde kendime bir şeyler kanıtlamaya çalışıyordum. Kendime, kendine yetebilmenin sınırlarını zorlayabileceğimi ve doğada tek başıma var olabileceğimi göstermiş oldum. Ama bunu ikinci kez tekrarlamadığım sürece, bunun tek seferlik bir rastlantı mı yoksa gerçekten kişiliğimin bir uzantısı mı olduğunu bilemeyecektim.

İlk deneyimde yaşadığım olumlu–olumsuz anılar belki de yeniden yola çıkmayı daha zor hâle getiriyordu. Bilinmezlik, ilk seferde cesaretimi toplamak için daha mı iyi, daha mı kötü bilemiyordum. Yola çıkıp ilk günü bitirip uyku tulumuma girdiğimde mutluydum; çünkü bunun şans eseri olmadığını artık biliyordum.

2. Gün (Drymen → Rowardennan)

Bugünkü yol, yeşil ağaçlık yollardan başlayıp çiftliklerin içinden geçerek ilerliyor. Bir önceki gün sonunda wild camp yapmak isteyenler için bu ilk kısımda yerler bulmak mümkün.

Geçtiğim çiftliklerden bir manzara

Bir kaç çiftlik içerisinden geçerek ana yoldan karşıya geçip patika bir yola sapıyorsunuz. Burası yemyeşil ağaçların içinde oldukça fotojenik bir yer.

Tünel olan ağaçlar

Bir süre daha patika yollardan, yola paralel gittikten sonra Conic Hill’e doğru yükselmeye başlıyorsunuz. Yükseldikçe güzel manzaralar karşılıyor. Bir süre sonra Loch Lomond’u görmeye başlıyorsunuz. Yolun bu kısmında günübirlik yürüyüş yapan ya da köpeğini gezdiren birçok kişiyle karşılaşmak mümkün.

Loch Lomond

Yolu takip ettiğinizde Balmaha’ya bağlanıyor. Burada birçok yemek ve içecek seçeneği var; öğle molası için ideal. Balmaha’dan sonra yol, Loch Lomond’a paralel gidiyor ve ara ara küçük koylar var. Buralar mola vermek için ideal. Birkaç yerde ana yoldan geçmeniz gerekiyor.

Soluklandığım koylardan biri

Conic Hill’den sonra unutmayın ki Loch Lomond & The Trossachs National Park sınırına girmiş oluyorsunuz ve burada izinsiz kamp yapmak yasak. Kamp yapmak için daha önce anlattığım gibi önceden rezerve edilmiş alana(Lochan Maoil Dhuinne) gitmeniz ve ödemeyi çevrim içi yapmış olmanız gerekiyor. Eğer burası doluysa (sadece 5 çadırlık olduğu için dolmuş olması muhtemel) Cashel ya da Sallochy kamp alanını tercih edebilirsiniz. Cashel, Balmaha’ya daha yakın; çoğunlukla büyük karavanların durduğu, göl kenarında bir alan. Sallochy ise West Highland Way üzerinde; yol doğrudan bu kamp alanının içinden geçiyor. Burası da oldukça güzel ve göl kenarında kamp yapabileceğiniz yerler var. Buraya vardığımda bir tuvalet molası verip su doldurdum. Rezerv alan göl kenarında ama hemen yanında temiz bir akarsu yok gelmeden birkaç küçük akarsu var; o yüzden buradan doldurup gitmek mantıklı olabilir.

Sallochy’den sonra bir süre gölden hafifçe uzaklaşıp devam ediyorsunuz. Tekrar göle vardığınızda ise sizi tatlı mı tatlı bir cottage karşılıyor. Burada bir süre kalıp fotoğraflarını çektim, çünkü hayalimdeki evi bulmuştum.

Artık iyice yorulmaya başladığımda rezerv alanının işaretini gördüm. Bu işaretten sonra aşağı doğru küçük patikayı takip ettim. Ben geldiğimde iki çadır vardı. Biraz konuştuğumda Danimarka’dan geldiklerini öğrendim. Onlarla arama mesafe koyup, bence koyun en güzel yerine çadırımı kurdum; doğrudan göl kenarındaydı.

Hemen mayomu giyip biraz yüzmeye çalıştım. Hâlâ Mayıs ayı olduğu için su oldukça soğuktu ama biraz durabildim. Bu sırada köpekleriyle bir çift daha geldi kamp yapmaya. Onlardan öğrendik ki Rowardennan’a 20–25 dakikalık mesafedeymişiz ve orada içki satın alınabilecek B&B’ler varmış. Bu Danimarkalılara oldukça çekici geldi ve gidip almaya karar verdiler. Ben pas geçtim.

Yağmur çiselemeye başladığında çadıra geçip yemeğimi hazırlamaya başladım ve yemekten sonra kitap okuyup zaman geçirdim. Burada telefon çekiyordu; biraz internette vakit geçirip uyudum.

3. Gün (Rowardennan → Inverarnan)

Bugün sanırım WHW’deki en favori günüm. Ancak mesafe olarak da en uzun gündü. Sabah kalktığımda diğer çadırlar toplanıyordu. Yağmur çiselediği için bir türlü uyku tulumundan ve çadırdan çıkmak istemedim. Sabahları özellikle solo yürüyüşlerde oyalanıyorum; diğer ekiplere göre oldukça geç çıkıyorum. Ama yol üstünde öğlen dışında neredeyse hiç mola vermemem ve öğle molasını da kısa tutmam sayesinde bir şekilde benzer saatlerde varabiliyorum.

Yola çıktıktan kısa bir süre sonra Rowardennan’a vardım. Burada birkaç B&B var; kamp yapmak istemeyenler için 2. günü sonlandırmak adına ideal. Rowardennan’ın çıkışında Ben Lomond Bunkhouse bulunuyor; güzel bir hostel. Burası ayrıca Ben Lomond’a (974 m) tırmanmak isteyenlerin de çoğunlukla konakladığı yer.

Göl kenarına uzanan merdivenler ve patika yol

Yolun bundan sonraki kısmında çoğunlukla Loch Lomond’a paralel ilerliyorsunuz. Ara ara basamaklarla dar patikada in–çık yaptığınız bir rota. Yağmur yağdığında kaygan olabildiği için bazı yürüyüşçüler kıyı yerine orman içinden giden tali yolu tercih ediyor. Ben kıyı yolunu çok zor bulmadım; yağmur da olmadığı için kaygan değildi. Manzara açısından oldukça güzeldi. Buralar hâlâ milli park içerisinde, kamp yapmanın yasak olduğu alanlar; yine de yer yer kamp yapıldığına dair izler görmek mümkün.

Yolda karşınıza çıkan ilk yerlerden biri Rowchoish Bothy. Bothy’ler yürüyüşçüler için sığınak olarak kullanılan yerler; içeride yürüyüşçülerin bıraktığı bazı malzemeleri bulmak da mümkün. Ancak buraları “leave no trace” yani iz bırakmadan kullanmak gerekiyor. Özellikle yağmurun çok olduğu zamanlarda içeride uyumak için de tercih ediliyor. Rowchoish Bothy ve çevresindeki ormanı çok sevdim; bana oldukça masalsı geldi. İlerledikçe, ara ara çıkan tepelerdeki kır çiçekleri manzaraları ayrıca güzeldi; hatta bir tepenin önünde neredeyse yürüyüşçü yığılması vardı fotoğraf çekmek için.

Kır çiçekleri ile hatıra fotoğrafı

Birkaç fotoğraf çektikten sonra Craigrostan Woods’a doğru ilerledim. Buradan sonra göl kıyısından, küçük koylardan geçerek Inversnaid’e varıyorsunuz. Önce sizi Inversnaid Şelalesi karşılıyor. Manzarayı biraz izledikten sonra Inversnaid oteline gidip öğle molası verdim ve yemek yedim. Bu bölgede bu imkânı bulabileceğiniz nadir yerlerden biri.

Kır çiçeklerinin göl ile buluştuğu en güzel manzaralardan biri

Otelden sonra manzara göl ve kır çiçekleriyle benzer şekilde devam ediyor. Burası aslında bugünkü yolun en zor bölümü olarak geçiyor: taşlar ve ağaç kökleri üzerinde sık iniş–çıkışlar var. Bir süre sonra göl üzerinde Island I Vow adasını görmeye başlıyorsunuz.  

Island I Vow

İlerleyince de taştan bir kulübe görünümündeki günün ikinci bothy’sine, Doune Byre Bothy’ye varıyorsunuz. Doune’dan sonraki kısım biraz monotonlaşıyor; ta ki Loch Lomond’u geride bırakıp yükselmeye başladığınız ana kadar. O noktada geriye doğru çok güzel manzaralar açılıyor.

Doune Byre Bothy

Ardından birkaç inişli çıkışlı vadiden geçip Inverarnan’a, Beinglas Farm’a varıyorsunuz. Yol sizi doğrudan buraya getiriyor. Beinglas Farm, popüler bir kamp alanı; WHW’yi yürüyenlerin çoğunun ortak noktası. İçinde restoran, bar ve market bulunan kamp alanı geniş ve düz bir alana konumlanmış.

Vardığımda oldukça yorgundum. Önce çadırı kurup hemen duş almaya gittim; yıkanıp temizlenmek iyi geldi. Yorgunluktan yine kolaya kaçıp camping’in restoranından bir şeyler yiyip içtim. Bu sırada telefonumu da restoranda şarj ettim. Kamp alanı oldukça kalabalıktı; bu yüzden uyumaya çalışırken sesler biraz zorladı. Bir süre sonra sesler azaldı ve uyuyup 3. günü de tamamladım.

4. gün (Inverarnan → Tyndrum)

Sabah kalktığımda hafiften günlerin yorgunluğunu hissetmeye başlamıştım. Yine diğer yürüyüşçülerden biraz geç kalkıp çadırı toplayarak yola koyuldum.

River Falloch

Önce River Falloch boyunca eski patikalarda, köprülerle küçük dereleri geçiyorsunuz. Buralar wild camping için oldukça uygun. Daha sonra yemyeşil orman manzaraları yavaş yavaş azalıp Highland bozkır görünümü başlıyor. İlerledikçe bir noktada demiryolunun altındaki “sheep/cattle creep” dedikleri geçişten geçiyorsunuz.

Bundan sonra Ewich Ormanı’nın yanına kadar hafif yükselip alçalarak patikada başlayan bozkır manzaralarını görüyorsunuz. Orman yer yer ürkütücü şekilde sıklaşıp ıssızlaşıyordu. Kerry Way’den beri tek başıma ormanda olma fikri hâlâ biraz ürpertiyor.

Ormanın içinde bırakılmış bir köpek heykeli

Ormanı aştıktan sonra taş kemerli demiryolu viyadüğünü ve ardından River Fillan köprüsünü görüyorsunuz. Köprüyü geçince karşınıza bir çiftlik çıkıyor. Özellikle nisan–mayıs aralığında yürüyorsanız önünüze bir sürü kuzu çıkması normal. Burada uzun uzun kalıp birbirinden tatlı kuzuların fotoğraflarını çektim.

Çiftliğin hemen yanında St. Fillan’s Priory (13. yy kalıntıları) ve Kirkton Burial Ground’u görebilirsiniz. Yolun devamı yine çiftliğin içinden sürüyor. Meraklı kuzuların arasında ilerlerken çitlerin dışında kalmış bir oğlak gördüm; annesi bir yanda, kendisi diğer yanda sürekli meleşiyorlardı. Çantamı bırakıp uzun süre yardım etmeye çalıştım ama ne kadar uğraşsam da kaçıp durdu; geçiremedim. Umarım bir şekilde annesine dönmeyi başarmıştır.

Kirkton Burial Ground

Bugünkü kamp yerimi, kamp alanlarına uzaktan ulaşamadığım için önceden ayarlamamıştım. İlk tercihim olan Strathfillan Wigwams’a vardığımda kamp yerinin çoktan kapanmış olduğunu gördüm. Aslında kamp alanına terk edilmiş olduğu için hâlâ çadır kurmak mümkün, ama etrafta atılmış içki şişeleri ve çöpler vardı; güvenli ve çekici görünmedi. Devam edip bir wild camp alanı aradım. Ancak buradan Tyndrum’a kadarki kısımda ya düz bir alan yoktu ya da yeterince saklı bir alan bulmak zordu. Bir noktada uygun bir yer buldum ama telefonun çekmediğini fark ettim. Önceden haber vermediğim için endişelendirmek istemediğimden vazgeçip Tyndrum’a kadar geldim. Burada birkaç kamp alanı olduğunu biliyordum ve ilk karşıma çıkan By The Way Hostel & Campground’a girdim.

By the Way Hostel & Camp ground

Çoğunlukla karavanların ve küçük bungalovların olduğu bir alandı ama kamp için ayrılmış kısmı nehrin yanında oldukça güzeldi. Burayı seçtiğime pişman olmadım. İçinde bir de market vardı. İçecek almak için gittiğimde bira satılmadığını söylediler, ama marketin sahibi kendi için aldığı biralardan verdi. Bu sıcakkanlı hareket iyice moralimi yükseltti. Nehir kenarında ayaklarımı suya sokup bir şeyler içerek güzel vakit geçirdim. Benim dışımda birkaç çadır daha vardı; huzurlu bir gece geçirdim.

Yolun yarısını bitirmiş olmanın mutluluğu

5. Gün (Tyndrum → Bridge of Orchy)

Sabah yola çıktıktan sonra ilk işim Tyndrum içindeki markete uğramak oldu. Burası azalan malzemelerinizi tamamlayabileceğiniz bir yer; kasabanın içinden ayrıca tren yolu da geçiyor. Yürüyüşü erken bitirmek ya da kısmî yürümek isteyenler treni kullanabiliyor.

Bir önceki sene arabayla Highland turu yaparken durduğumuz ve tırmanışçıları kıskandığım nokta tam da burasıydı. Şimdi tam burada yürüyor olmak ve bunu gerçekleştirebilmiş olmak gerçekten iyi hissettiriyordu. Hava güneşli ve çok güzeldi. Tyndrum’u yavaş yavaş geride bırakırken tepe manzaraları başlıyor. Birkaç çiftlik sınırından geçerken şanslıysanız geçen trenleri görebilirsiniz. Bir noktada yine tren yolunun altındaki küçük tünelden geçip yolun diğer tarafında devam ediyorsunuz.

Başlayan highlands manzarası

Yolun sonrasında Bridge of Orchy köyüne ve istasyonuna varıyorsunuz. Burada otel ve restoran var. Ayrıca Bridge of Orchy Oteli’nin arka tarafında resmî olmayan bir kamp alanı bulunuyor. Ancak günü bitirmek için erken olduğundan, ben öğle molası verip yemek yedim ve yola devam ettim.

Bride of Orchy’den yükselirken manzara

Yemekten sonra otelin arkasından rota yükselerek orman içinden geçiyor ve Mam Carraigh tepesine çıkıyorsunuz. Tepeye geldiğinizde manzara oldukça güzelleşiyor; burada mola verip izlemek keyifli.

Tepenin hemen kenarında bir–iki çadırlık bir wild camp noktası da var ve telefon da çekiyor. Genelde çoğu kişi tepeyi inip Inveroran Hotel ilerisindeki resmî olmayan kamp alanını kullanıyor ama ben Mam Carraigh manzarasını çok beğendiğim için burada kamp yapmaya karar verdim.

Mam Carraigh’dan manzara

Vardığım saat erken olduğu için önce biraz oturup manzarayı izledim, sonra çadırı kurdum. Birkaç kişi gelip baktı ama başka kimse çadır kurmadı; tepede tek başıma kaldım. Burası biraz açıkta bir yer olsa da sadece yürüyüş yolundan geçenlerin olması daha güvenli hissettirdi. Yine de doğada tek başıma uyurken çok derin bir uyku uyuyamıyorum; bir noktada hep tetikte kalıyorum. Umarım zamanla daha fazla konfor alanı geliştiririm.

Mam Carraigh’dan göl manzarası

Telefonumun şarjı azaldığı için uçak moduna aldım ve gece boyunca Bette Midler’ın Beaches filminin soundtrack albümünü dinledim. Bir noktada uyuya kalmışım.

6. Gün (Bridge of Orchy → Kingshouse)

Sabah çadırın fermuarını açtığımda her yer sisle kaplıydı. Yavaş yavaş açıldığında ise günün ilk sürpriziyle karşılaştım ve ilk kez yoğun bir midge sürüsüne denk geldim. Hava nemli ve rüzgarsız olunca ortaya çıkıyorlar ve oldukça huzursuz edici oluyorlar. Hızlıca daha önce aldığım midge net’i giydim; bu koruyucu en azından midgelerin ağzınıza burnunuza kaçmasını engelliyor. Böylelikle çadırı toplayabildim ve tepeden inişi geçtim.

Sabah yükselen sis

Inveroran Hotel’e vardığımda küçük bir market–kafe vardı; oradan kahve alıp telefonumu içeride şarj ettim. Şarjım bitmek üzere olduğundan bir süre kahvemi içip dolmasını bekledim.

Yürümeye başladığımda ilk resmî olmayan kamp alanını gördüm; burası da güzel bir alandı. Tam bu alanın üstünde günün ikinci sürprizi oldu ve birkaç geyik gördüm. Uzaktan fotoğraflarını çektim; çok güzellerdi.

Bugün Victoria Bridge’den geçtikten sonra ilerledikçe Rannoch Moor bataklığı ve bozkırına ulaşıyorsunuz. Burası, İskoçya’nın tipik Highland fotoğraflarında göreceğiniz manzara: eski askerî yol üzerinde uzun, düzlük bir rota.

Rannoch Moor

Açık bir plato olduğundan rüzgârlı havalarda zorlayıcı olabiliyor. Wild camp için uygun birçok nokta var ama çoğu yol kenarında. İlerleyip Ba Bridge’e varınca günü yarılamış oluyorsunuz; burada kısa bir mola verip devam ettim.

Rannoch Moor’dan bataklık manzarası

Bugünkü hedef Glencoe. Burada İskoçya’nın az sayıdaki kayak merkezinden biri olan Glencoe Mountain Resort ve ikonik Kingshouse Hotel bulunuyor. Glencoe Mountain Resort’un ayrıca bir kamp alanı da var; ben ise devam edip Kingshouse’un ilerisindeki resmî olmayan alana kamp kurdum.

Kinghouse’a yaklaşırken Highlands manzarası

Kingshouse Hotel, İskoçya’nın en ikonik otellerinden biri; geçen sene yaptığımız Highland turunda önünden geçip rehberden tarihini dinlemiştik. Otel aslında ayaklanmalara karşı highlandleri denetlemek için kralın askerlerinin konaklanması için yapılmış. Otelin ana binasının dışında, yürüyüşçülerin sık kullandığı daha hesaplı bir bunkhouse (hostel) da var. Çadırımı, Kingshouse’un hemen yanında köprüyü geçip nehir kenarında bir yere kurdum. Başka birçok yürüyüşçü vardı; 70’lerinde iki solo yürüyüşçü yolda arkadaş olmuş, biraz zorlanıyorlardı ama buraya kadar ulaşmayı başarmışlardı. Onlarla biraz muhabbet ettim. Enerjileri bana çok iyi geldi. İçimden “Evet, bu yaşlarda hâlâ bunu yapabilmek—istediğim tam da bu,” dedim.

Çadırı kurduktan sonra Kingshouse’un barında bir şeyler yiyip içtim. Ayrıca barın içinden otele geçip tuvaletini kullanmak da mümkün. Bunkhouse’un yanında umumi bir tuvalet ve duş var ama daha kirliydi. Duşta para atıp sıcak su alma imkânı vardı; ne yazık ki çalışmıyordu. Yemekten sonra biraz daha bar alanında oyalanıp hava kararınca çadıra geçtim. Oldukça huzurlu bir uykuya daldım; yolu bitirmeye yaklaşıyordum.

7. gün (Kingshouse → Kinlochleven)

Bugünkü yol diğer günlere göre daha kısa. 8 günlük planda bugün biraz dinlenme günü niyetine de kullanılabilir. Kingshouse’un arkasından ana yola paralel ilerleyip Devil’s Staircase’e varıyorsunuz. Burada bir tırmanış var. Gelmeden önce buranın çantayla çıkmasının zor olduğu yazıyordu ama açıkçası beklediğim kadar zor olmadı. Sanırım Nepal’den ve Himalayalar’dan yeni döndüğüm için antrenmanlıydım. Bugün diğer günlere göre hava daha kapalı olduğundan tepeye vardığımda manzara biraz kısıtlıydı; yine de uzaktaki dağları görebiliyordum.

Devil staircase’i tırmanıp arknıza baktığınız da gördüğünüz zik zak yol

Yol ilerledikçe tali yola bağlanıyor ve Kinlochleven’a kadar bu şekilde devam ediyor. Kinlochleven’da Blackwater Hostel & Camping’de yer ayırtmıştım. Oldukça erken vardığım için resepsiyon henüz açılmamıştı; ben de kasabaya gidip bir şeyler yiyerek zaman geçirdim. Açılış saatinde kampa geri döndüm. Kamp alanı merkez içerisinde sayılacak kadar yakın.

Kinlochleven oldukça büyük bir kasaba; içinde birçok pansiyon, market ve restoran var. Hatta büyük bir kapalı buz tırmanış mekânı da varmış, ancak kira ödeyemediği için 1 sene önce kapanmış. İlk başta görünce çok heyecanlanmıştım ama kapısına gidince kapalı olduğunu görüp geri döndüm.

Kinlochleven

Kamp alanına erken varınca günü biraz çamaşır yıkamak ve kurutmakla geçirdim; bir kurutma odaları vardı. Bu tarz solo yolculuklara oldukça az eşya ile çıkıyorum; bu yüzden imkân varsa çamaşır yıkamak elzem oluyor. Kamp alanı konforlu ama manzara açısından kısıtlıydı. Günün geri kalanını işlerimi bitirip çadırda dinlenerek geçirdim. Ertesi gün son gündü.

Yıkayıp kurumaya bıraktığım çamaşırlar

8. gün (Kinlochleven → Fort William)

Kinlochleven’i geride bırakırken orman içinden geçip tekrar tali yola bağlanıyorsunuz. Daha sonra günün en dikkat çeken kısmı olan Lairigmòr vadisine ve vadinin ortasında konumlanmış Tigh-na-sleubhaich’e varıyorsunuz.

Tigh-na-sleubhaich

Burası eski bir çiftlik harabesi; özellikle hava güzelken çok iyi fotoğraf verme potansiyeli var. Ayrıca vadinin birçok yerinde wild camp yapmak da mümkün: oldukça sessiz ve güzel bir alan. Vadiden çıkıp ilerlediğinizde Ben Nevis, yani Birleşik Krallık’ın en yüksek dağını görmeye başlıyorsunuz. Yol boyunca görülebilecek bir diğer önemli yer de Dùn Deardail. Yoldan ayrılan kısa bir sapaktan 20–25 dakika yükselerek bu eski kaleyi görmek mümkün.

Ben Nevis

Yolun resmî bitiş noktası Fort William’da; ancak ben bir–iki kilometre önce Glen Nevis kamp alanında kamp kurdum. Amacım buradan birkaç noktaya günübirlik kısa yürüyüşler yapmaktı. Burası Ben Nevis manzaralı, oldukça büyük ve güzel bir kamp alanı. İçinde restoran, kafe, market gibi pek çok olanak; geniş çamaşır odaları, ücretsiz sıcak su ve şarj alanları var.

Glen Nevis kamp alanı

Burada toplam iki gün daha kalarak Ben Nevis’e tırmandım ve ardından resmî bitiş noktasına yürüyüp yolu tamamladım.

West Highland Way Bitiş Noktası

İskoçya ve West Highland Way, orta zorlukta ve eşsiz manzaralara sahip bir yürüyüş rotası. Oldukça güvenli olması, ilk solo yürüyüşünü yapacak kişiler için de ideal. Bunun yanında rota boyunca geniş kamp yapma olanağı sunması, onu Avrupa’daki birçok yürüyüş rotasından ayırıyor. Benim için ikinci solo yolum olması ve bu işi gerçekten kotarabildiğimi kendime kanıtlamam açısından ayrı bir yere sahip. Siz de İskoç kırsalının, loch’ların ve yeşil ormanlarının hayalini kuruyorsanız West Highland Way yürüyüş yoluna bir şans verebilirsiniz.

Yayınlanma

Güncellenme

Sık Sorulan Sorular

Kaç günde yürüdün, rotanın toplam mesafesi ne?

Ben 8 günde tamamladım. Rota güneyden kuzeye Milngavie → Fort William arasında yaklaşık 154 km.

Solo yürümek güvenli miydi?

Evet. Patika popüler ve belirgin; gün içinde sık sık yürüyüşçü görüyorsun. Yine de klasik önlemleri aldım: planımı paylaştım, offline harita kullandım, hava durumunu takip ettim. (Yol genel olarak güvenli; solo kadın yürüyüşçüler de yaygın.)

Ne zaman gitmek en iyi? Midgelere (ısıran sinek) ne yaptın?

İlkbahar sonu ve sonbahar başı en keyifli. Haziran–Ağustos midge dönemi, rüzgârsız ve nemli günlerde artıyor; ben baş filesi/kovucu kullandım. Yağışa hazırlıklı olmak şart.

Kamp yapılabiliyor mu?

Evet. İskoçya’da “Scottish Outdoor Access Code” sayesinde wild camping serbest; fakat Loch Lomond & Trossachs parkında Mart–Eylül arasında bazı kıyı kesimlerinde byelaw/izin kısıtları var. Ben park bölümünde kampı planlı alanlarda çözdüm.

Su işini nasıl çözdün?

Yerleşim yerlerinden ve kamplardan musluk suyu ya da akarsulardan filtre yardımı ile su arıtarak kullandım.

Navigasyon zor muydu?

Patika iyi işaretli ancak her zaman olduğu gibi offline mapde kullandım her ihtimale karşı.

Estimated reading time: 38 dakika

Home » West Highland Way – İskoçya kırsalında tek başına 10 gün

Maceranın bir parçası olmak için abone ol!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Hey merhaba 👋
Tanıştığımıza memnun oldum.

Maceranın bir parçası olmak için abone ol!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bir Cevap Yazın

Translate »
İçindekiler

Patikada Bir Kadın sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin