Kumano Kodo: Japonya’nın Kırsalında Solo Yürüyüş Rehberi

Kumano Kodo Nakahechi – Japonya
UNESCO Dünya Mirası · Kii Yarımadası · Takijiri-oji → Nachi Taisha
🌤️ Sezon: Mart–Mayıs & Ekim–Kasım
Ben Ne Zaman Yürüdüm
Haziran 2026
Yürüme Süresi
5 gün
Mesafe
~69 km
Toplam İrtifa Kazanımı
~3.500 m
En Yüksek Nokta
Yaklaşık 870 m
Başlangıç / Bitiş
Takijiri-oji → Nachi Taisha
Konaklama
Ryokan · Guesthouse
Zorluk
🧗‍♀️ Teknik: Yok
🥾 Fiziksel: ★★★☆☆
Öne Çıkanlar
  • UNESCO Dünya Mirası yürüyüş rotası
  • Sedir ve servi ormanları
  • Japon kırsal kültürünü deneyimleme

Başlamadan

Uzun yıllardır bir anime hayranı olarak Japonya’ya gitmeyi hayal ediyordum. Ancak hem doğru zamanı bulmak hem de yapmak istediklerimin hepsine yetecek kadar uzun bir seyahat planlayabilmek için bu hayalimi sürekli erteliyordum.

Japonya’ya kadar gitmişken yalnızca büyük şehirleri gezip dönmek ise içime sinmiyordu. Bu yüzden bu yılın mayıs ayında önce klasik bir turistik rota izlemeye, ardından rotamı Japonya’nın kırsalına çevirmeye karar verdim. Hayalim; sisler içindeki mistik ormanlarda yürümek, Miyazaki filmlerine ilham veren küçük kasabaları görmek ve Mushishi animesindeki atmosferi hissederek tek başıma yürüme hayali kuruyordum.

Fuji

Japonya’da uzun yürüyüş rotaları denince akla gelen birçok alternatif var. Ancak ilk ziyaretim için sanırım en bilinen ve en ikonik rotayı seçmek istedim.

Yaklaşık on gün boyunca Tokyo, Fuji, Kyoto ve Osaka’da vakit geçirdikten sonra, Kii Yarımadası’nda bulunan Kumano Kodo’yu yürümek için tek başıma yola çıktım.

Kumano Kudo Nedir?

Kumano Kodo, Şintoizm ve Budizm için kutsal kabul edilen, “Kumano’ya giden eski yollar” anlamına gelen yaklaşık 1200 yıllık bir hac rotası. Asırlardır hacılar bu yolları yürüyerek Kumano bölgesindeki kutsal tapınakları ziyaret ediyor; dua edip, arınma ritüellerini gerçekleştiriyorlar ve adaklarını sunuyorlar.

Bu rota tek bir patikadan değil, farklı güzergâhlardan oluşan bir yol ağı. Budist inancında ise bu yolu yürümek, çekilen yorgunluk ve verilen emek de arınma sürecinin bir parçası olarak görülüyor.Bu yolları yürümekteki asıl amaç ise 3 Grand Shires olarak adlandırılan tapınaklara ulaşmak.

3 Grand Shires

Yol üzerindeki üç büyük Kumano tapınağı, birlikte “Kumano Sanzan” olarak biliniyor ve hac yolculuğunun en önemli duraklarını oluşturuyor. Kumano Hongu Taisha (Hongu) Kumano Hayatama Taisha( Shingu), Kumano Nachi Taisha (Nachi). Bu üç kutsal tapınağı ziyaret eden hacılar, yolculuklarını manevi anlamda tamamlamış sayılıyor. Nachi Taisha özellikle dikkat çekiyor; çünkü hemen yanında Japonya’nın en yüksek şelalesi olan Nachi Şelalesi bulunuyor ve bu şelale de kutsal kabul ediliyor.

Kumano Kodo- Nachi Taisha

Pilgrim trekking rotası nedir?

Pilgrim rotaları, yüzyıllardır hacıların kullandığı kutsal yolları takip eden yürüyüş rotalarıdır. Bu rotalarda amaç sadece doğanın içinde yürümek değil, aynı zamanda geçmişte bu yolları yürüyen hacıların yolculuğuna da bir anlamda tanıklık etmektir.

Normalde pilgrim rotalarını çok tercih etmem. Çünkü günümüzde bu yolların büyük bir kısmı yerleşim alanlarının içinde kalmış durumda. Ancak Kumano Kodo bu konuda oldukça farklı. Rotanın neredeyse %80’i ormanların ve dağların içinden geçiyor. Gün sonunda bir yerleşim yerine ulaşsanız bile bunlar küçük ve sakin kasabalar olduğu için yürüyüşün atmosferini bozmuyor.

Pilgrim rotalarının en keyifli geleneklerinden biri de hacı pasaportu (pilgrim passport) taşımaktır. Yol boyunca bulunan tapınaklarda ve kontrol noktalarında pasaportunuza damga bastırabilir, böylece geçtiğiniz yerleri kayıt altına alabilirsiniz. Yolculuğun sonunda ise bu pasaport, rotayı tamamladığınızın güzel bir hatırası hâline gelir.

Kumano Kodo’yu diğer birçok hac rotasından ayıran özelliklerden biri de UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alması. 2004 yılından bu yana UNESCO tarafından koruma altında ve İspanya’daki Camino de Santiago ile birlikte “hac yolu” olarak bu unvana sahip iki rotadan biri.

Dual pilgrim nasıl olunur?

Kumano Kodo ve Camino de Santiago’yu yürüyenler için güzel bir gelenek daha var. Her iki rotayı da tamamlayıp resmi internet sitesi üzerinden başvuru yaptıktan ve damgalı hac pasaportlarınızı (pilgrim passport) ibraz ettikten sonra Dual Pilgrim unvanı almaya hak kazanıyorsunuz.

Bunun için yürüyüş boyunca yanınızda taşıdığınız hac pasaportunu, rota üzerindeki tapınaklarda, ojilerde ve damga noktalarında bulunan özel mühürlerle damgalatmanız gerekiyor. Bu damgalar, rotayı gerçekten yürüdüğünüzün kanıtı olarak kabul ediliyor ve başvuru sırasında kullanılıyor.

  Oji nedir

Oji’ler, Kumano Kodo boyunca yer alan küçük kutsal sunaklar ve türbeler. Geçmişte hacılar için hem dinlenme noktası hem de dua ve ibadet durakları olarak kullanılmışlardır. Rota üzerinde irili ufaklı, sayıları yüzleri bulan Oji bulunuyor. Bazıları yalnızca küçük bir taş heykel ya da ahşap bir sunaktan oluşurken, bazıları ise küçük tapınak yapıları şeklinde. Hacılar bu noktalarda durup dua ettikten sonra sunaklardaki bağış kutularına küçük miktarlarda para bırakır. Bazıları dilek diler, bazıları ise küçük bir adak sunarak yolculuğuna devam ediyor. Kumano Kodo üzerindeki çoğu damga noktası bu ojilerin yakınlarında bulunuyor.

Oji

Pilgirm pasportu

Kumano Kodo Pilgrim Passport‘unu rota üzerindeki turist bilgi merkezlerinden (Tourist Information Center) ücretsiz olarak alabiliyorsunuz. Ben pasaportumu Tanabe turist bilgi merkezinden aldım. Burada çalışanlar oldukça ilgiliydi; rota hakkında aklınıza takılan her konuda yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ayrıca bana Kumano Kodo’nun detaylı, basılı bir harita&borşürünü de verdiler.

Pilgrim pasaportuyla ilgili size bir tavsiye vereyim: Benim yaptığım hatayı yapmayın ve pasaportunuzu mutlaka su geçirmez bir kılıfın içinde taşıyın. Benim pasaportum birkaç gün süren yoğun yağmurun ardından tamamen ıslandı ve kullanılamaz hale geldi. Bu yüzden Dual Pilgrim unvanına başvurmak için gereken damgalı pasaportumu da kaybetmiş oldum. Üzücü olsa da geriye dönüp baktığımda asıl önemli olanın topladığım damgalar değil, o yolda yaşadığım deneyim olduğunu düşünüyorum.

Rota

Kumano Kodo tek bir yürüyüş parkurundan değil, birbirine bağlanan tarihi hac yollarından oluşan geniş bir rota ağıdır. En popüler ve en çok yürünülen güzergah ise Nakahechi Rotası‘dır. Bu rota, Takijiri-oji‘den başlayıp Kumano Hongu Taisha‘da sona erer.

Ancak benim gibi birçok kişi yürüyüşünü burada bitirmek yerine rotayı uzatarak, Kogumotori-goe ve Ogumotori-goe etaplarını da yürür. Böylece yolculuk, Kumano’nun en etkileyici tapınaklarından biri olan Kumano Nachi Taisha‘da tamamlanır.

Nakahechi’nin dışında, dağların içinden geçen Kohechi Rotası, kıyı şeridini takip eden Ohechi Rotası, eski hacıların kullandığı Iseji Rotası ve daha az bilinen diğer tarihi güzergahlar da bulunur. Toplamda yüzlerce kilometreyi bulan bu patika ağı sayesinde Kumano Kodo, her yürüyüşçüye süre ve zorluk seviyesine göre farklı rota seçenekleri sunuyor.

Hangi rota

Kumano Kodo’yu ilk kez yürüyecekler için en mantıklı seçenek Nakahechi Rotası. Çünkü bu rota üzerinde ulaşım ve konaklama seçenekleri diğer rotalara göre çok daha fazla. Çoğu yürüyüşçü de benim yaptığım gibi Nakahechi’yi Kogumotori-goe ve Ogumotori-goe etaplarıyla birleştirerek yürüyüşünü Kumano Nachi Taisha’da tamamlıyor. Yaklaşık 65–75 km uzunluğundaki bu rota, Kumano Kodo’nun en ikonik bölümlerini ve en önemli tapınaklarını kapsadığı için ilk deneyim için en güzel seçeneklerden biri.

Sanırım bir gün tekrar Kumano Kodo’ya gidersem bu kez Kohechi Rotası’nı tercih ederim. Yol üzerinde bu rotayı yürümüş biriyle tanışma fırsatım oldu ve anlattıkları beni oldukça etkiledi. Koyasan’dan başlayıp Kumano Hongu Taisha’da sona eren bu rota, yüksek dağ sırtlarından ilerliyor ve Kumano Kodo’nun en etkileyici manzaralarını sunuyor. Biraz daha zorlu olsa da, doğanın içinde daha fazla vakit geçirmek isteyenler için bence harika bir seçenek.

Tüm bölümler ve zorlukları da kısaca;

RotaYaklaşık UzunlukZorlukÖzellik
Nakahechi38–70 kmOrtaEn popüler ve klasik Kumano Kodo rotası.
Kogumotori-goe13 kmOrtaHongu ile Koguchi arasındaki dağ geçidi.
Ogumotori-goe14–15 kmZorNachi Taisha’ya ulaşan zorlu etap.
Kohechi70 kmZorKoyasan ile Hongu’yu bağlayan dağ rotası.
Ohechi120 kmOrtaPasifik kıyısını takip eden rota.
Iseji170 kmOrta – ZorTarihi taş döşeli patikalarıyla ünlü rota.
Omine Okugakemichi170 kmÇok ZorShugendō keşişlerinin tarihi dağ rotası.
Kiiji200 kmKolay – OrtaKyoto ve Osaka’dan başlayan tarihi giriş rotası.

Kısmi yürümek

Nakahechi Rotası’nı baştan sona yürümek zorunda değilsiniz. İsterseniz sadece belirli etaplarını yürüyerek de Kumano Kodo deneyimini yaşayabilirsiniz. Rota üzerindeki kasabalar arasında düzenli çalışan yerel otobüsler bulunduğu için etapları atlamak veya yürüyüşü istediğiniz noktada sonlandırmak oldukça kolay.

Eğer zamanınız kısıtlıysa ve rotanın en güzel bölümlerini görmek istiyorsanız, benim önerim şu iki etabı yürümeniz olur:

  • Tsugizakura-oji → Kumano Hongu Taisha
  • Koguchi → Kumano Nachi Taisha

Bu iki etap, hem Kumano Kodo’nun en etkileyici orman patikalarını içeriyor hem de Kumano Hongu Taisha ve Kumano Nachi Taisha olmak üzere Kumano Sanzan’ın en önemli iki büyük tapınağını ziyaret etme fırsatı sunuyor. Böylece kısa sürede rotanın ruhunu ve atmosferini büyük ölçüde deneyimleyebilirsiniz.

Benim rota planım

Bu tablo, benim yürüdüğüm klasik Nakahechi + Kogumotori-goe + Ogumotori-goe rotasını ve kendi planlamamı gösteriyor. 5 gün boyunca yaklaşık 69 km yürüyerek Kumano Kodo’nun en ikonik tapınaklarını ve tarihi patikalarını deneyimledim.

Ben planımı yaparken önceliğimi rotadan hiç ayrılmamaya ve taşıt kullanmamaya verdim. Genellikle tüm rota planlarımda konaklamalarımı da rota üzerinde seçmeye özen gösteririm. Tabii bu herkes için geçerli değil. Ancak ben, bir rotayı başından sonuna kadar tamamen yürüyerek gitme felsefesini benimsiyorum. Bu şekilde yürümek bana çok daha fazla keyif veriyor.

GünBaşlangıçBitişMesafeKonaklama
1. GünTakijiri-ojiTakahara5 kmSen Retreat Takahara
2. GünTakaharaTsugizakura-oji10 kmKumano Kodo Inn Hagi
3. GünTsugizakura-ojiKumano Hongu Taisha26 kmBlue Sky Guest House
4. GünKumano Hongu TaishaKoguchi13 kmKumano Kodo Lodge
5. GünKoguchiKumano Nachi Taisha15 km

Normalde Nakahechi Rotası’nı yürüyen birçok kişi, Kumano Hongu Taisha (Hongu) civarında konaklamak yerine Yunomine Onsen’e gitmeyi tercih ediyor. Burası Japonya’nın en eski kaplıca kasabalarından biri ve geleneksel Japon hamamı (onsen) deneyimi yaşamak isteyenler için oldukça popüler bir durak. Hatta Hongu’dan ayrılarak Yunomine Onsen’e ulaşan ve tekrar ana rotaya bağlanan dairesel ayrı bir spur (yan rota) da bulunuyor. Bazı yürüyüşçüler bu etabı da yürüyüşlerine ekliyor. Extra bir gün daha kalıp bu loopu yürüyorlar ya da otobüs ile de Yumomine’e hızlıca geçmek mümkün.

Ben ise bu seçeneği tercih etmedim. Çünkü rotaya gelmeden önce 10 gün boyunca ülkeyi gezmiş ve Fuji bölgesinde bir onsen deneyimi yaşamıştım. Bu yüzden rotadan ayrılmadan devam etmeyi seçtim. Yine de deneyimlememişler için Yunomine Onsen’in güzel bir alternatif olduğunu düşünüyorum.

Zorluk

Genel olarak Kumano Kodo’nun zorluk seviyesi orta ve üzeri diyebilirim. Tabii bu, tamamen gün gün yaptığınız planlamaya göre değişiyor. Benim rotamda en zor günler 3. gün ve 5. gündü. Üçüncü gün, yaklaşık 26 km yürüdüğüm için fiziksel olarak en yorucu gündü. Son gün ise mesafe daha kısa olmasına rağmen rotanın en yüksek noktasına tırmanıldığı için oldukça zorlayıcıydı.

Zorluk seviyesini etkileyen en önemli faktörlerden biri de yürüdüğünüz mevsim. Özellikle yağışlı dönemlerde taş döşeli patikalar ve yosun tutmuş basamaklar oldukça kaygan hale geliyor. Bu da hem yürüyüş hızınızı düşürüyor hem de daha dikkatli ilerlemenizi gerektiriyor. Bu yüzden Kumano Kodo’yu yürürken mesafeden çok arazi koşullarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Ne zaman yapılır?

Kumano Kodo’yu yürümek için en ideal dönemler, yağışın daha az olduğu ve sıcaklıkların daha rahat olduğu ilkbahar ile sonbahar ayları. Kışın bazı yüksek kesimlerde kar görülebiliyor, yaz aylarında ise muson ve tayfun sezonu başladığı için bu dönemler genellikle tavsiye edilmiyor.

Ben rotayı, yağışlı sezonun başlangıcı sayılan Haziran ayının başında yürüdüm. İlk gün hava sıcak ve güneşliydi ancak sonraki günlerde neredeyse sürekli yağmura yakalandım. Islak taşlar ve yosunlu zemin nedeniyle patikalar oldukça kaygan hâle geldi ve yürümek beklediğimden daha zorlayıcı oldu.

Daha önce İrlanda ve İskoçya’da birçok kez yağmur altında yürümüş, kötü hava koşullarına alışkın biri olmama rağmen Japonya’daki muson yağmurları çok daha yoğun geldi. Hatta ben rotadayken Okinawa açıklarında oluşan bir tayfunun etkisiyle birkaç gün boyunca aralıksız ve şiddetli yağmur yağdı. O an, yanıma trekking şemsiyesi aldığım için gerçekten çok sevindim. Normal bir yağmurluk çoğu zaman yeterli olsa da, özellikle uzun süren muson yağışlarında trekking şemsiyesi yürüyüşü çok daha konforlu hâle getiriyor.

Hangi yön

Nakahechi Rotası’nı her iki yönde de yürümek mümkün. Patika iki yönde de oldukça iyi işaretlenmiş. Ancak bana göre en keyifli yön, Takijiri-oji’den başlayıp Kumano Nachi Taisha’da biten rota. Çünkü yürüyüş boyunca hem doğa hem de görülecek önemli noktalar giderek daha etkileyici hâle geliyor. Böylece rotanın heyecanı her gün biraz daha artıyor ve finali Nachi Şelalesi ile Kumano Nachi Taisha’da yapmak çok daha tatmin edici hissettiriyor.

Rota takip

Nakahechi Rotası ile uzantıları olan Kogumotori-goe ve Ogumotori-goe, genel olarak çok iyi işaretlenmiş. Patika da çoğu yerde oldukça belirgin olduğu için rotayı kaybetme ihtimaliniz düşük.

Yine de ben yürüyüş boyunca GPS üzerinden rotayı takip etmeyi tercih ettim ve iyi ki de etmişim. Yol üzerinde yalnızca bir noktada işaretler yeterince belirgin değildi ve yanlış bir patikaya sapmak üzereyken GPS sayesinde doğru rotaya dönebildim. Bu nedenle siz de haritayı telefonunuza indirip GPS üzerinden takip etmenizi tavsiye ederim.

Ben rotayı Komoot üzerinden takip ettim. İsterseniz aşağıdaki bağlantıdan da aynı rotaya ulaşabilirsiniz.

Nasıl planlanır?

Kumano Kodo rota planını hazırlarken başta oldukça zorlandığımı söyleyebilirim. Oldukça popüler bir rota olmasına rağmen internette yeterince detaylı kaynak bulamadım. Günün sonunda rotamı; diğer yürüyüşçülerin blogları, resmi Kumano Travel internet sitesi, Tanabe kumano turizim burosunun sitesi ve rehber kitaptan faydalanarak oluşturdum.

https://www.tb-kumano.jp/en/

https://www.kumano-travel.com/en

Kumano Travel.

Özellikle konaklama planlaması ve rezervasyon konusunda Kumano Travel benim için en faydalı kaynak oldu. Kumano Travel, Kumano Kodo bölgesindeki konaklamalar için rezervasyon aracılığı yapan yerel bir platform. Bunun yanında rehberli yürüyüşler, bagaj transferi ve bölgedeki çeşitli aktiviteler için de rezervasyon yapabiliyorsunuz.

İsterseniz yürümeyi planladığınız gün sayısına göre önceden hazırlanmış rota planlarından (itinerary) birini seçerek tüm seyahatinizi buradan organize edebilirsiniz. Ben ise hazır rota planlarından birini kullanmak yerine kendi yürüyüş planımı oluşturdum ve sadece konaklama rezervasyonlarımı Kumano Travel üzerinden yaptım.

Ben, taşımaya alışık olduğum çanta ağırlığının altında bir yükle yürüdüğüm için bagaj transferi hizmetini kullanmadım. Ancak daha hafif yürümek isteyenler için oldukça kullanışlı bir seçenek. Bu hizmet sayesinde sadece günlük ihtiyaçlarınızı taşıyıp ana bagajınızı her gün konaklayacağınız bir sonraki noktaya gönderebiliyorsunuz. Sabah konaklamanızdan teslim ettiğiniz bagaj, siz yürüyüşünüzü tamamlayıp varış noktanıza ulaştığınızda çoktan pansiyonunuza teslim edilmiş oluyor.

Rehberle yürümek

Yol oldukça belirgin ve çok iyi işaretlenmiş olduğu için rehberle yürümek bir zorunluluk değil. Zaten rotayı yürüyenlerin büyük çoğunluğu da rehbersiz ilerliyor. Ancak yolun tarihi, kültürü ve Şinto-Budist gelenekleri hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz rehberli turları tercih edebilirsiniz. Ben yol boyunca, çoğunlukla yaşlı Japon rehberler eşliğinde yürüyen birkaç gruba rastladım. Özellikle bölgenin tarihini ve hikâyelerini yerel birinden dinlemek isteyenler için güzel bir deneyim olabilir.

Konaklama

Yol boyunca genel olarak ryokan adı verilen geleneksel Japon konaklama yerlerinde kaldım. Ryokanlar; tatami zeminli odaları, futon yatakları ve sade atmosferleriyle geleneksel Japon kültürünü deneyimleyebileceğiniz konaklama yerleri. Oldukça otantik bir deneyim sunuyorlar. Turistik gezinin ardından yürüyüşe geçtiğim için mümkün olduğunca hafif seyahat etmek istedim. Bu nedenle çadır ve kamp ekipmanı götürmedim.

Rota üzerinde resmi kamp alanlarının sayısı çok fazla değil. Buna karşılık, vahşi kamp yapılabilecek uygun noktalar oldukça fazla. Ancak bu kararı verirken bölgedeki ayı riskini de mutlaka göz önünde bulundurmak gerekiyor. Ben yürüyüş boyunca yalnızca bir kampçı grubuna rastladım; rotayı yürüyenlerin büyük çoğunluğu ise ryokanlarda veya yol üzerindeki diğer konaklama seçeneklerinde kalmayı tercih ediyordu.

Planıma karar verdikten sonra tüm konaklama rezervasyonlarımı Kumano Travel üzerinden yaptım. Ancak bu süreçte beni en çok zorlayan kısım rezervasyon sistemi oldu.

Öncelikle Kumano Travel’da rezervasyon talebini günün her saati oluşturamıyorsunuz. Sistem yalnızca belirli saat aralıklarında talep kabul ediyor. Neden diğer rezervasyon sitelerinde olduğu gibi talebi sisteme girip sıraya alamadıklarını açıkçası anlayamadım. Bu yüzden birkaç gün boyunca uygun saati yakalamaya çalıştım.

Sonunda rezervasyon talebini oluşturabildiğimde ise istediğim konaklamaların büyük kısmının dolu olduğunu gördüm. Üstelik bunu talep oluşturmadan önce göremiyorsunuz. Birkaç alternatif denedikten sonra uygun yerleri bulup talebimi gönderebildim.

Bundan sonra da bekleme süreci başlıyor. Kumano Travel, rezervasyon talebine dönüş yapmak için yaklaşık 30 güne kadar süre belirtiyor. Talebiniz onaylanırsa ise ödemeyi tamamlamak için sadece 48 saatiniz oluyor. Bu süreyi kaçırırsanız rezervasyon otomatik olarak iptal ediliyor.

Açıkçası bana oldukça hantal bir sistem gibi geldi. İlginç olan ise rezervasyon yaparken birçok yer dolu görünmesine rağmen, sezon dışında rotayı yürürken bu konaklamaların çoğunda boş oda olduğunu fark ettim. Bunun nedenini bilmiyorum; belki iptaller oluyordur, belki de sistem anlık doluluk durumunu tam yansıtmıyordur. Ancak benim deneyimimde, rezervasyon aşaması yürüyüşün en stresli kısmı oldu.

Yemek & Su& Alışveriş

Yemek durumu

Kaldığım ryokanların ve misafir evlerinin çoğunda konaklamaya bento şeklinde akşam yemeği ve kahvaltı dahildi. Hatta bazıları, ek ücret karşılığında ertesi gün için öğle yemeği da hazırlıyor. Uzun yürüyüş günleri için bu oldukça pratik bir seçenek.

Ryokanlarda yemek deneyimi ise biraz farklı. Genellikle tesise vardığınızda akşam yemeğiniz odanıza servis edilmiş oluyor ve yemeğinizi odanızda tek başınıza yiyorsunuz. Japon yemek kültürü bu konuda bizim alışık olduğumuzdan biraz daha bireysel. Sadece ikinci gün kaldığım ryokanda ortak mutfakta kendi yemeğinizi hazırladığınız farklı bir sistem vardı. Bu sayede o gün odam dışında yemek yeme fırsatım oldu.

Porsiyonlar benim için yeterliydi. Ancak özellikle Amerikalılar ve Avrupalılar gibi daha büyük porsiyonlara alışkın olanlar için biraz küçük gelebilir. Bu yüzden beklentinizi buna göre ayarlamanızı öneririm.

Japonya’daki turistik gezim boyunca en zorlandığım konulardan biri kahvaltıydı. Geleneksel Japon kahvaltısı bizim alışık olduğumuz kahvaltı anlayışından oldukça farklı. Bizim kahvaltıdan çok yemek olarak görebileceğimiz bir içeriğe sahip. (Pilav, balık vs) Buna karşılık, Kumano Kodo üzerindeki birçok konaklama yerinde sunulan kahvaltılar daha çok kontinental kahvaltıya yakın olduğu için benim için çok daha rahat oldu.

Alışveriş durumu

Alışveriş konusunda en fazla seçeneği Hongu‘da bulabilirsiniz. Burası rotanın en büyük yerleşim yerlerinden biri olduğu için market, restoran ve temel ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz çeşitli işletmeler bulunuyor. Bunun dışındaki duraklarda ise genellikle sadece küçük bakkallar yer alıyor.

Ancak Japonya’da vending machine (otomat) kültürü oldukça yaygın. Bu yüzden bakkal bulamasanız bile çoğu zaman içecek satın alabileceğiniz bir otomatla karşılaşmanız mümkün. Hatta beni en çok şaşırtan şeylerden biri, rotanın oldukça izole noktalarında bile içecek otomatlarının bulunmasıydı.

Su durumu

Yol boyunca birçok doğal su kaynağı bulunuyor. Ancak kullandığım rehber kitap, bu kaynakların suyunun her zaman güvenli olmayabileceğini belirtiyordu. Bu nedenle ben bu kaynaklardan su içmeyi tercih etmedim.

Benim önerim, her gün yürüyüşe başlamadan önce suyunuzu tamamen doldurmanız. Gerekirse rota üzerindeki vending machine’lerden su takviyesi yapabilir veya doğal su kaynaklarını kullanmayı düşünüyorsanız yanınızda bir su filtresi bulundurabilirsiniz.

Ne götürmeli

Kumano Kodo için standart trekking ekipmanları (uygun trekking ayakkabısı, sırt çantası, mevsime uygun katmanlı kıyafetler, yağmurluk, baton, ilk yardım kiti ve su taşıma sistemi genel olarak yeterli. Ancak özellikle yağışlı dönemlerde yürümeyi planlıyorsanız, yanınıza mutlaka bir trekking şemsiyesi almanızı öneririm. Uzun süren muson yağmurlarında sadece yağmurluk kullanmak bir süre sonra yetersiz kalabiliyor ve şemsiye yürüyüş konforunu ciddi şekilde artırıyor.

Bunun dışında, ayı bölgesinde yürüyeceğiniz için yanınızda ayı çanı taşımanız ve nasıl kullanılacağını biliyorsanız ayı spreyi bulundurmanız da faydalı olacaktır. Ayılar ve bölgedeki diğer doğal yaşamla ilgili detaylı bilgileri yazının doğal yaşam bölümünde ayrıca anlattım.

Bütçe

Konaklama, Kumano Kodo bütçesindeki en büyük kalemlerden biri. Ryokan ve misafir evlerinde konaklamayı düşünüyorsanız gecelik 8.000–12.000 Yen arasında bir bütçe ayırmanız iyi olacaktır. Bu fiyatlara çoğu zaman akşam yemeği ve kahvaltı da dahil olduğu için aslında oldukça makul bir seçenek hâline geliyor. Daha lüks ryokanlarda fiyatlar yükselirken, daha mütevazı konaklama seçeneklerinde biraz daha uygun fiyatlar bulmak da mümkün.

Konaklama dışında en büyük harcamalar ulaşım ve ara öğünler oluyor. Konaklamaların büyük kısmına akşam yemeği ve kahvaltı dahil olduğu için gün içinde genellikle sadece öğle yemeği, atıştırmalıklar ve içecekler için bütçe ayırmanız yeterli. Bu da totalde 500-1500 yen civarında.

Rotanın sonuna eklenebilecek yerler?

Rotayı tamamlayan yürüyüşçülerin büyük bir kısmı, son tapınak olan Kumano Nachi Taisha‘yı ziyaret ettikten sonra Shingu bölgesini de geziyor. Bunun dışında bir diğer popüler seçenek ise Koyasan‘a gidip burada bir gece tapınakta konaklamak.

Koyasan, Şinto-Budizm geleneği için önemli merkezlerden biri ve Kumano Kodo ile birlikte manevi yolculuğun önemli duraklarından biri olarak görülüyor. Ben de Koyasan deneyimimi ve tapınakta konaklama sürecini detaylı olarak ayrıca yazacağım.

Ulaşım

Japonya’da şehirler arası ve şehir içi ulaşım için en pratik seçenek tren ve yerel otobüsler. Hem düzenli çalışıyorlar hem de oldukça dakikler. Fiyatları da genel olarak makul. Özellikle Kumano Kodo’ya ulaşım ve rota üzerindeki kasabalar arasında hareket etmek için yerel otobüs ağı oldukça kullanışlı. Eğer rotanın tamamını yürümek istemezseniz veya bir etabı atlamak isterseniz, bu otobüsleri rahatlıkla kullanabilirsiniz.

Rotaya ulaşım

Eğer Nakahechi Rotası’nı yürüyecekseniz, rotanın başlangıcına gitmek için önce Tanabe‘ye ulaşmanız gerekiyor. Osaka’da Tennoji İstasyonu‘ndan bineceğiniz trenle yaklaşık 2,5 saat içinde Tanabe’ye varıyorsunuz.

Tanabe’ye vardığınızda, tren istasyonunun hemen dışındaki 2 numaralı perondan Kumano Kodo otobüsleri kalkıyor. Otobüse binmeden önce hemen arkasındaki Kumano Kodo Pilgrim Information Center‘a uğrayarak hem pilgrim pasaportunuzu alabilir hem de otobüs biletinizi makineden satın alabilirsiniz.

Otobüslerde nakit ödeme yapmak da mümkün ancak sistemi ilk başta biraz karışık gelebiliyor. Bu yüzden imkanınız varsa bileti önceden makineden almanızı öneririm. Bazı otobüslerde kredi kartı da geçiyor.

Yerel otobüs kullanımı

Japonya’da yerel otobüslerde nakit ödeme yapmak mümkün ancak sistem ilk başta biraz karmaşık gelebiliyor. Genellikle otobüse orta kapıdan biniyorsunuz ve girişteki makineden üzerinde numara bulunan küçük bir bilet alıyorsunuz. Yolculuk boyunca otobüsün ön tarafındaki ekranı takip etmeniz gerekiyor. İneceğiniz durağa geldiğinizde, elinizdeki bilette yazan numarayı ekrandaki tabloyla eşleştirerek ne kadar ödemeniz gerektiğini görüyorsunuz.

Ödemeyi yaparken makineye tam ücreti atmanız gerekiyor. Eğer üstünüzde bozuk para yoksa, şoförün yanındaki para bozma makinesini kullanabiliyorsunuz. Ancak bu makine yalnızca 1000 Yen’lik banknotları bozuyor; daha büyük banknotları kabul etmiyor. Önce paranızı bozdurup ardından ödemenizi yine aynı makineye yapıyorsunuz.

Otobüs şoförleri bu konuda yardımcı oluyor ancak açıkçası bu sistemle uğraşmak yerine, otobüste kredi kartı veya temassız ödeme desteği varsa onu kullanmak çok daha kolay. Çoğu otobüste binerken ve inerken kartınızı okutmanız yeterli oluyor.

Ancak yine de nakit ödemek isterseniz nasıl yapıldığı ile ilgili detaylı videoyu paylaşıyorum.

Solo yapmak

Sanırım Japonya, şu ana kadar kendimi en güvenli hissettiğim ülke olabilir. Özellikle kırsal bölgelerde insanlar size dönüp bakmıyor bile. Genel olarak oldukça saygılı ve kurallara bağlı bir kültürleri var. Siz de bu kurallara ve kişisel sınırlara saygı gösterdiğiniz sürece herhangi bir sorun yaşamanız çok düşük bir ihtimal.

Bence Japonya’da dikkat edilmesi gereken en önemli şey, onların toplumsal kurallarına uyum sağlamak. Toplu taşımada sessiz olmak, çöpünüzü yanınızda taşımak, sıraya girmek, pansiyonlara ayakkabıyla girmemek ve ortak alanlarda çevrenizi rahatsız etmemek gibi kurallara dikkat etmek gerekiyor.

Bazı pansiyonların yorumlarında ev sahipleriyle sorun yaşayan birçok insan olduğunu okudum. Sanırım bunun nedeni, özellikle Batı kültüründen gelen insanların ev kurallarını biraz garip bulması. Ben bu anlamda bir sorun yaşamadım. Kurallara saygı gösterdiğiniz sürece herhangi bir problem yaşayacağınızı da sanmıyorum.

Günün sonunda solo olarak seyahat etmek beni çok zorlamadı. Ancak ilk kez ayıların yaşadığı bir bölgede tek başıma yürüdüğüm ve neredeyse bir ayıyla karşılaşma yaşadığım için, solo yürüyüş yapacaklar açısından en önemli konunun bu olduğunu düşünüyorum. Solo yürümeyi planlıyorsanız, özellikle ayı güvenliği konusunda önceden araştırma yapmanızı ve gerekli önlemleri almanızı tavsiye ederim. Kendi aldığım önlemleri aşağıda doğal yaşam başlığında özetledim.

Doğal yaşam

Sanırım Kumano Kodo, şu ana kadar yürüdüğüm rotalar arasında doğal yaşamın en yoğun olduğu yer olabilir. Yol boyunca kırkayak, tatlı su yengeci, yılan, kurbağa, maymun, geyik, rakun köpeği ve dev eşek arıları (wasp) gördüm. Ayıyı görmedim ama çok yakından duydum. Neredeyse rotanın her köşesinden yaşam fışkırıyor. Bu yüzden yola çıkmadan önce bölgedeki doğal yaşam hakkında bilgi edinmek ve buna hazırlıklı olmak gerekiyor.

Ayı durumu

Kumano Kodo hakkında eski yazıları veya blogları okuduğunuzda, ayı tehlikesinin neredeyse hiç olmadığı ya da çok düşük olduğu sıkça söyleniyor. Ancak bence bu durum son birkaç yılda değişmeye başlamış. Japonya’da uzun yıllardır ayı popülasyonunu korumaya yönelik çeşitli çalışmalar yürütülüyor ve bunun sonucunda ayı sayısı eskiye göre artmış durumda.

Eskiden ayıyla karşılaşma riski daha çok Kuzey Japonya’daki rotalar için konuşulurken, artık güney bölgelerde de ayı görüldüğüne dair haberlerle daha sık karşılaşılıyor. Ayılar çoğunlukla yiyecek bulmak için kasabalara inse de zaman zaman yürüyüş rotalarında da görülebiliyor. Bununla birlikte, son yıllarda ayı saldırıları ve ölümcül vakaların sayısında da artış olduğu bildiriliyor.

Ben yürüyüşe başladığım günlerde, Tokyo çevresindeki farklı yürüyüş rotalarında ayı saldırısı sonucu hayatını kaybeden iki yürüyüşçünün haberini okumuştum. Kumano Kodo’da ayıyla karşılaşma ihtimali diğer rotalara göre hala daha düşük olsa da tamamen göz ardı edilmemesi gereken bir risk olduğunu düşünüyorum.

Ben ise iki farklı günde ayıyla karşılaşmaya oldukça yaklaştım. Yürüyüşümün ikinci gününde ormanın içinden çok güçlü bir ses geldi. Hayvanı görmedim ama bunun bir ayı olduğunu düşünüyorum. Üçüncü gün ise patikanın yaklaşık 3–4 metre ilerisindeki ormanlık alandan çok net bir ayı homurtusu duydum. Sanırım ayı benim taşıdığım çanı fark etmişti ve bulunduğu yeri belli etmek ya da beni uzaklaştırmak için bu sesi çıkardı. Ben de hiç oyalanmadan ses çıkararak  hızlı bir şekilde o bölgeden uzaklaştım.Ayıyı görmedim ancak bu iki olay bile, bölgedeki ayı riskini ciddiye almak gerektiğini anlamam için yeterli oldu.

Grup hâlinde yürüyorsanız çok endişelenecek bir durum olduğunu düşünmüyorum. Bölgede yaşayan ayılar çoğunlukla Asya siyah ayısı ve genel olarak insanlardan uzak durmayı tercih ediyorlar. Ancak solo yürüyorsanız, bu riski daha ciddiye almanız gerekiyor. Ayı çanı taşımak, ayı güvenliği hakkında önceden bilgi edinmek ve mümkünse ayı spreyi bulundurmak alınabilecek en önemli önlemler arasında.

Ayı spreyi & Ayı çanı nereden alınır?

Ayı çanını Osaka gibi büyük şehirlerdeki outdoor mağazalarından kolayca temin edebilirsiniz. Benim gördüğüm kadarıyla rota üzerinde de satan yerler vardı. Hatta Takijiri-oji’de, rotanın başlangıcındaki kahve dükkânında bile ayı çanı satılıyordu.

Ayı spreyi bulmak ise biraz daha zor. Ben kendi spreyimi Osaka’daki Montbell mağazasında bulamayınca yakındaki bir AVM’deki outdoor kısmından aldım. Birçok kişi ise Japonya’ya gitmeden önce Amazon Japonya üzerinden sipariş verip oteline teslim ettiriyor. Özellikle sezonda stoklar hızlı tükenebildiği için bu daha garanti bir yöntem olabilir.

Günün sonunda ben ayı spreyini hiç kullanmadım ama yürüyüş boyunca kendimi daha güvende hissetmemi sağladı. Ayı spreyleri uçakta taşınamadığı için ülke dışından getirmeniz mümkün değil. Aynı şekilde dönüşte de yanınızda götüremiyorsunuz. Ben yürüyüşüm bittikten sonra spreyimi, son kaldığım hostelin ortak alanına benden sonra gelecek yürüyüşçüler isterlerse diye bıraktım.

Bunun yanında, olur da Japonya’da ayı spreyi bulamazsam diye Türkiye’den kişisel güvenlik alarmı (ses bombası olarak da biliniyor) götürdüm. Pimi çekildiğinde çok yüksek ses çıkaran bu cihaz oldukça hafif ve kompakt. Çantaya kolayca takılabiliyor ve neredeyse küçük bir anahtarlık kadar yer kaplıyor. Ben kullanmak zorunda kalmadım ama ayı spreyi bulamazsanız alternatif olarak değerlendirilebilir.

Diğer canlılar

Rehber kitapta dikkat edilmesi gereken hayvanlar olarak özellikle şu dördü sıralanıyor: zehirli kırkayak , Japanese dev eşşek arısı, Tiger Keelback yılanı ve Japanese Pit engereği .Son ikisi zehirli yılan türleri. Özellikle Japanese giant hornet’in sokmasının bazı durumlarda ölümcül olabileceği belirtiliyor. Ben kırkayak ve tiger keelback yılanını gördüm.  Yılan benim sesimi duyunca kaçtığı için bir sıkıntı yaşamadım.

Yılan ve benzeri hayvanlara karşı önlem olarak mümkün olduğunca uzun paçalı pantolon giymenizi öneririm. Ayrıca mola verirken bir kayanın üzerine oturmadan, bir ağaca yaslanmadan veya elinizi bir yere koymadan önce mutlaka kontrol etmenizde fayda var.

Gün gün rota

1.gün (Takijiri-oji > Takahara)

Saat 9 civarı Osaka’dan Tanabe’ye gitmek için yola çıktım. Yaklaşık 2,5 saat süren tren yolculuğu çoğunlukla okyanus kenarından, Pasifik Okyanusu manzaraları eşliğinde ilerliyor. Daha yolun bu kısmında bile özel bir yere geldiğiniz hissiyatı içinize düşüyor. O gün hava güneşli olunca da pırıl pırıl güneşin altındaki masmavi okyanus ve devasa kaya parçaları kartpostal gibi uzanıyordu.

Yolculuğun bu kısmında hep huzursuz olurum. Yolun başına ulaşıp ilk adımları atana kadar bir şekilde ya otobüsü kaçıracağım ya da geç kalacağım hissiyatı beni sarıp sarmalar. Tanabe İstasyonu’na geldiğimde, beni başlangıç noktasına götürecek bir sonraki Kumano otobüsünün kalkmasına sadece 15 dakika gibi kısa bir süre vardı. Hızlıca Pilgrim Center’a girip pilgrim pasaportumu aldım. Otobüsün kalkacağı yeri —ki hemen center’ın önüydü— teyit ettim. “Buradan bilet alabilirsin.” dediler. Biletimi alıp, benim gibi sırt çantalı bir grup yürüyüşçünün arkasında beklemeye koyuldum.

Sezon dışı olmasına rağmen hatırı sayılır bir kalabalık vardı. Ama yolun başına geldiğimizde herkesin burada inmediğini, çoğunun sadece belli etapları yürüdüğünü anladım. Çünkü bu otobüs Hongu Taisha Mae’ye gittiği için çoğu kişinin daha ileride inip yürümeye başlayacağını düşündüm.

Yolun başlangıcı olan Tajikiri-o’da birkaç küçük bakkal ve kahveci vardı, ayrıca bir turist merkezi de bulunuyordu. Ben de gidip bir kahve içtim. Bu sırada GPS’i ayarlayıp çok da oyalanmadan yola çıktım. Yolun başlangıcındaki küçük sunakta pasaportuma ilk damgayı bastım, ardından da birkaç fotoğraf çektim. Saat o sırada tam öğle vaktiydi ve güneş tepedeydi. İçimden, “Eyvah, hep böyle olursa bayağı terleyeceğim.” diye düşündüm. Ama sonraki günler güneşli olmadı; ancak sanırım tam da istediğim gibi olmadı.

Patikanın başlangıcı, direkt yukarı doğru bir tırmanışla başlıyor. Kafur ağaçlarından oluşan bir orman içinden, köklerin basamak oluşturduğu bir patika. Birkaç kayanın oluşturduğu küçük mağaralar, buralara bırakılmış sunaklar ya da taşlardan yapılmış küçük, derme çatma ojiler gözünüze çarpıyor. Tabii ayı bölgesine girdiğiniz için bu küçük mağaralardaki gölgeler ilk zihin oyunlarını oynamaya başlıyor; yer yer karanlığın ötesini görmeye çalışırken kendinizi tedirgin hissediyorsunuz. Neyse ki bir sorun yok, ortalıkta ayı yok. Ama biraz ilerleyince yolun, belki de birçok canlı karşılaşmasının ilki oluyor ve bir rakun köpeği görüyorum. Tilkimsi kuyruğuyla, sesimi duyunca hızlıca uzaklaşıyor.

Biraz ilerisinde, bir taş yığınının üzerine atılmış birçok bozuk para görüyorum. İlk adağımı buraya atıp, adet olduğu şekilde bir dilek diliyorum. Biraz ilerleyince ormanın içinden bir ses duydum. Sanki büyük bir hayvan bir ağaçtan aşağı atlamış gibi bir sesti. İlk aklıma gelen bunun bir ayı olabileceğiydi. Önce irkildim, geri dönüp dönmemeyi düşündüm. Ama bunun bir yararı olmayacağını anlayınca yüksek ses çıkarmaya başlayıp patikada ilerlemeye devam ettim. Neyse ki karşılaştığım bir şey olmadı.

Bugün günün ilk kısmı trende ve yolun başlangıcına ulaşmakla geçeceği için planım kısa bir 13 km’lik etap yürümekti. O yüzden fazlasıyla zamanım var. Acele etmeden, ara ara fotoğraf ve video çekerek ilerliyorum. Sanırım patikaya ilk adımımı attıktan 3,5-4 saat sonra günün sonuna Takahara’ya , yani ilk kalacağım ryokana varıyorum.

Günün en zor kısmı da bu noktada başlıyor. Sen Retreat Takahara, self check-in sistemiyle çalışan bir ryokan. Online bir şekilde check-in yapıp odanıza verilen kod ile girebiliyorsunuz. Ama bu “online” kısmı kulağa geldiği kadar dijital değil. Ryokanın dışında küçük bir kulübe var. Bu kulübeye girip oradaki tabletten bilgilerinizi girerek check-in yapmanız gerekiyor. Ancak süreç çok hantal. Defalarca deniyorum, olmuyor. Sonra online bir asistana bağlanıyorum. Bağlantı birkaç kez kesiliyor, tekrar bağlanıyorum ve ancak onun yönlendirmeleriyle check-in işlemini tamamlayabiliyorum.

Japonya’nın bu yarı dijital sistemleri bana oldukça hantal geliyor. Neden bunları gelmeden halledemiyoruz, gerçekten anlamadım. Başka ülkelerde kaldığım onlarca self check-in işletmesinde tüm işlemleri önceden tamamlayabiliyorken burada hâlâ bu kadar uğraştırıcı olması bana garip geliyor.

Neyse ki tüm bu uğraşın sonunda ryokan oldukça güzel çıkıyor. Burası iki kulübeden oluşan bir misafirhane. Benim kaldığım kulübede bir oda daha var ama boş olduğu için tüm kulübe bana kalıyor. Yeşilliklerin içinde, huzurlu bir yer.

Geldiğimde yemeğim odamda hazırdı. Dolapta da içecekler vardı. Hemen soğuk bir içecek içip kasabayı keşfetmek üzere yola çıkıyorum. Amacım, hava kararmadan biraz vakit geçirmek.

4-5 dakika yürüyerek kasabaya ulaşıyorum. Buraya adım attığınız andan itibaren kendinizi bir Miyazaki filmindeymiş gibi hissediyorsunuz. Bir dağın yamacına yayılmış pirinç tarlaları, bir yel değirmeni ve uçsuz bucaksız dağ manzarası…

Kasabanın girişinde önce bir bahçenin yanından geçiyorsunuz. Bahçenin yanında, yürüyüşçülerin ayakkabılarını tamir edebilmesi için bir tamir kiti bulunuyor. “Yürüyüşçüler için daha neyi düşünebilirler ki?” diye geçiriyorum içimden. Burası aynı zamanda ahşap işlerinin satıldığı küçük bir sergi alanı.

Kasabanın kalbine gelmeden önce bir sunağın (Takahara kumono shire) yanından geçiyorsunuz. “Yarın ziyaret ederim.” diyerek bugünlük burayı atlıyorum. Sonra bir seyir terasına çıkıyorum. Karşımda bulut denizinin içinden yükselen dağlar, hemen önünde ise bir pirinç tarlası uzanıyor. Tarlanın yanındaki yel değirmeninin sesi eşliğinde gördüğüm manzara bana gerçeküstü geliyor. Bir süre burada vakit geçiriyor, bol bol fotoğraf çekiyorum. Hava kararmaya başladığında ise ryokana geri dönüyorum.

Yemeğimi yiyip bir şeyler izledikten sonra yatıyorum. Yarınki etabım bugünküne göre daha uzun olacak.

2.gün (Takahara > Tsugizakura-oji)

Sabah 8 civarı kalkıp hazırlanıyor, 9 gibi yola çıkıyorum. İlk olarak dün ziyaret etmediğim sunağa gidip pasaportumu damgalıyorum. Sonra tekrar seyir terasına çıkıyorum. Bu sefer, dünkünden farklı olarak sis ve bulutların sardığı dumanlı dağları izliyorum.

Hava hafiften atıştırmaya başlıyor. Tam o sırada telefonuma, bölgeye yaklaşan bir tayfun olduğuna dair bildirim geliyor. Ana etki alanı Okinawa olsa da bu bölgeye de aşırı yağmur ve rüzgâr getirmesi öngörülüyor. Neyse ki asıl etkisinin akşama doğru başlaması bekleniyor. Bu nedenle, ne kadar erken gece kalacağım yere ulaşırsam o kadar iyi. Daha önce hiç tayfunla karşılaşmadığım için hem ürküyor hem de merak ediyorum.

Yavaş yavaş kasabayı arkamda bırakırken karşıma önce küçük bir göl çıkıyor. Yemyeşil ağaçların arasında, yansımalarıyla neyin nerede başlayıp bittiğini anlayamadığınız bir göl. Ara ara bambu ağaçlarına da denk geliyorum.

Bugünkü orman, dünküne göre şekil değiştiriyor. Selvi ve sedir ağaçlarının sardığı sık ormanların içinden geçiyorsunuz. Tam da bu sırada beklediğim ve görmeyi umduğum manzarayla karşılaşıyorum: sislerin sardığı ormanlar. İşte şimdi gerçekten bir animenin içindeyim; hem de en sevdiklerimden biri olan Mushishi‘nin.

Böyle anlarda, hayal gücümün gerçekle buluştuğu bu anlarda, neden bu yolları yürüdüğümü bir kez daha anlıyorum. Benim için bu yolları yürümek, kutsal bir amaç uğruna yürüyen Budistlerinki kadar olmasa da, bana bütünlük hissi veren bir eylem aslında.

Yağış artarken ormanın içine doğru ilerliyorum. Oldukça dikkatli yürümem gerekiyor çünkü yolun üzeri tatlı su yengeçleri ve kurbağalarla kaplı. Yolun bazı kısımlarında küçük gölcükler oluşmaya başlamış bile. Ara ara yağmur öyle artıyor ki şemsiyemi açmam gerekiyor.

Sanırım 2-3 saat boyunca benzer manzaralar ve birkaç oji geçtikten sonra Uwadawa Tea House Remains’e varıyorum. Ne yazık ki Japon mimarisi çoğunlukla ahşap üzerine kurulu olduğu için kalıntılar genelde gözle seçilemeyecek kadar yıpranmış oluyor. Geriye sadece yere yığılmış birkaç kütük kalmış.

Çay evi kalıntılarını biraz geçtikten sonra sol tarafımdan, ağaçların ve otların içinden bir ayı homurtusu duydum. Bu sefer ses netti ve oldukça yakından geliyordu; tahminen sadece 3-4 metre ilerimdeydi. Dursam büyük ihtimalle görebileceğim bir mesafedeydi.

Tahminimce ayı, ayı çanımın sesini duyup yerini belli etmek istemişti. Ben de onu görmeye çalışmak yerine, karşılaşmayı tamamen önlemek için koşmadan ama tempomu artırarak ilerlemeye devam ettim. Aynı zamanda ses çıkarmayı da sürdürdüm. Neyse ki karşılaşmadık.

Ama o an, Japonya’daki trekking rotalarında ayıyla karşılaşmanın artık o kadar da uzak bir ihtimal olmadığını ilk elden deneyimlemiş oldum.

Biraz ileride, “Three-fold Moon” olarak bilinen küçük bir seyir noktasına geldim. Burası, Kumano Kodo’nun eski efsanelerinden birine ev sahipliği yapıyor. Rivayete göre bir yamabushi (dağ keşişi), burada üç ayın aynı anda gökyüzünde belirdiğini görmüş ve bunu Kumano tanrılarının bir işareti olarak yorumlamış. O günden sonra bu nokta kutsal kabul edilmiş ve “Üç Ay Efsanesi” nesilden nesile anlatılmaya devam etmiş. Ben oradayken gökyüzünde üç ay yoktu ama sisin içinde kaybolan dağlar, bu hikayeye inanmayı hiç de zorlaştırmıyordu.

Sanırım bir saat sonra öğle molası verebileceğim noktaya geldim. Bu sırada yağmur sağanağa dönmüştü. Şemsiyeye rağmen oldukça ıslanmıştım. Mola noktam küçük bir restorandı. Bir udon çorbası sipariş edip hem dinlendim hem de havanın biraz yumuşamasını bekledim. Ancak pek duracağı yoktu. Tayfunun yaklaştığını anlayabiliyordum.

Öğle molasından sonra Chikatsuyu’ya kadar kısa bir yol yürüdüm. Burası, yol üzerindeki görece büyük sayılabilecek yerleşimlerden biri. Pirinç tarlalarıyla çevrili, sakin bir kasaba. Normalde bu etap, Takahara’da kalmayıp yürüyüşe devam edenlerin gün sonu noktası oluyor. Ancak ben, ertesi günkü etabı biraz kısaltmak için daha ilerideki Tsugizakura’da bir ryokan rezerve etmiştim. O nedenle durmadan ilerliyorum. Yağmur giderek arttığı için de bir an önce konaklayacağım yere ulaşmam gerektiğini düşünüyorum.

Bundan sonra ryokana kadar olan kısım biraz monoton. Hafif yükselerek, çoğunlukla tali yol üzerinden ilerliyor. Ara ara patikalara girip tekrar yola çıkıyorsunuz. Bir noktadan sonra rüzgâr hızlanmaya başlayınca tayfunun yaklaştığını iyice hissettim. Yolda bir kez daha bir rakun köpeği gördüm.

Tsugizakura’ya yaklaşmadan önce ilk defa ormanda kamp yapan birilerine rastladım. Akşam tayfun sırasında ne yapacaklarını merak ettim. Kalacağım ryokana yaklaştıkça birkaç irili ufaklı ev görünmeye başladı. Tam bu sırada köyün içinde sürekli bir anons çalmaya başladı. Tabii Japonca olduğu için ne dendiğini anlamadım. Daha sonra ryokandaki ev sahibine sorunca bunun, tayfunun yaklaştığını ve gerekli önlemlerin alınması gerektiğini hatırlatan bir anons olduğunu öğrendim. Yaklaşık 20 dakikada bir tekrar ediyordu.

Ben de bu sırada ryokana yaklaşıp haritadan tam olarak nerede olduğunu anlamaya çalışıyordum ki ev sahibim bana seslendi. “Benim burada kalacağımı nasıl bildi?” diye düşünürken, o gün kalan tek misafirin ben olduğumu söyledi. Sezon dışında geldiğim için her yerin oldukça sakin olduğunu da ekledi.

Burası iki katlı ahşap bir ev. Ben birinci kattaki odalardan birinde kalıyorum. Oldukça mütevazı ama sıcak bir ortamı var. Sahibinin çevrede birkaç misafirhanesi daha varmış. Bugün hepsi boşmuş. Biraz dinlendikten sonra yemeğe iniyorum.

Bu sırada dışarıda hava iyice patlamış durumda. Şiddetli rüzgar ve yağmur pencerelere vuruyor. Tayfun anonsu yine çalıyor. Yemeği beklerken ev sahibiyle biraz sohbet ediyoruz. Genel olarak Japonların İngilizcesi çok iyi değil ama gerçekten çok kibarlar.

Yemek ise tam anlamıyla “kendin pişir, kendin ye” konseptinde. Aslında burası bununla ünlüymüş; yorumlarda yazıyormuş ama ben gözden kaçırmışım. Önüme bir tepsi çiğ deniz ürünü ve et koyunca önce afalladım. Sonra masadaki ızgarayı çalıştırdı. İçimden, “Dışarıda tayfun koparken Japonya’nın kırsalında bir yerde kendi yemeğini pişirmek herhalde aklıma gelecek en son deneyimlerden biri olurdu.” diye geçirdim. Hayat garip sürprizlerle dolu.

Yemekten sonra erkenden odama çıkıp uyumaya çalıştım. Ama bütün gece şiddetini artıran tayfun yüzünden sürekli uyandım. Durmadan pencereye ağaç dalları çarpıyordu. Bir ara çatının üzerimizden kopup uçacağından bile korktum. Gece boyunca ara ara uyanıp sadece, “Umarım daha da kötüleşmez.” diye düşündüm. Sabahı beklemekten başka yapabileceğim bir şey yoktu.

3.gün (Tsugizakura-oji >Kumano Hongu Taisha)

Bugünkü yolum uzun olduğu için (yaklaşık 26 km) erkenden uyanıp kahvaltı yaptım. Yağmur ve rüzgar durmuştu. Bu sırada ev sahibimiz, duvara astığı dünya haritasında geldiğim yeri bir iğneyle işaretlememi istedi. Haritanın üzerinde onlarca iğne vardı; hatta İstanbul bile çoktan işaretlenmişti. Ben de ikinci bir iğne ekleyip yola çıktım.

Yolun ilk kısmında, terk edilmiş ve sarmaşıkların sardığı birkaç evi geçtikten sonra karşıma bir maymun sürüsü çıktı. Bir süre uzaktan çatıların tepelerinde zıplamalarını, birbirleriyle sataşmalarını izledim. Tekrar yola koyulup biraz yürümüştüm ki bu kez de bir geyik gördüm. İlk iki gün boyunca ayı karşılaşmasına çok yakınlaştığım için her bir ses de irkiliyordum.

Tali yolda ilerledikçe dünkü tayfunun etkilerini görebiliyordum. Yolun her yeri kırılmış dal parçalarıyla doluydu. Yolun bu kısmında genelde yoğun bir ormanın içinden ilerliyorsunuz. Ama ara ara açıklıklara denk geldiğinizde etrafınızı saran tepeleri ve yemyeşil orman manzarasını görebiliyorsunuz.

Birkaç şelale ve ırmak geçtikten sonra Nakodojaya Tea House kalıntılarına varıyorum. Ama diğerlerinde olduğu gibi burada da kalıntıları seçmekte zorlanıyorum.

Çay evi kalıntılarından sonra yine açıklık bir alana çıkıyorum. Karşımda geniş bir orman ve dağ manzarası uzanıyor. Bir ırmak ve köprüyü daha geçtikten sonra dikkatimi çeken bir oji ile karşılaşıyorum: Ogin Jizo. Rivayete göre Kyoto’lu bir geyşa olan Ogin, sevdiği kişiyle buluşmak için geldiği bu noktada 1816 yılında iki haydut tarafından saldırıya uğrayarak öldürülmüş. Bu oji de onun anısını yaşatmak için yapılmış.

Bugün bol bol tahta köprülerde geçiyorum. Yolun özellike bu kısmı genel olrak bir ırmağa paralel gidiyor. Bir süre sonra Dokuya Hamlet kalıntılarına ulaşıyorum. Bugün geriye sadece birkaç taş temel ve doğanın yavaş yavaş geri aldığı izler kalmış olsa da bir zamanlar burada, Kumano Kodo üzerinde yaşayan küçük bir topluluk varmış. Yol boyunca karşılaştığım diğer kalıntılar gibi burası da bana bu patikanın sadece bir hac yolu değil, yüzyıllar boyunca insanların yaşadığı, çalıştığı ve hayat kurduğu bir yer olduğunu hatırlattı.

Buranın yakınında terk edilmiş bir kulübe vardı. Ormanın içinde, adeta korku filmlerini hatırlatan bir kulübe. Bir süre burada mola verip ilerliyorum.

Daha sonra yürüyüşçüler için yapılmış küçük bir kulübeye varıyorum. Burada tuvalet ve yol ulaşımı da var. Öğle molamı burada veriyorum. Benim dışımda bir ekip daha var. Herkes sessizce yemeğini yiyor. Normalde ilk iki gün çok az insan görmeme rağmen bugün görece daha kalabalık. Çünkü kısmi yürüyüş yapan ekiplerin en çok tercih ettiği etap burası. Bir anlamda Kumano Kodo’nun en popüler bölümü.

Kulübenin duvarlarında yürüyüşçüler için çeşitli uyarılar asılı. Bugün özellikle uzun bir etap olduğu için gün batımı saatlerini yazmışlar ve karanlıkta yürünmemesi konusunda uyarmışlar. Ayrıca, gerekirse kullanılabilecek en yakın otobüs durağını ve otobüs saatlerini de belirtmişler.

Kulübeden sonraki günün ikinci yarısında karşıma Michinokawa Settlement kalıntıları çıktı. Burası, bir zamanlar Kumano Kodo üzerinde yaşayan insanların oluşturduğu küçük bir yerleşimmiş. Günümüzde geriye yalnızca birkaç iz kalmış. Etrafta hala meyve ağaçları bulunuyor ve manzarayı izleyebileceğiniz bir bank var. Buradan dağlara doğru geniş bir manzara açılıyor. Sislerin yamaçlardan yükselişini bir süre sessizce izledim; buranın neden geçmişte insanların yaşamak için seçtiği bir yer olduğunu anlamak hiç zor değildi.

Michinokawa’dan yaklaşık bir saat kadar yürüdükten sonra Inohana Oji’ye ulaşıyorum. Burasında büyük bir sunağın yanı sıra dikkatimi iki tilki heykeli çekiyor. Japon inanışında tilkiler (kitsune), özellikle pirinç, bereket ve tarım tanrısı İnari’nin habercileri ve koruyucuları olarak kabul ediliyor. Bu yüzden İnari’ye adanmış tapınakların girişlerinde sıkça tilki heykellerine rastlamak mümkün. Ormanın sessizliği içinde bu heykeller, sanki hala yolu koruyormuş gibi duruyordu.

İnohana Oji’den kısa bir süre yürüdükten sonra Hosshinmon Oji’ye varıyorsunuz. Ancak bu kısımda benim yolum biraz uzadı. Çünkü Hongu Taisha Mae’ye giden, Kumano Kodo’nun dışında kalan alternatif patikalar da bulunuyor. Dikkat etmezseniz yanlış yola sapmanız an meselesi. Bu nedenle bu bölümde GPS’e bakmak oldukça önemli. Ben de bir an dalgınlığıma gelip yanlış patikaya girdim. Biraz ilerledikten sonra fark edip tekrar doğru rotaya döndüm.

Hosshinmon Oji ise Kumano Kodo’nun en büyük ve en önemli ojilerinden biri. Buraya otobüsle ulaşım da mümkün. Eğer yürüyüşü erken bitirmek ya da rotanın sadece son bölümünü yürümek isterseniz, en uygun başlangıç veya bitiş noktalarından biri burası.

Hosshinmon Oji’den sonra iyice yükselmiş oluyorsunuz ve küçük bir yerleşim başlıyor. Terk edilmiş irili ufaklı evler, çay bahçeleri ve neredeyse kimseyi görmediğiniz ama buna rağmen son derece düzenli ve bakımlı bir yer burası. Bana Spirited Away‘deki kasabayı hatırlatıyor.

Uzunca bir süre bu yerleşimin içinden yürüyorsunuz. Çay bahçeleri, arkadaki uçsuz bucaksız dağ manzarası ve etrafı saran sessizlik burayı rotanın en huzurlu bölümlerinden biri haline getiriyor.

Kasabanın sonuna doğru ise Fushiogami Oji’ye varıyorsunuz. Burası, hacıların ilk kez Kumano Hongu Taisha’nın bulunduğu kutsal vadiyi uzaktan gördükleri nokta olarak kabul ediliyor. Geçmişte hacılar burada durup tapınağa doğru saygıyla eğilirlermiş. Bugün de burada dinlenebileceğiniz banklar var.

Tüm kasabanın sessizliğinin içinde iki yaşlı kadın, Fushiogami Oji’nin etrafını temizleyip otları biçiyordu. Kafalarını bile kaldırmadan, büyük bir titizlikle işlerine odaklanmışlardı. Ben yanlarından geçerken kendimi biraz görünmez hissettim. Sanki oraya ait olmayan tek kişi bendim. Gerçekten de Spirited Away‘den çıkmış karakterler gibiydiler; sessiz, sakin ve yaptıkları işe tamamen dalmışlardı.

Yolun bundan sonraki kısmı, artık yorgunluğu iyice hissetmeye başladığınız, 2-3 km boyunca patikadan ilerlediğiniz oldukça monoton bir etap. Bu monotonluğu bozan tek şey ise neredeyse 2 metrelik bir yılanla karşılaşmam oldu.

Artık iyice yorulmaya başladığımı hissettiğim sırada Hongu Taisha Mae’ye vardım. Ben ulaştığımda tapınak neredeyse kapanmak üzereydi. Rahipler eşyaları topluyor, kapılar yavaş yavaş kapanıyordu. Hızlıca gezip günü tamamlamak için ryokanıma doğru yola çıktım. Ryokanım Hongu’nun sonunda olduğu için biraz daha yürümem gerekti. Hongu, çevredeki en büyük yerleşimlerden biri olduğu için önceki günlere göre çok daha hareketli hissettiriyordu.

Bugünkü ryokanım ise sanırım bu yürüyüş boyunca kaldığım en büyük işletmeydi. Yaklaşık 7-8 odası vardı. Odalar geniş ve ferahtı. Günün uzun etabı beni oldukça yormuştu. Odaya getirilen yemeğimi yiyip biraz bir şeyler izledikten sonra erkenden uykuya daldım.

4. gün (Kumano Hongu Taisha >Koguchi)

Bugün Nakahechi rotasının uzantısı olan Kogumotori-goe etabını yürüyeceğim. Düne göre yolum daha kısa (yaklaşık 13 km) ama toplamda 800 metre yükselme ve alçalma var.

Sabah 9 civarı yola çıkıp, yolun başlangıç noktası olan Ukegawa’ya Hongu’dan yaklaşık 45 dakikada yürüdüm. Bu kısım yol kenarından ilerlediği için biraz monoton. Ama günlerdir ayı görme ihtimaline karşı yürürken müzik dinlemiyordum. Bu vesileyle ilk kez kulaklıklarımı takıp müzik eşliğinde yürüdüm. Yol boyunca Hongu’dan geçen Kumano Nehri’nin manzaraları da bu sıkıcı kısmı güzelleştiriyordu.

Başlangıç noktasından Hyakken-gura Lookout’a kadar yaklaşık iki saat boyunca sürekli yükseldim.460m yükseklikte zirveye ulaştığınızda ise Kumano Kodo’nun en etkileyici manzaralarından biri karşınıza çıkıyor. Hyakken-gura Lookout, UNESCO tarafından korunan Kii Dağları’nın katman katman uzanan sırtlarını ve sonsuz gibi görünen ormanlarını görebileceğiniz en ünlü seyir noktalarından biri. Hava açıksa kilometrelerce uzanan dağ silsileleri seçilebiliyor. Hava yağışlı olmadığı için manzaranın keyfini çıkarabiliyorum.

Buradan sonra sırasıyla Matsuhata Chaya Tea House kalıntıları, Ishido Chaya Tea House kalıntıları ve Sakurajaya Tea House kalıntılarından geçiyorum. Yol boyunca selvi ve sedir ağaçlarının kapladığı sık ormanların içinden ilerliyorsunuz. Bugün gerçekten yeşilin elli tonunu görüyorsunuz. Bazı noktalarda ağaçların dalları birbirine uzanıp doğal bir tünel oluşturuyor. Bu yeşil koridorların içinden yürümek, rotanın en keyifli anlarından biri oluyor.

Sakurajaya Çay Evi’nin yakınlarında ise devasa bir kiraz ağacı bulunuyor. Yol boyunca başka kiraz ağaçlarına da rastladım ama sakura mevsimi olmadığı için hiçbirinde çiçek yoktu. Bahar aylarında buranın nasıl göründüğünü hayal etmemek elde değildi.

Öğleden sonra hafiften yağmur başlıyor. Çok geçmeden, saat 2.30 civarı alçalıp Koguchi’ye yaklaşıyorum ve karşıma Koguchi Nehri çıkıyor. Yemyeşil ormanların arasından akan bu nehrin rengi turkuazı andırıyor. Bir süre kıyısına inip suyun akışını ve manzarayı izliyorum. Ardından Koguchi’nin içindeki ryokanıma doğru ilerliyorum.

Koguchi oldukça küçük bir yerleşim yeri ve konaklama seçeneği de çok fazla değil. Çoğu yürüyüşçü geceyi geçirmek için çevredeki daha büyük kasabalara gidiyor. Ama benim yolun dışına çıkmama prensibim burada da devam ediyor. Bu yüzden Kumano Kodo Lodge’u rezerve ettirmiştim.

Burası oldukça alışılmadık bir yer. Eskiden bir kooperatif binası olan yapı restore edilerek ortak kullanım alanlarına sahip bir konukevine dönüştürülmüş. Alt katında küçük bir kafe var. Binanın kendisi ise kocaman bir hanı andırıyor. Yine bu gece burada kalan tek kişi benim. Odam oldukça güzel; penceresi doğrudan nehre ve Koguchi’ye bakıyor. En güzel kısmı ise binanın terasına çıkabiliyor olmanız.

Yerleştikten sonra yemeğim çoktan odama bırakılmıştı. Bir şeyler atıştırıp aşağıda bir kahve içtim. Sonra birkaç bira alıp terasa çıktım. Karşımda nehir, etrafımda dağlar ve yavaş yavaş çöken akşam… Gerçekten inanılmaz bir manzaraydı. Sanırım yılın en iyi tek kişilik partisini burada vermiş olabilirim.

5. gün (Koguchi > Kumano Nachi Taisha)

Neredeyse sabah 5’te kalktım. Çünkü bugünkü yolum düne göre daha uzun, daha fazla yükselme var ve Kumano Kodo’nun en yüksek noktasına ulaşacağım. Ayrıca yürüyüşü bitirdikten sonra tekrar Hongu’da döneceğim için(ertesi gün Koyasan’a gidebilmek için )otobüsleri kaçırmamam gerekiyor. Hongu’ya dönebilmek için önce Nachi’den Shingu’ya, oradan da Hongu’ya geçeceğim; toplamda üç otobüs değiştirmem gerekiyor. Bu yüzden olabildiğince erken varmak istiyorum.

Saat 6’ya doğru yola koyuluyorum. Ama dışarıda şakır şakır yağmur yağıyor. Dağların üzerinden sisler yükseliyor. Yol ilk adımdan itibaren yükselmeye başlıyor. Sisli ormanların arasından yaklaşık 3 saat tırmanıp Echizen-toge Geçidi’ne, yani Kumano Kodo’nun yaklaşık 870 metreyle en yüksek noktasına ulaşıyorum.

Etrafımdaki ormanlar adeta bir sanat eseri gibi. Kendimi Yüzüklerin Efendisi‘nin içindeymişim gibi hissediyorum. Sanırım çok erken başladığım için bütün yol boyunca tamamen yalnızım. Saatlerdir tek bir yürüyüşçüyle bile karşılaşmıyorum.

Buradan sonraki inişte yol neredeyse bir şelaleye dönüşmüş durumda. Patika taş döşeli olduğu ve tamamen ıslandığı için oldukça kaygan. Bu yüzden çok dikkatli yürümem gerekiyor ve hızım ciddi şekilde düşüyor.

Öğlene doğru Jizo-jaya Tea House Remains Memorial’a varıyorum. Burada yürüyüşçüler için küçük bir baraka ve bir içecek otomatı bulunuyor. Bu noktadan sonra yol yavaş yavaş kalabalıklaşmaya başlıyor. Sanırım benim yavaşlamam, arkadaki yürüyüşçülerin bana yetişmesini sağlıyor.

Bu sırada yağmur ve rüzgar iyice şiddetlenmiş durumda. Herkesin sırılsıklam olduğunu görüyorum. Ben ise şemsiyem sayesinde biraz daha iyi durumdayım. Burada öğle molası verip havanın biraz olsun durulmasını umut ediyorum.

Barakadan biraz ilerledikten sonra karşıma bir uyarı tabelası çıkıyor. Yakın zamanda bölgede ayı görüldüğünü ve dikkatli geçmemiz gerektiğini yazıyor. Ancak bu bölüm, devasa otlarla ve büyük kaya parçalarıyla çevrili. Etraftaki kayalar sürekli göz oyunu yapıyor. Hatta bazıları bana Komşum Totoro‘daki Totoro’yu hatırlatıyor. Bir süre “Acaba bu bir ayı mı, yoksa sadece bir kaya mı?” diye etrafı dikkatle izleyerek ilerliyorum.

Tam da bu yüzden dikkatimi vermem gereken yere, yani yağmurdan kayganlaşmış taşlara odaklanamıyorum. Bir noktada ayağım kayıyor ve düşerek elimi yaralıyorum. Neyse ki ciddi bir şey olmuyor ve biraz dinlendikten sonra yürümeye devam ediyorum.

Uzun süre bu yüksek otların arasından ilerledikten sonra yeniden yükselmeye başlıyor, bu kez sislerin sardığı ormanlara geri dönüyorsunuz. Son bölüm bana oldukça uzun geliyor. Bir an önce varabilmek için tempomu artırıyorum ve sonunda saat 13.30 civarında yolun sonuna, Nachi Taisha’ya ulaşıyorum.

Burası, Kumano Kodo denince akla gelen o ikonik kırmızı tapınağın bulunduğu yer. Hemen arkasında ise Japonya’nın en yüksek tek kademeli şelalesi olan Nachi Şelalesi yükseliyor. Bir süre burada dolaşıp bol bol fotoğraf çekiyorum, ardından şelaleyi de gezerek bu yolculuğu sonlandırıyorum.

Kumano Kodo, uzun zamandır hayalini kurduğum Japonya’da uzun mesafe bir yürüyüş yapma isteğimi gerçekleştirdiğim bir rota oldu. Ghibli Stüdyosu’ndan çıkmış gibi hissettiren kasabalarda yürümek, sislerin sardığı dağları görmek ve her akşam farklı bir ryokanda konaklamak benim için unutulmaz bir deneyimdi.

Bunun yanında, ilk defa ayıların yaşadığı bir bölgede tek başıma yürümenin ne kadar zihinsel olarak zorlayıcı olabileceğini de bu rotada deneyimledim. Tüm bunlarla birlikte Kumano Kodo, hem doğası hem kültürü hem de yaşattığı atmosferle uzun süre unutamayacağım yürüyüşlerden biri olarak hafızamda yerini alacak. Kim bilir belki ilerde Japonya’ya tekrar bir yürüyüş için dönerim.

Kumano Kodo Deneyimimi İzleyin

Yayınlanma

Güncellenme

Kumano Kodo yürüyüşü kaç gün sürüyor?

En popüler rota olan Nakahechi, yürüyüş hızınıza ve konaklama planınıza bağlı olarak genellikle 4–5 günde tamamlanıyor. Ben rotayı 5 günde yürüdüm ve hem yürüyüşten hem de tapınakları ziyaret etmekten keyif alabileceğim rahat bir tempo yakaladım.

Kumano Kodo zor bir yürüyüş mü?

Teknik açıdan zor bir rota değil. Ancak sürekli iniş ve çıkışlar nedeniyle orta seviyede fiziksel kondisyon gerektiriyor. Günlük 10–25 km yürüyebilen ve düzenli egzersiz yapan çoğu kişi rotayı rahatlıkla tamamlayabilir.

Kumano Kodo’yu tek başına yürümek güvenli mi?

Evet. Japonya’nın en güvenli yürüyüş rotalarından biri olduğunu söyleyebilirim. Patikalar iyi işaretlenmiş, köylerden geçiyor ve kaybolma riski oldukça düşük. Yine de her solo yürüyüşte olduğu gibi rotanızı bir yakınınızla paylaşmanız ve temel güvenlik önlemlerini almanız faydalı olacaktır.

Konaklamaları önceden ayırtmak gerekiyor mu?

Kesinlikle evet. Özellikle ilkbahar ve sonbahar sezonunda küçük aile işletmeleri haftalar hatta aylar öncesinden dolabiliyor. Günlük etaplarınızı belirledikten sonra konaklamalarınızı da aynı anda rezerve etmenizi öneririm.

Kumano Kodo’nun en güzel zamanı ne zaman?

İlkbahar (Mart–Mayıs) ve sonbahar (Ekim–Kasım) en ideal dönemlerdir. Yaz aylarında hava oldukça sıcak ve nemli olabilir. Kışın ise daha serin hava ve daha sakin patikalar sizi bekler ancak bazı konaklama işletmeleri kapalı olabilir.

Kumano Kodo’da bagaj taşımak zorunda mıyım?

Hayır. Konaklamalar arasında bagaj transferi yapan hizmetler bulunuyor. Bu sayede yalnızca günlük ihtiyaçlarınızı taşıyarak yürüyebilir, büyük valizinizi bir sonraki konaklamaya gönderebilirsiniz.

Kumano Kodo rotası iyi işaretlenmiş mi?

Evet. Rota boyunca yönlendirme tabelaları oldukça başarılı. Yol ayrımlarında İngilizce açıklamalar da bulunuyor. Buna rağmen telefonunuza çevrimdışı harita indirmenizi tavsiye ederim.

Kumano Kodo’da pasaport (Dual Pilgrim) damgası nasıl alınır?

Kumano Kodo üzerinde belirli noktalarda pasaportunuza damga bastırabilirsiniz. Ayrıca daha önce İspanya’daki Camino de Santiago’yu da tamamladıysanız, iki hac rotasını yürüyenlere verilen Dual Pilgrim sertifikasına başvurma hakkı kazanabilirsiniz.

Kumano Kodo yürüyüşü için rehber gerekiyor mu?

Hayır. Rota bireysel yürüyüş için oldukça uygun. İyi bir planlama, rezervasyonlar ve çevrimdışı haritalarla rehbersiz şekilde rahatlıkla yürünebilir.

Maceranın bir parçası olmak için abone ol!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bir Cevap Yazın

Translate »

Patikada Bir Kadın sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin