Ring of Steall ve Devil’s Ridge: İskoçya’nın En Etkileyici Sırt Rotası

Ring of Steall – İskoçya
Devil’s Ridge, 4 Munro ve Glen Nevis’in efsanevi sırt rotası
🌤️ Sezon: Haziran–Eylül (Mayıs koşullara bağlı)
Ben Ne Zaman Yürüdüm
Mayıs 2025
Yürüme Süresi
10–12 saat
Mesafe
18 km
Toplam İrtifa
≈2.000 m (çıkış + iniş)
En Yüksek Nokta
Sgurr a’ Mhaim (1.099 m)
Başlangıç / Bitiş
Lower Falls Car Park (Loop)
Teknik Özellik
4 Munro · Devil’s Ridge · İşaretsiz rota
Zorluk
🧗‍♀️ Teknik: ★★★★☆
🥾 Fiziksel: ★★★★★
Öne Çıkanlar
  • Devil’s Ridge sırt geçişi
  • 4 Munro zirvesi
  • Steall Falls ve kablo köprü
  • 360° Highland manzaraları
  • ⚠️Yükseklik hissi ve kaya geçişleri
  • 📍GPS ile navigasyon önerilir

Başlamadan

Loch Shiel Circuit’i bitirdikten sonra elimde biraz zaman kalınca günübirlik bir rota daha yürümeyi düşündüm. Gelmeden önce tüm odağım Loch Shiel olduğu için fazla araştırma yapmaya fırsatım olmamıştı. Daha önce sadece West Highland Way’i yürürken yürüyüşün sonuna ekleyebileceğim rotalara bakmıştım. Bunlardan biri Ben Nevis, diğeri ise Ring of Steall’di. O zaman hava koşulları nedeniyle yalnızca Ben Nevis’i yürüyebilmiş, Ring of Steall’i ise hiç deneyememiştim.

Devil’s Ridge

Glen Nevis Camping’e planladığımdan erken varıp ve kötü hava ihtimaline karşı ayırdığım yedek günleri kullanmayınca, bu sefer Ring of Steall’i yürüyebileceğimi düşündüm. Ancak rota için detaylı bir hazırlık yapabilecek kadar zamanım yoktu. Dinlenme günümde sadece birkaç video izleyebildim. Açıkçası rotanın trekking kategorisinde yer almasına güvenerek yola çıktım, fakat beklediğimden çok daha zorlu bir etapla karşılaştım.

Ring of Steall nedir?

Ring of Steall, Glen Nevis bölgesinde yer alan ve dört Munro’nun zirvesi ile bunları birbirine bağlayan dağ sırtlarının oluşturduğu dairesel bir yürüyüş rotası. Bunun yanında ünlü Devil’s Ridge sırt hattını da barındırıyor ve panoramik manzaralarıyla bilinen etkileyici bir yürüyüş rotası. Toplam loop 18 kmlik bir rota ve 2000m’ye yakın yükseliş ve iniş gerektiriyor.

Ring of Steall

Munro Nedir?

Munro, İskoçya’da (Galce kökenli kullanımla) 3.000 feet (914,4 metre) üzerindeki dağlara verilen isimdir. Bu rota boyunca toplam dört Munro’nun zirvesinden geçilir. Ters saat yönünde sırasıyla Sgurr a’ Mhaim, Am Bodach, Stob Coire a’ Chairn  ve An Gearanach zirveleri yer alıyor.

Munroların zirvesindeki taş babalar

Devil’s ridge

Devil’s Ridge, Ring of Steall rotasında Am Bodach ile Stob Coire a’ Chairn arasında yer alan dar bir dağ sırtı bölümüne verilen isimdir. İki tarafı boşluğa açılan ve iniş çıkışlı yapısı nedeniyle bu isimle anılır. Uzaktan bakıldığında zikzak çizerek ilerleyen bu sırt hattı, etkileyici manzaralar sunar.

Zikzak şeklinde ilerleyen Devil’s Ridge

Genelde İskoçlar, bir rotanın zorluğunu vurgulamak için “Devil” ifadesini kullanmayı severler. Daha önce West Highland Way’de de Devil’s Staircase ile karşılaşmıştım. Bu isim de dik ve çok basamaklı yapıyı ifade ediyordu.

Diğer önemli kısımlar

Sgurr a’ Mhaim

Ters saat yönünde ilerlediğinizde ilk çıkılan zirve burası. Rota, hızlı ve dik bir yükselişle başlıyor. Saat yönünde yürüyenler için ise uzun iniş bu zirveden sonra başlıyor. Genel olarak bu yönde yürüyenlerin yorumlarında, hızlı irtifa kaybının özellikle dizler üzerinde oldukça yıpratıcı olduğu sıkça belirtiliyor.

Stob Coire a’ Chàirn

Ters saat yönünde bu munrodan sonra hızlı bir alçalış var. Yer yer bazı yerlerde boşluk hissine kapıldığınız ve dikkatli geçemniz gereken yerler olabiliyor. Saat yönünde tırmanmak daha kolay olabilir.

An Gearanach & an Garbhanach

Bana Devil’s Ridge’den kat kat daha zor gelen bölüm burası oldu. Sanırım ters saat yönünde ilerlediğim için rotanın en zorlu kısmını tırmanarak değil, iniş yaparak geçmek zorunda kaldım ve bu da işleri oldukça zorlaştırdı. Özellikle bir noktada, dar kaya sırtında adeta bir kaya üçgeninin tepesine oturarak ilerlemek zorunda kaldım. Kendimi en güvensiz hissettiğim yer de burasıydı.

Bu nedenle, bu bölümün saat yönünde yüründüğünde çok daha rahat ve kontrollü geçilebileceğini düşünüyorum.

Kablo köprü ve bataklık kısım

Burası çoğu kişinin en çok zorlandığı bölüm olarak geçiyor. Saat yönünde ilerliyorsanız tırmanış başlamadan önce bir dere geçişiyle karşılaşıyorsunuz. Dere üzerinde kablo şeklinde ünlü bir köprü bulunuyor. Ancak su seviyesi çok yüksek değilse ve ayaklarınızın biraz ıslanmasını göze alıyorsanız, dereden doğrudan geçmek de mümkün.

Kablo köprü

Ben rotayı ters saat yönünde yürüdüğüm için bu noktaya günün sonunda ulaştım. Artık ayaklarımın ıslanmasını pek dert etmediğimden kablo köprüyü kullanmak yerine doğrudan dereden geçmeyi tercih ettim.

Ancak bana göre asıl zorlayıcı bölüm bundan önceydi. Ters saat yönünde ilerlerken kablo köprüye ulaşmadan önce oldukça çamurlu ve bataklık bir alandan geçmek gerekiyor. Bu bölümde yer yer neredeyse dizime kadar çamura saplandım. Günün sonuna denk geldiği için çok rahatsız etmedi ama rotayı saat yönünde yürüyor olsaydım ve daha sabahın erken saatlerinde çamura bulanmış olsaydım, muhtemelen pek hoşuma gitmezdi.

Hangi yöne doğru yürümeli?

Yola çıkmadan önce bu konuyu pek düşünmemiştim ve takip ettiğim GPS rotası ters saat yönünü gösterdiği için doğrudan o yönde ilerledim. Ancak daha sonra karşılaştığım kişilerden gördüğüm kadarıyla çoğu kişi rotayı saat yönünde tamamlıyordu.

Günün sonunda bana göre bu sorunun net bir cevabı yok. Çünkü iki yönde de bazı bölümler tırmanış olarak daha kolayken, bazıları iniş olarak daha rahat ilerliyor. Örneğin Devil’s Ridge’i ters saat yönünde geçmek bana daha kolay geldi. Özellikle biraz duvara dönmüş bir kısmı inmek yerine tırmanmak daha kolaydı. Buna karşılık An Gearanach ve An Garbhanach bölümü, iniş yerine çıkış olarak yüründüğünde daha rahat hissetirebilir.

An Gearanach

Benzer şekilde, bataklık geçişi ters saat yönünde günün sonuna denk geldiği için daha avantajlıydı. Ayaklarımın ıslanması ve çamura batması gün sonu olduğu için konformu düşürmedi. Buna karşılık Sgurr a’ Mhaim tarafındaki hızlı yükselme, saat yönüne göre çıkışta daha zorlayıcı oluyor.

Bu nedenle iki yönün de kendi içinde artıları ve eksileri var ve hangisinin “daha iyi” olduğu büyük ölçüde kişisel tercih ve yürüyüş koşullarına bağlı.

Zorluk derecesi

Rota yürüyüş kategorisinde sınıflandırılsa da, bana göre zorluk açısından bunun oldukça üstünde ve daha çok tırmanışa yakın bir karaktere sahip. Özellikle daha önce kaya tırmanışı deneyimi olmuş olmak ve yükseklik/boşluk hissine alışık olmak gerekiyor. Birkaç noktada, kısa süreli de olsa, elleri kullanarak ilerlemek zorunda kalıyorsunuz.

Gitmeden önce zorluğunun bu seviyede olduğunu açıkçası tam olarak fark etmemiştim ve benim için tamamen sürpriz oldu. Tahminimce Türkiye’de olsa bu rota muhtemelen “tırmanış” olarak sınıflandırılırdı.

Teknik olarak çok zor olmasa bile, gün boyunca sürekli bir boşluk hissi var ve bu da oldukça dikkatli ilerlemeyi gerektiriyor. Bu rotada daha önce ölümlü kazaların yaşandığı da biliniyor. Özellikle kuru havada yapılması önemli; zemin kayganlaştıkça zorluk seviyesi belirgin şekilde artıyor.

Ne zaman yürümeli?

Rota için en ideal dönem genelde Haziran–Eylül aralığı, yani karın büyük ölçüde tamamen kalktığı dönem olarak veriliyor. Ben Mayıs ayının başında yürüdüğümde, rotanın üzerinde olmasa da kuzey yamaçlarda hala kar ve buz örtüsü vardı. Görece kuru bir havada yürüdüm; sadece turun sonlarına doğru yer yer hafif bir çiseleme oldu.

Rotada erimeyen karlar

Kamp alanında tanıştığım biri, iki hafta önce arkadaşlarının aynı rotaya gittiğini ancak kar nedeniyle geri dönmek zorunda kaldıklarını söyledi. Ben de yola çıkarken çok emin değildim ama yürüyüşten önceki hafta havaların oldukça ısınması karın büyük kısmını eritmişti.

Bu açıdan bakınca Mayıs ayı biraz riskli bir dönem; koşullara bağlı olarak rota ya tamamen yürünebilir ya da kar nedeniyle ciddi şekilde zorlaşabilir.

Tek başına yürümek

Yürüyüşü tek başıma ve rehbersiz tamamladım. Eğer özellikle kaya tırmanışı ve sırt hattında navigasyon konusunda kendinize güvenmiyorsanız, rehberle gitmek daha iyi bir seçenek olabilir. Çünkü bazı kaya geçişlerinde deneyimli birinin en doğru hattı göstermesi işi kesinlikle kolaylaştırırdı.

Bu açıdan bakınca, daha önce hiç bilmediğim bir rotada kaya geçişleri beni zorladı ama yine de tamamlanamayacak bir seviyede değildi.

Rota takibi

Rota işaretli değil. Ben GPS üzerinden takip ettim. Özellikle sırt hattına çıkmadan önceki ilk bölümde birbirine benzeyen çok sayıda patika olduğu için GPS olmasa yanlış yöne sapabilirdim.

Sgurr a’ Mhaim!a doğru yükselirken patika yol

Sırt hattına çıktıktan sonra çok fazla karıştırılacak bir nokta olmasa da (birkaç yer hariç), GPS çoğu zaman rotayı sırtın 2 metre ötesinde, boşluk tarafında gösteriyordu. Bu nedenle kaya geçişlerinde daha çok göz kararı ilerlemek zorunda kaldım; “buradan daha kolay geçilir” diyerek deneme-yanılma yöntemiyle ilerledim.

Ne götürmeli

Her ne kadar gittiğim gün hava oldukça iyi olsa da, yaklaşık 1000 metre irtifada ve tüm gün açık sırt hattında ilerlediğim için sırt bölümüne çıktığımda hava belirgin şekilde serinlemişti. Yanımda buff, eldiven, polar ceket, rüzgar ve yağmur ceketi vardı ve hepsini kullandım.

Bunun yanında, tüm gün süren bir yürüyüş olduğu için yeterli su ve yiyecek taşımak gerekiyor. Ters saat yönünde ilerlediğinizde sırt hattından inişe geçtikten sonra su kaynakları bulunabiliyor, ancak sırt bölümünde su bulmak oldukça zor.

Rotaya ulaşım

Rotaya başlamak için genelde Lower Falls otopark alanına ulaşmak gerekiyor. Ben Glen Nevis Camping alanından yürüyerek başlangıç noktasına gittim ve bu da gidiş-dönüş yaklaşık 10 km ekstra mesafe ekledi. Açıkçası bu kısım yürüyüşün başında beni oldukça zorladı.

Bunun yerine başlangıç noktasına taksiyle gitmek daha mantıklı olabilir. Ancak Fort William’da, özellikle bir gün önceden rezervasyon yapılmadıysa taksi bulmak zor olabiliyor.

Glen Nevis Kamp alanından rotanın başlangıcına ulaşım

Toplu taşıma açısından ise Fort William’dan Kinlochleven yönüne giden otobüsler (A82 hattı üzerinden) bir seçenek olabilir, ancak Glen Nevis vadisinin içine direkt ve düzenli bir toplu taşıma hattı yok. Bu yüzden çoğu yürüyüşçü ya taksi kullanıyor ya da Fort William’dan Glen Nevis yoluna kadar olan kısmı yürüyerek tamamlıyor.

Eğer rotanın başlangıç noktasına yürüyerek gidecekseniz, zamanlama planınızı buna göre yapıp erken başlamanızı öneririm. Her ne kadar Mayıs ayında İskoçya’da hava geç karardığı için gün ışığını kaçırma problemi çok olmasa da, saat 9’dan sonra neredeyse hayat durduğu için dönüşte açık yer bulmak imkânsız hale geliyor.

Ben 8’de başladığım rotayı akşam 9.03’te bitirdim ve o saatte hiçbir restoran beni kabul etmedi. Geceyi yemek yemeden tamamlamak zorunda kaldım.

Yürüyüş günü

Sabah 7 civarı kalkıp hazırlanarak 8’e doğru yola çıktım. İlk olarak Glen Nevis Camping alanından rotanın başlangıcına kadar yaklaşık 5 km’lik bir yürüyüş yapmam gerekti. Bu kısmı yol kenarından ilerleyerek tamamladım. Bu sırada birçok kişi Ben Nevis ve çevresindeki rotalar için hazırlık yapıyordu.

Otopark alanına geldiğimde oldukça az araç vardı; bu da rotanın nispeten sakin olacağına işaret ediyordu. Rotanın ilk kısmı Sgurr a’ Mhaim yönüne doğru patikadan hızlı bir yükselişle başlıyor. Nefes nefese kalarak yaklaşık 1,5–2 saat içinde ilk Munro zirvesine ulaştım.

Sgurr a’ Mhaim’a doğru yükselirken arkada Glen Nevis manzarası

Zirveye vardığımda kuzey sırtında hala kar ve buz olduğunu gördüm, bu da rota için biraz endişe yarattı. Aynı noktada Ben Nevis ve Glen Nevis vadisinin manzarası oldukça etkileyiciydi. Hava bu bölüme kadar açıktı ancak kısa süre içinde kapanmaya başladı ve sırt hattını sis kapladı. Buna rağmen Devil’s Ridge’in zikzak şeklinde uzanan hattını görebiliyordum.

Devil^s Ridge

Bu sırada rotayı diğer taraftan yürüyen biriyle karşılaştım. Yanında çadır ve kamp malzemeleri vardı; büyük ihtimalle bir önceki geceyi rotada geçirmişti. Rotanın bazı kısımlarında kamp yapmak mümkün, ancak tamamen açık ve rüzgara maruz bir alan olduğu için hava durumunu dikkatle takip etmek gerekiyor. Kısa sohbetimizde, yaklaşan bölümde dikkatli olmamı önerdi.

Bazı kaya etapları

Devil’s Ridge’in ilk kısmı oldukça keyifliydi; boşluk hissi çok yoğun değildi ve patika oldukça belirgindi. Ancak ikinci bölümden sonra yer yer kaya tırmanışı gerektiren geçişler başlıyor. Bu noktalarda ekstra dikkat etmek gerekiyor. Manzaralar ise gerçekten etkileyiciydi; sık sık durup arkama bakarak fotoğraf çekmek istedim.

Devil’s ridge sırt hattı

Am Bodach zirvesine ulaştığınızda Devil’s Ridge bir balık sırtı gibi geride uzanıyor. Bu sırada sis iyice artmaya başlamıştı. Am Bodach’ta 360 derece panoramik bir manzara var. Burada kısa bir mola verip fotoğraf çektim, ancak görüş mesafesi giderek azalıyordu.

Arkada Devil’s ridge

Am Bodach’tan Stob Coire a’ Chairn’e kadar nispeten daha rahat bir sırt hattından ilerleniyor. Zirvede büyük bir kaya siperliği var; rüzgar arttığı için burada kısa bir mola verdim. Yanımda genelde yolda götürdüğüm domates, muz ve elma vardı. Sabah kamp alanından aldığım kahveyle birlikte burada bir şeyler yiyip dinlendim. Bu noktada Devil’s Ridge’i geçmiş olduğum için en zor kısmın geride kaldığını düşündüm.

Stob Coire a’ Chairn’de mola

Stob Coire a’ Chairn’den iniş bölümü de oldukça dikkat gerektiriyor; dik ve taşlık bir hat. Bu sırada karşı yönden gelen bir grupla karşılaştım ve selamlaştık.

Stob Coire a’ Chairn’den iniş bölümü

Bir an için bu iniş yerine çıkışın daha kolay olup olmayacağını düşündüm. Rotayı tam bilmediğim için bir sonraki bölümde beni neyin beklediğinden emin değildim. “Herhalde bundan sonra tekrar yükseliş olmaz” derken bu kez An Garbhanach sırtına doğru çıkan daha dik ve teknik bir bölüm başladı; bana göre rotanın en zor kısmı burasıydı.

Arkada An Garbhanach

Büyük kaya bloklarının olduğu bu sırt hattında belirgin bir patika kalmıyor. Kayaların içinden ya da dışından deneme-yanılma ile ilerlemeye çalıştım. Bu noktada boşluk hissi oldukça yoğundu. Bir yerde tamamen kaya bir sırt hattından aşağıya inerek geçmek zorunda kaldım. Burada ciddi bir adrenalin hissettim. Tutunacak net bir yer olmadığı için kayanın üzerine oturarak kayarak ilerledim ve şans eseri kazasız geçtim. Bu bölümde navigasyon da zordu; belirgin bir patika olmadığı için sürekli “doğru yerde miyim” hissiyle ilerledim.

An Gearanach

Sonrasında An Gearanach için son bir yükseliş yaptım ve ardından uzun bir iniş başladı. İnişte yer yer kar ve buz kalıntıları vardı, bazı bölümler ise dere yatağına dönmüştü. Bir süre önce suyum bittiği için temiz bir dere bulup su doldurdum.

Uzun inişin ardından Steall Falls’a ulaştım. Şelaleye giden bölümde bataklık bir arazi var ve yer yer dizime kadar çamura battım. Günün yorgunluğu nedeniyle bunu çok önemsemesem de ekstra efor beni oldukça zorladı.

Steall Falls

Steall Falls oldukça etkileyiciydi; Harry Potter filmlerinden de tanıdık bir manzaraya sahip. Biraz fotoğraf çektikten sonra şelalenin aktığı dereyi geçerek kablo köprüye ulaştım. Bir çift geçmeye çalışıyordu, beklememek ve zaten ıslanmış olduğum için doğrudan dereden geçmeyi tercih ettim.

Buradan otoparka kadar olan kısımda günübirlik gelen ziyaretçilerle karşılaşıyorsunuz. Ağaçlık bir alandan nehire paralel ilerleyen keyifli bir rota olsa da oldukça yorgun olduğum için bir an önce bitmesini istedim. Saat 8’e geliyordu ve kamp alanına ulaşıp yemek yemenin ve soğuk bir içecek içmenin hayalini kuruyordum.

Otoparka vardığımda tüm loop’u tamamlamıştım ancak kamp alanına kadar hala yaklaşık 5 km yolum vardı. Hava da yavaş yavaş kararmaya başlamıştı. Aceleyle yürümeme rağmen ancak 9.03’te kamp alanındaki restorana ulaşabildim. Mutfak sadece 3 dakika önce kapanmıştı ve artık yemek veremeyeceklerini söylediler. Aslında 10’a kadar açık olduğunu, ancak sadece içecek servis edebileceklerini belirttiler. Bu durumun Türkiye’de pek karşılaşılmayacak bir şey olduğunu düşündüm.

Hızlıca diğer büfeye yöneldim ancak o da kapanmıştı. Market de aynı şekilde kapalıydı. Kapıyı çalıp en azından içecek satmalarını rica ettim ama kabul etmediler. Biraz moralim bozuk şekilde çadıra gidip bir şeyler atıştırdım ve uyudum.

Ring of Steall, yıllardır benimsediğim en temel yürüyüş prensibimi—“Tek başınaysan her şeye hakim olmalısın.”—çiğnediğim bir rotaydı. Bu yüzden beklemediğim sürprizlerle karşılaştım, zaman zaman zorlandım. Ama belki de tam da bu yüzden bana en çok şey öğreten yürüyüşlerden biri oldu.

Tüm zorluklarına rağmen manzaralarına hayran kaldığım, kendi sınırlarımı zorladığım ve bilinmezliklerle sakin kalarak baş etmeyi biraz daha öğrendiğim bir deneyimdi. Bazen en değerli kazanımlar, her şeyi kontrol edebildiğimiz anlarda değil; kontrolü tamamen elimizde tutamadığımız anlarda geliyor. Eğer bir gün yolunuz Ring of Steall’e düşerse, benim yaptığım hatayı yapmayın; tek başınıza çıkıyorsanız rotayı, hava koşullarını ve karşılaşabileceğiniz tüm zorlukları önceden iyice araştırın. Dağlar hataları her zaman affetmeyebilir.

Ring of Steall deneyimimi izleyin

Yayınlanma

Güncellenme

Ring of Steall nedir?

Glen Nevis bölgesinde yer alan, dört Munro zirvesini ve bunları birbirine bağlayan dağ sırtlarını içeren dairesel (loop) bir yürüyüş rotasıdır. Ünlü Devil’s Ridge sırt hattını da barındırır. Toplam 18 km uzunluğunda olup yaklaşık 2.000 m yükseliş ve iniş gerektirir.

Munro nedir?

İskoçya’da 3.000 feet (914,4 metre) üzerindeki dağlara verilen isimdir. Rotada sırasıyla (ters saat yönünde) Sgurr a’ Mhaim, Am Bodach, Stob Coire a’ Chairn ve An Gearanach olmak üzere dört Munro zirvesinden geçilir.

Devil’s Ridge nedir, neden bu isimle anılıyor?

Am Bodach ile Stob Coire a’ Chairn arasında yer alan dar bir sırt bölümüdür. İki yanı da boşluğa açıldığı ve zikzak/iniş-çıkışlı yapısı olduğu için bu isimle anılır.

Rota ne kadar sürer ve zorluk derecesi nedir?

Ortalama 10–12 saat sürer. Resmi olarak “yürüyüş” kategorisinde sınıflandırılsa da zorluk açısından tırmanışa yakındır; birkaç noktada ellerin kullanılması gerekir.

Rotayı hangi yöne doğru yürümek daha iyi?

Kesin bir doğru yön yoktur, her iki yönün de kendine göre zorlukları vardır. Ters saat yönünde gidildiğinde Devil’s Ridge ve bataklık geçişi daha kolay olurken, An Gearanach & An Garbhanach bölümünün iniş olarak yürünmesi oldukça zorlayıcıdır. Saat yönünde gidildiğinde ise Sgurr a’ Mhaim inişi ve kablo köprü kısmı daha zor olabilir.

En ideal yürüyüş zamanı ne zaman?

Haziran–Eylül arası, karın büyük ölçüde eridiği dönem önerilir. Mayıs ayı risklidir; bu dönemde kuzey yamaçlarda hâlâ kar/buz bulunabilir.

Rota işaretli mi, GPS gerekli mi?

Rota işaretli değildir, GPS ile navigasyon önerilir. Özellikle sırt hattına çıkmadan önceki bölümde birbirine benzeyen çok sayıda patika olduğundan GPS olmadan yanlış yöne sapmak mümkündür.

Tek başına yürünebilir mi, rehber gerekli mi?

Rota tek başına ve rehbersiz tamamlanabilir, ancak kaya tırmanışı ve sırt navigasyonu konusunda kendine güvenmeyenlerin rehberle gitmesi önerilir.

Kablo köprüden mi geçmeli, dereden mi?

Su seviyesi çok yüksek değilse ve ayakların ıslanmasına aldırılmıyorsa, kablo köprü yerine doğrudan dereden geçmek de mümkündür.

Ne götürmeli?

Buff, eldiven, polar ceket, rüzgar ve yağmur ceketi gibi katmanlı giysiler gereklidir (1000 m irtifada ve açık sırt hattında hava belirgin şekilde serinler). Ayrıca yeterli su ve yiyecek götürülmelidir; özellikle sırt bölümünde su bulmak zordur.

Rotaya nasıl ulaşılır?

Başlangıç noktası Lower Falls otoparkıdır. Glen Nevis vadisine düzenli toplu taşıma bulunmadığından, önceden rezervasyonlu taksi ya da Fort William’dan yürüyerek ulaşım en yaygın seçeneklerdir. Fort William–Kinlochleven arası otobüs (A82 hattı) bir alternatiftir ancak vadinin içine kadar gitmez.

Maceranın bir parçası olmak için abone ol!

İstenmeyen posta göndermiyoruz! Daha fazla bilgi için gizlilik politikamızı okuyun.

Bir Cevap Yazın

Translate »

Patikada Bir Kadın sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin