Başlamadan
90’larda, evin tek televizyonunun karşısına geçip izlediğim Indiana Jones ve benzeri macera filmlerinde hep aynı türden bir sahne olurdu: Yağmur ormanlarının derinliklerinde, sık bitki örtüsünün arasında ilerleyen, üzerlerine safari kıyafetleri ve sırt çantaları geçirmiş maceracılar…

Küçüklüğümden beri hep bu türden bir maceracı olmayı dilemiş biri olarak, yetişkin dünyasına adım attığımda bunun filmlerdeki kadar dramatik olmasa da bir anlamda mümkün olduğunu gördüm. Seyahat ettiğim tropik iklimlerde, eğer mümkünse, hep günübirlik yürüyüşlere gitmeye çalıştım. Böylece yıllar içinde, artık kendi seçtiklerimi toparlayabilecek kadar jungle hike (yürüyüş) deneyimim birikti.
Bu kısa yazıda, benzer bir deneyimin hayalini kuran maceracılar için planlama nasıl yapılır, nelere dikkat etmek gerekir ve hangi rotaları öneriyorum, toparladım.
Belki sizin jungle maceranız da buradan başlar.
Jungle Hike (Yürüyüşü) nedir?
Jungle hike, yağmur ormanları ve tropik ormanlarda yapılan doğa yürüyüşlerine verilen isim. Klasik bir yürüyüş rotasından biraz farklı; yüksek nem, yoğun bitki örtüsü, çamurlu ve kaygan zemin üzerinde ilerlemek ve en önemlisi etraftaki tropik canlı hayatına karşı dikkatli olmak gerekiyor.

Neden Jungle Yürüyüşü?
Kendinizi bir anlığına Indiana Jones filminin içinde hissetmek bir yana, bence jungle yürüyüşlerinin en güzel tarafı, bitki örtüsünü ve yaban hayatını doğal ortamında görebilmek. Bir hayvanı sadece görmekten öte, kendi yaşam alanında nasıl hareket ettiğini ve çevresiyle nasıl etkileşim kurduğunu izlemek bambaşka bir deneyim. Tabi bu gözlemi yaparken rahatsız etmemeye dikkat etmek gerekiyor.
Nelere Dikkat Etmek Gerekir?
Jungle yürüyüşlerinde zemin, herhangi bir trekking rotasına göre daha zorlu olabilir. Sürekli yağış nedeniyle çamurlu ve kaygan zemin, su geçişleri ve hatta toprak kayması ihtimali bulunabilir. Bu nedenle öncelikle hava ve zemin koşullarını dikkate etmek gerekiyor. En sık yaşanan kazalarından biri kaygan zeminde kayarak bilek burkması oluyor genelde.

Gittiğiniz bölgeye göre değişebilse de tropik bir ormanda yürürken maymun, timsah, jaguar gibi hayvanlarla karşılaşabilirsiniz. Ancak jungle’da bu hayvanlarla karşılaşma ihtimaliniz genelde düşüktür. Asıl dikkat edilmesi gerekenler çoğu zaman daha küçük ve fark edilmesi zor canlılardır. Bullet ant gibi oldukça acı veren küçük karıncaların yanında, sivrisinekler de tropik ormanlarda karşılaşabileceğiniz önemli risklerden biri. Özellikle dengue gibi sivrisineklerle bulaşan hastalıklar nedeniyle, tropik bölgelerde yürüyüş yaparken sivrisineklerden korunmak en önemli öncelik olmalı.
Dengue Fever nedir?
Dengue fever, tropik ve subtropik bölgelerde özellikle Aedes türü sivrisineklerin ısırmasıyla bulaşan viral bir hastalık. Yüksek ateş, şiddetli baş ve kas-eklem ağrıları, halsizlik ve bazen döküntü gibi belirtilere neden olabiliyor. Çoğu kişi birkaç hafta içinde iyileşse de bazı vakalarda hastalık daha ağır seyredebilir. Bu durum severe dengue olarak adlandırılıyor ve ciddi kanamalara, şoka veya organ hasarına yol açabiliyor.
Ne yazık ki benim de deneyimlediğim bir hastalık dengue fever. Borneo’daki son günümüzde sivrisinek ilacımız bitmişti. Kaldığımız yerin odaya bıraktığı sivrisinek ilacını kullandım ama sanırım eski olduğu için etkisi oldukça azdı. O gün, aslında günlerdir kendimi korumama rağmen, sadece bir saat içerisinde vücudumda 100’e yakın sivrisinek ısırığı oluştu. Üstelik ısırıldığımı neredeyse hiç fark etmemiştim; gördüğümde bu kadar çok ısırık olduğuna inanamadım.

Borneo, dengue açısından riskli bölgelerden biri olduğu için bu kadar yoğun bir maruziyet yaşayınca endişelendim. Nitekim yaklaşık 3 gün sonra belirtiler başladı. Yaklaşık bir hafta boyunca kemiklerim kırılıyormuş gibi hissettiren yüksek ateş ve şiddetli vücut ağrıları yaşadım. Ancak hastalığın severe dengue olarak adlandırılan ağır formuna ilerlememiş olmam nedeniyle kendimi şanslı hissediyorum. Yaklaşık başladıktan 7-8 gün içinde de tamamen atlattım.
Dengue’yi ikinci kez geçirmek, severe dengue riskini artırdığı için bundan sonraki jungle maceralarımda sivrisineklerden korunmayı çok daha ciddiye almam gerektiğini biliyorum.
Diğer Sivrisinek Kaynaklı hastalıklar
Tropikal bölgelerde sivrisineklerle bulaşan tek hastalık dengue değil. Gideceğiniz yere göre sıtma, sarı humma, chikungunya ve Zika gibi hastalıklarla da karşılaşabilirsiniz. Ancak riskler ülkeden ülkeye, hatta aynı ülkenin farklı bölgelerinde bile değişiyor. Bu yüzden seyahatten önce rotanıza özel riskleri öğrenmek, gerekli aşılar ve koruyucu ilaçlar konusunda bir seyahat sağlığı merkezine danışmak önemli.

Yine de bu riskler, tropikal ormanlarda yürümekten vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmiyor. Gideceğiniz bölgeye uygun önlemleri alarak ve sivrisineklerden korunarak riski azaltabilirsiniz.
Ne Giymeli, Ne Götürmeli?
Jungle yürüyüşlerinde uzun kollu, uzun paçalı ve mümkünse açık renkli kıyafetler tercih etmek bence olmazsa olmaz. Ben açıkçası ilk başlarda daha kısa kıyafetlerle yürüyordum ancak sonrasında bunun elzem olduğunu Dengue Fever geçirdikten sonra anladım.
Sivrisineklerden korunmak için DEET içeren bir kovucu kullanmayı ve açıkta kalan bölgeleri düzenli olarak yenilemeyi kesinlikle öneriyorum. Hatta seyahate gitmeden yanınıza stoklayarak gitmenizi öneririm. Çünkü nemli ortamda neredeyse günde bir kutu bitiyor ve bazen bulmak zor oluyor.

Bunun yanında yeterli su için bir matara veya hydration pack, güneş gözlüğü, şapka, güneş kremi, küçük bir ilk yardım çantası ve yağmurluk da çantada mutlaka bulunmalı. Özellikle tropik bölgelerde hava bir anda değişebildiği için yağmurluk ve su geçirmeyen bir çanta kılıfı da hayat kurtarabiliyor.
Özellikle Amazonlardaki yürüyüşümüzde yağmurluğun önemini nerdeyse 1 saat kesintisiz yağış sonrası anlamıştık.
Jungle Yürüyüşü Nasıl planlanır?
Genellikle planlama yaparken önce bölgeye karar veriyorum. Turistik seyahat ettiğim bölgelerde, eğer mümkünse birkaç gün konaklama ayarlayıp gittiğimde otel veya resortun sağladığı turlardan faydalanıyorum. Tayland’da Khao Sok’ta da böyle ilerledik. Costa Rica ve Seyşeller’de ise bazı rotaları kendimiz yürüdük, bazıları için de GetYourGuide gibi uygulamalardan turlar aldık.

Bazen resortlar da direkt bir tur programı olarak satılıyor yani konaklama ve aktiviteler birlikte. Amazon ve Borneo’da ise böyle paketlerle ilerlemiştik. Örneğin Borneo’da üç günlük, yürüyüş ve wildlife spotting aktivitelerini içeren bir paketi satın alarak bölgeyi bu şekilde keşfetmiştik.
İlk jungle deneyiminiz olacaksa, bölgeyi iyi araştırıp güvenilir bir konaklama veya yerel rehber üzerinden ilerlemenizi öneririm.
Gündüz mü Gece mi Yürümeli?
Jungle yürüyüşlerinin çoğunu gündüz yapmış olsam da, excursionların önemli bir kısmında gece yürüyüşleri de programa dahil oluyor. Bunun en büyük nedeni, tropik ormanlarda yaşayan birçok hayvanın nocturnal (gececil) olması. Bu nedenle özellikle animal spotting yapmak istiyorsanız, gece ormana çıkmak bazı hayvanları görme şansınızı artırabiliyor.

Rehberli ya da rehbersiz yürümek?
Genellikle gittiğimiz yerlerde, eğer rehbersiz yürünebilecek işaretli rotalar varsa önce kendimiz yürümeyi deniyoruz. Ancak bunun için bölgeyi iyi araştırmak ve kaldığınız yere danışmak önemli. Her jungle rotası rehbersiz yürümeye uygun olmayabiliyor. Örneğin Amazon’da, Peru’da bazı bölgelerde güvenlik ve yön bulma açısından rehberle yürümek gerekiyor.

Özellikle animal spotting yapmak istiyorsanız rehberli yürüyüşleri tercih etmenizi öneririm. Bölgeyi bilen rehberler hayvanların nerelerde ve hangi saatlerde görülebileceğini çok daha iyi biliyor. Gece yürüyüşlerinde ise rehberli yürümeyi kesinlikle öneriyorum; karanlıkta hem yön bulmak hem de çevredeki canlıları fark etmek çok daha zor.
Animal/Wildlife Spotting (Yaban Hayatı Tespit Etme) Nedir?
Animal / Wildlife spotting, jungle’da yaşayan hayvanları doğal ortamlarında gözlemlemeye/görmeye çalışmak. Yoğun bitki örtüsü nedeniyle tropik orman içerisinde hayvanları fark etmek sanıldığı kadar kolay değil. Deneyimli bir rehber, sizin sadece yaprak olarak gördüğünüz bir hareketten orada bir hayvan olduğunu anlayabilir. Rehbersiz yürürken saatlerce sadece ormanı görüp çıkmanız mümkünken, rehberle yürümek çok daha fazla canlı görmenizi sağlıyor.

Yürüdüğüm rotalardan seçtiklerim
Borneo
Borneo, Endonezya, Malezya ve Brunei arasında paylaşılan devasa bir ada. Etkileyici plajlarının yanında asıl öne çıkan tarafı ise dünyanın en eski yağmur ormanlarından birine ev sahipliği yapması. Malezya’ya bağlı Sabah bölgesi de özellikle doğa ve macera turizmini sevenlerin ilgisini çekiyor.

Borneo’ya özgü çok sayıda endemik türe ev sahipliği yapan Sabah’ta yaban hayatı görmek için özellikle Sandakan ve Danum Valley öne çıkıyor. Sandakan çevresinden Kinabatangan Nehri’nde yapılan tekne safarileriyle nehir kıyısındaki yaban hayatını gözlemleyebilirken, Danum Valley’de yağmur ormanının direkt içine girip yürüyerek keşfedebiliyorsunuz. Sanırım Sabah bölgesi şimdiye kadar gittiğim yağmur ormanları arasında en fazla canlı çeşitliliğine sahip olan yerdi.
Yaban hayatı
Borneo’da Orangutan, gibbon, tuzlu su timsahı, pigme filler ve çok sayıda maymunun yanında hornbill gibi birçok kuş türünü de doğal ortamlarında görme şansımız var. Üstelik uzun uzun beklememize gerek kalmadan, neredeyse her tekne turunda ya da yürüyüşte bir canlıyla karşılaşıyoruz.
Bizim yolculuğumuzun ilk karşılaşması nehir kıyısında gördüğümüz tuzlu su timsahı ile başladı. Bu kadar büyük ve hızlı olmasını hiç beklemiyorduk. Üstelik o kadar yakındı ki bir an küçük kayığımızın içine atlayacak sandık.








Ardından Borneo’ya özgü pigme fillerle karşılaştık. Koca kulakları ve normal bir file göre oldukça kısa boylarıyla gerçekten adeta Dumbo gibiydiler. Uzun uzun bir sürünün birbirleri ile iletişimini izledik. Filler’e hayran olmamak elde değil.
Bunun yanında Sabah bölgesinde yüzlerce proboscis maymunları ve makak yaşıyor. Büyük ağaçların üstünde bir sürü ile karşılaşmak olağan. Çoğu zaman diğer maymunlarla kavga ederken buluyorsunuz. İnsanlara ne kadar da benziyorlar!
Ama bütün bu karşılaşmaların içinde bizim için açık ara en etkileyici olanı, Danum Valley’de uzun uzun gözlemleme fırsatı bulduğumuz orangutanlardı.
Yürümek İçin Nereye gitmeli?
Danum Valley Conservation Area, yoğun tropikal ormanı, dev ağaçları ve zengin yaban hayatıyla gerçek bir jungle deneyimi sunuyor. Önce Sandakan bölgesinde iki gün tekne safarilerine çıktıktan sonra, Danum Valley’de 3 günlük bir jungle safariye katıldık. Paket program olarak satılan bir turdu; konaklama ve farklı deneyimler programın içindeydi.

Ormanın içinde yer alan Borneo Rainforest Lodge, Danum Valley’nin korunması ve sürdürülebilir turizm amacıyla geliştirilen bir lodge. Burada geçirdiğimiz üç gün boyunca hem yaban hayatı gözlemledik hem de jungle’ı yürüyerek keşfettiğimiz günübirlik yürüyüşlere çıktık. Oldukça dolu dolu geçti diyebilirim.

Uzun bir ekspedisyona çıkmak ya da çadırda kalmak istemeyen ama ormanın içinde konaklayarak gerçek bir jungle deneyimi yaşamak isteyenler için bence oldukça ideal. Lodge’un kendisi bile yaban hayatı açısından hareketli; orangutanların kullandığı güzergahların üzerinde olduğu için zaman zaman onları ağaçların tepelerinde görmek mümkün. Bunun yanında çevrede maymunlar ve geyiklerle de karşılaşabiliyorsunuz. Ama asıl deneyim, lodge’dan yürüyerek ulaşabileceğiniz jungle rotalarında başlıyor.
Günübirlik Jungle Yürüyüşleri Önerileri
🥾 Coffin Cliff Trail
Yoğun yağmur ormanının içinden yükselerek Danum Valley manzarasına ulaşan bir rota. Yol üzerinde, kayalıkların içine yerleştirilmiş antik ahşap tabutların bulunduğu eski bir yerli mezarlığını da görebilirsiniz.



🥾 Rainforest Nature Trails
Borneo’nun el değmemiş tropikal ormanlarında farklı uzunluklarda yürüyüş seçenekleri. Yürüyüş boyunca orangutanları doğal ortamlarında spot etme şansınız var. Bunun yanında hava karardıktan sonrada rehber ile yürüyüp gececil hayvanları spot edebiliyorsunuz.



🌳 Canopy Walkway
Yağmur ormanını ağaçların üst seviyesinden keşfedebileceğiniz bir rota. Tel köprüler üzerinde yürürken jungle’ı bu kez yukarıdan gözlemlemek oldukça farklı bir deneyim. Devasa ağaçların arasında heyecanı yüksek bir yürüyüş. Yükseklik korkusu olanları zorlayabilir.



💧 Fairy Falls
Yağmur ormanının içinden geçerek bir şelaleye ulaştığınız doğa yürüyüşü. Kat kat doğal küçük havuzlar var. Şelalenin içinde yüzme şansınız da var ama ısıran balıklara dikkat!



Costa Rica
Orta Amerika’nın kalbinde yer alan Costa Rica’nın neredeyse %60’ı tropikal ormanlarla kaplı. Ülke aynı zamanda hala aktif olan yanardağlara, yer altı sıcak su kaynaklarına ve kaplıcalara ev sahipliği yapıyor. Kolay ulaşılabilir milli parkları sayesinde jungle yürüyüşleri için de oldukça fazla seçenek sunuyor. Arenal çevresindeki yanardağ manzaralı yürüyüşlerden Monteverde’nin sisli bulut ormanlarına ve Manuel Antonio’nun yağmur ormanlarına kadar, her bölgede bambaşka bir doğayla karşılaşmak mümkün.

Ama Costa Rica’yı asıl ilginç kılan, tüm bu doğal alanlarda yaşayan zengin yaban hayatı. Özellikle tembel hayvanlar, ülkenin en ikonik canlılarından biri.
Yaban Hayatı
Orta ve Güney Amerika, tembel hayvanların ana vatanı. Costa Rica ve Panama ise bu sevimli hayvanları doğal ortamlarında görme ihtimalinizin en yüksek olduğu ülkeler arasında.
Tembel hayvanlar iki parmaklı ve üç parmaklı olmak üzere iki ana gruba ayrılıyor. Costa Rica’da her iki türü de görmek mümkün. Özellikle Arenal bölgesinde doğrudan tembel hayvan gözlemine odaklanan trekking turları düzenleniyor. Ancak tembel hayvanlar genellikle yüksek ağaçların tepelerinde, yaprakların arasında saklandıkları için çoğu zaman onları dürbünle izleyebiliyorsunuz. Biz de Arenal’de böyle bir yürüyüşe katılmış, rehberimizin yardımıyla tembel hayvanları dürbünle gözlemlemiştik.




Ardından Manuel Antonio’ya geçtiğimizde ise işler tamamen değişti. Burada neredeyse başımızı çevirdiğimiz her yerde, üstelik çok daha yakından tembel hayvan görme şansı yakaladık. Ağaç dallarında uyuyan, ağır ağır hareket eden, hatta bazen yavrusunu taşıyan tembel hayvanlarla karşılaşmak Manuel Antonio’da oldukça sıradan bir deneyim haline gelebiliyor. Zaten Manuel Antonio Milli Parkı, hem iki hem de üç parmaklı tembel hayvanların görülebildiği Costa Rica’nın en önemli yaban hayatı noktalarından biri.
Costa Rica’nın yaban hayatı tembel hayvanlarla sınırlı değil. Maymunlar, tukanlar, makavlar, koatiler, iguanalar ve rengarenk kurbağalarla ülkenin birçok yerinde karşılaşabilirsiniz. Üstelik bunun için her zaman uzun yürüyüşlere çıkmanız gerekmiyor; bazen yalnızca yavaşlayıp etrafınıza ve ağaçların tepelerine dikkatlice bakmanız yeterli.
Yürümek İçin Nereye Gitmeli?
Costa Rica’da orman yürüyüşü denince bizim rotamızda üç bölge öne çıktı: Arenal, Monteverde ve Manuel Antonio.
İlki Arenal bölgesi. Burada bir kaç farklı yürüyüş seçeneği bulunuyor. Mistico Park’ta asma köprülerden geçen işaretli rotayı takip ederek yağmur ormanını rehbersiz gezebilirsiniz. Bunun dışında Arenal Volkanı’nın çevresindeki işaretli parkurlarda yürüyebilir; eski lav akıntılarını, ormanı ve volkan manzaralarını keşfedebilirsiniz .

İkinci bölge Monteverde. Burası, ağaçların arasından sisin eksik olmadığı büyüleyici bir bulut ormanı. Biz Cloud Forest Lodge’da kaldık. Lodge’un içindeki işaretli rotalarda yürürken koatileri, agutileri, kapuçin maymunlarını ve birçok kuş türünü görebiliyorsunuz. Ayrıca Monteverde Bulut Ormanı Koruma Alanı’nda farklı uzunluklardaki rotalarda yürümek ve asma köprülerden geçmek de mümkün.

Son bölge ise Manuel Antonio. Pasifik Okyanusu kıyısındaki bembeyaz kumsalların hemen arkasında uzanan yemyeşil koruma alanında yürüyebilir; tembel hayvanları, maymunları, koatileri ve tropikal kuşları gözlemleyebilirsiniz. Üstelik yürüyüşünüz bittikten sonra nerdeyse kimsenin olmadığı ıssız koylarda yüzebilirsiniz.

Günübirlik Jungle Yürüyüşleri Önerileri
🌉 Mistico Hanging Bridges Trail — Arenal
Yağmur ormanının içinde, asma köprülerden geçerek yürüdüğünüz işaretli bir rota. Parkı rehbersiz gezebilir; yürüyüş boyunca tropikal kuşları, maymunları ve tembel hayvanları spot edebilirsiniz. Açık havalarda Arenal Volkanı manzarası da oldukça etkileyici.



🌋 Arenal Volcano Trails — Arenal
Arenal Volkanı’nın çevresindeki ormanların ve eski lav akıntılarının arasından geçen yürüyüş rotaları. Farklı uzunluklarda, işaretli parkurlar bulunuyor. Volkanı yakından görmek ve bölgenin volkanik doğasını keşfetmek için güzel bir seçenek.



🌫️ Cloud Forest Lodge Trails — Monteverde
Konakladığımız lodge’un içinden başlayan işaretli bulut ormanı rotaları. Yürüyüş sırasında koatileri, agutileri, kap kapuçin maymunlarını ve birçok tropikal kuş türünü görebilirsiniz. Sabah erken saatler, yaban hayatını gözlemlemek için en güzel zaman.



🌳 Monteverde Cloud Forest Trails — Monteverde
Sisle kaplı bulut ormanının içinden geçen farklı uzunluklardaki yürüyüş rotaları. Dev eğrelti otları, yosunlarla kaplı ağaçlar ve asma köprüler yürüyüşe masalsı bir atmosfer katıyor. Şansınız varsa rengârenk quetzal kuşunu da spot edebilirsiniz.



🦥 Manuel Antonio National Park Trails — Manuel Antonio
Pasifik kıyısındaki tropikal ormanın içinden geçerek bembeyaz kumsallara ulaşan yürüyüş rotaları. Tembel hayvanları, kapuçin ve sincap maymunlarını, koatileri ve iguanaları oldukça yakından görebilirsiniz. Yürüyüşün sonunda okyanusa girmek de işin en güzel yanı.



Amazonlar
Amazonlar denince tek bir ülkeden ya da tek bir rotadan bahsetmek imkansız. Peru, Brezilya ve Kolombiya başta olmak üzere birçok ülkeye yayılan Amazonlar, dünyanın en büyük tropikal yağmur ormanı. Amazon Nehri ve kollarında tekne turlarına katılarak bu dünyayı keşfedebilirsiniz. Ancak Amazonları tanımanın bir diğer yolu da doğrudan ormanın içine girip yürümek.

Yaban Hayatı
Amazon denince akla ilk gelen şey canlı çeşitliliği olabilir. Ancak bu zenginliğin ne kadar korunduğu, bulunduğunuz bölgeye göre değişiyor. Görebileceğiniz hayvanlar da bölgeye, mevsime ve biraz da şansınıza bağlı. Yine de nehir turlarında pembe nehir yunuslarını, timsahları, kaplumbağaları ve kıyıdaki ağaçlarda dolaşan maymunları görme şansınız var.
Ormanın içinde yapılan yürüyüşlerde ise kurşun karıncalarına (bullet ant), yaprak kesen karıncalara, tarantulalara ve şanslıysanız dalların arasına gizlenmiş tembel hayvanlara rastlayabilirsiniz.






Ama bence Amazonların en ilginç yüzü geceleri ortaya çıkıyor. Rehberli bir gece yürüyüşünde kurbağalar, tarantulalar ve gündüz fark etmediğiniz pek çok böcekle karşılaşırken, karanlığın içinden gelen sesler de bu deneyimin bir parçası oluyor.
Amazon nehrinde yüzmek de mümkün ama timsahlara ve piranhalara dikkat!
Yürümek için nereye gitmeli?
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Genel olarak Amazon bölgesindeki lodge’lar kendi nehir ve yürüyüş turlarını düzenliyor. Sattıkları paketlere konaklamanın yanı sıra gün boyunca yapılan keşif gezileri de dahil oluyor. Biz de Peru gezimiz sırasında Amazonlara birkaç gün ayırmıştık.

Peru Amazonlarına ulaşmak için önce Iquitos şehrine uçtuk. Burası Amazonların ortasında, ülkenin diğer şehirlerinden karayoluyla ulaşımın olmadığı bir şehir. Ulaşım ve taşımacılık hava ve nehir yoluyla sağlanıyor. Sokaklarda otomobilden çok motosiklet ve mototaksi görüyorsunuz; sabah akşam motor seslerinin birbirine karıştığı bir yer.

Buradan tekneye binip Amazonların kalbine doğru ilerliyorsunuz. Lodge’lar nehir boyunca farklı noktalara dağılmış durumda. Bizim kalacağımız Heliconia Amazon River Lodge’a giderken yol üzerinde Isla de los Monos (Maymun Adası) adlı maymun kurtarma merkezine de uğramıştık. Burası, yasa dışı hayvan ticaretinden kurtarılan maymunların rehabilite edilerek doğal yaşamlarına dönmelerinin amaçlandığı bir alan.
Lodge’da kaldığımız süre boyunca hem nehir turlarına hem de gündüz ve gece yürüyüşlerine katılmıştık. Üç gecelik bir paket tercih etmiştik; Amazonları ilk kez tanımak ve farklı keşiflere katılmak için bu süre bize yeterli gelmişti.
Günübirlik Jungle Yürüyüşleri Önerileri
🥾 Amazon Rainforest Trails — Iquitos, Peru
Rehber eşliğinde Amazon ormanının içinde gündüz ve gece yürüyüşleri. Gündüzleri dev ağaçların arasında kurşun karıncalarını ve yaprak kesen karıncaları görebilir, hava karardıktan sonra ise kurbağaları, tarantulaları ve gece ortaya çıkan diğer canlıları keşfedebilirsiniz.



🛶 Amazon River Experience — Iquitos, Peru
Amazon Nehri ve kollarında tekneyle ilerlerken pembe nehir yunuslarını, timsahları, kaplumbağaları ve kıyıdaki ağaçlarda dolaşan maymunları görme şansı.



Tayland
Tayland denince akla daha çok uçsuz bucaksız plajları ve cennetten çıkmış gibi duran adaları geliyor. Ancak Tayland aynı zamanda tropikal ormanlara ve pek çok koruma alanına da ev sahipliği yapıyor. Sahillerden biraz uzaklaşıp ormanın içine girdiğinizde dev ağaçlar, sarmaşıklar, şelaleler ve etraftan gelen hayvan sesleriyle ülkenin bambaşka bir yüzüyle karşılaşıyorsunuz. Deniz tatilinin yanına biraz doğa keşfi eklemek isteyenler için ideal.

Yaban Hayatı
Tayland’ın tropikal ormanlarında farklı maymun türleri, büyük gagalı tropikal kuşlar ve iri kertenkeleler gibi pek çok hayvan yaşıyor. Maymunlar, burada en sık karşılaşabileceğiniz hayvanlardan. Sabahları gruplar halinde ağaçların arasında dolaşırken onları görebilirsiniz. Hatta bazen ormanın içindeki lodge’lara kadar geliyorlar.

Bazı koruma alanlarında vahşi filler de bulunuyor; ancak yürüyüş sırasında onlarla karşılaşmak garanti değil ve yakından karşılaşmak tehlikeli olabilir. Tayland’da turistlere yönelik aktivitelerde kullanılan, esaret altında tutulan fillerle karşılaşmak ise çok daha kolay. Ben fillere binme, gösteri izleme ya da onlarla yıkanma gibi deneyimlerin parçası olmamayı tercih ediyorum. Çünkü bu aktivitelerde kullanılan filler özgürce yaşamıyor ve çoğunlukla fillere eziyet ediliyor. Onları gözlemlemek için doğal ortamlarında yaşadıkları koruma alanlarını ve mesafeyi koruyan rehberli safarileri tercih etmek gerektiğini düşünüyorum.
Yürümek için nereye gitmeli?
Khao Sok, tropikal orman deyince akla gelen o yoğun yeşilliği, dev ağaçları ve sarmaşıkları bir arada görebileceğiniz bir milli park. Tayland’ın güneyindeki Surat Thani bölgesinde yer alıyor. Phuket’ten, yola çıktığınız noktaya göre yaklaşık 3–4 saatlik bir karayolu yolculuğuyla ulaşılabiliyor. Ormanların arasından yükselen kireçtaşı kayalıkları, şelaleleri ve gölüyle sahillerden oldukça farklı bir Tayland manzarası sunuyor.



Parkın yakınlarında, yine ormanın içinde konaklayabileceğiniz pek çok lodge ve bungalov var. Biz de burada kalıp günübirlik yürüyüşlere katılmıştık. Yürüyüşlerin yanı sıra Sok Nehri’nde kano ve bambu sal gezileri yapmak, rehberli mağara turlarına katılmak da mümkün. Cheow Lan Gölü’nde ise sanki Avatar filminden çıkmış gibi duran, suyun içinden yükselen devasa kayalıkların arasında tekneyle gezebiliyorsunuz. Khao Sok Milli Parkı’nda rehbersiz yürüyüşe açık patikalarda kendi başınıza da yürüyebilirsiniz.
Günübirlik Jungle Yürüyüşleri Önerileri
🥾 Khao Sok National Park – Rainforest Trails
Güney Tayland’ın yoğun tropikal ormanlarında, dev ağaçlar ve sarmaşıklar arasında yürüyüşler. Rehberli turlara katılabilir ya da rehbersiz yürüyüşe açık patikalarda kendi başınıza keşfe çıkabilirsiniz.



🛶 Sok River
Ormanın içinden geçen Sok Nehri’nde kano ve bambu sal gezileri. Jungle yürüyüşlerini nehirden yapılan bir keşifle birleştirme imkanı.



🏞️ Cheow Lan Lake
Sanki Avatar filminden çıkmış gibi duran, suyun içinden yükselen devasa kireçtaşı kayalıklarının arasında tekne gezileri. Gölde kano yapabilir, rehberli turlarla çevredeki ormanları ve mağaraları keşfedebilirsiniz.



Seyşeller
Seyşeller, Hint Okyanusu’nun ortasında bir adalar topluluğundan oluşan, küçük başkenti Victoria’ya ev sahipliği yapan bir ülke. Daha çok bembeyaz plajları ve turkuaz deniziyle tanınsa da adaların iç kesimlerinde tropikal ormanlar sizi bekliyor. Bu ormanların en ilginç sakinlerinden biri, Seyşeller’e özgü coco de mer palmiyesi. Dünyanın en büyük tohumunu üreten bu palmiyeleri, Praslin Adası’ndaki Vallée de Mai’de görebilirsiniz.

Seyşeller’de deniz tatilinin yanına jungle yürüyüşleri eklemek de oldukça kolay. İşaretli, günübirlik patikalarda ormanın içine girebilir; bazı rotalarda tepelerden okyanusu izlerken bazılarında yürüyüşü bir plajda bitirebilirsiniz.
Yaban Hayatı
Seyşeller’de yürürken çok fazla farklı hayvanla karşılaşmasanız da görebileceğiniz birkaç ilginç tür var. Bunlardan biri, adalara özgü siyah papağanlar. Görmesi zor olsa da Praslin Adası’ndaki Vallée de Mai’de karşınıza çıkabilirler. Bir de dev kaplumbağalar var; Seyşeller kökenli bu kaplumbağaları Mahé’deki botanik bahçesinde görebilirsiniz. Bunlara ek olarak meyve yarasalarına, küçük kertenkelelere ve farklı kuş türlerine de rastlamak mümkün.



Yürümek için Nereye Gitmeli?
Seyşeller’in farklı adalarında yürüyebileceğiniz pek çok rota var ama en fazla seçeneği, ülkenin başkenti Victoria’nın da bulunduğu Mahé Adası sunuyor. Adada takip edebileceğiniz birçok işaretli yürüyüş yolu var. Bazıları tropikal ormanın içinden yükselerek okyanusu yukarıdan görebileceğiniz manzara noktalarına, bazıları ise kıyı boyunca ilerleyerek sakin koylara ulaşıyor. Kısa ve kolay yürüyüşlerden bol tırmanışlı rotalara kadar farklı seçenekler bulabilir, günübirlik yürüyüşleri deniz molalarıyla birleştirebilirsiniz.
Günübirlik Jungle Yürüyüşleri Önerileri
🥾 Morne Blanc Trail — Mahé
Yoğun ve yer yer sisli tropikal ormanın içinden, dik bir patikayla yükselen bir rota. Tırmanışın sonunda, hava açıksa Mahé’nin yemyeşil kıyılarını ve turkuaz okyanusu yukarıdan izleyebilirsiniz.



🥾 Anse Major Trail — Mahé
Tropikal bitki örtüsü ve granit kayalıklar arasından, kıyı boyunca ilerleyerek Anse Major’ın sakin plajına ulaşan bir rota. Yürüyüşün sonunda denize girip serinlemek de mümkün.



🥾 Vallée de Mai — Praslin
Seyşeller’e özgü coco de mer palmiyelerinin dev yaprakları altında ilerleyen yürüyüş patikaları. Bu koruma alanında ormanın içini keşfederken şansınız varsa siyah papağanları da görebilirsiniz.



İçinizdeki Maceracıya Kulak Verin!
Jungle yürüyüşlerini sevme nedenim, kısa bir süreliğine de olsa kendimi filmlerdeki gibi bir maceracı olarak hissetmek. Sanki bir hayal dünyasındayım ve her an gizli bir hazinenin peşine düşecekmişim gibi geliyor. Umarım bu rotalar sizin de içinizdeki maceracıya seslenmiş ve kendi küçük jungle maceranızı planlamak için yol göstermiştir!
Yayınlanma
Güncellenme
Jungle yürüyüşü, tropikal ormanlarda ve yağmur ormanlarında yapılan doğa yürüyüşlerine verilen isim. Yoğun bitki örtüsü, yüksek nem, çamurlu patikalar ve çevrenizdeki yaban hayatı, bu yürüyüşleri alışık olduğunuz trekking rotalarından farklı kılıyor.
Her rota için ileri düzey yürüyüş deneyimi gerekmiyor. Kısa ve işaretli patikalardan dik ve kaygan parkurlara kadar farklı seçenekler var. Ancak kısa bir rota bile sıcaklık ve nem nedeniyle beklediğinizden yorucu olabilir. İlk deneyiminizde mesafenin yanında zemin koşullarını ve yükselti farkını da dikkate almak önemli.
Bazı işaretli ve rehbersiz yürüyüşe açık patikalarda kendi başınıza yürüyebilirsiniz. Ancak bunu bütün yağmur ormanları için genellemek mümkün değil. Yola çıkmadan önce parkın güncel kurallarını ve patikanın durumunu öğrenmek gerekiyor. Ormanın derinliklerine uzanan rotalarda ve gece yürüyüşlerinde rehberle ilerlemeyi öneririm.
Rehbersiz yürürken de hayvanlarla karşılaşabilirsiniz, ancak yoğun bitki örtüsünün içinde onları fark etmek kolay değil. Bölgeyi tanıyan rehberler, seslerden ve küçük hareketlerden hayvanların yerini tespit edebiliyor. Özellikle yaban hayatı gözlemlemek istiyorsanız rehberli yürüyüş, deneyimi çok daha zengin hâle getiriyor. Yine de hiçbir turda belirli bir hayvanı görme garantisi yok.
İkisi farklı deneyimler sunuyor. Gündüz yürüyüşlerinde ormanın manzarasını ve bitki örtüsünü daha rahat görebilirken gece yürüyüşlerinde kurbağalar, böcekler ve diğer gececil canlıları gözlemleme şansınız oluyor. Benim önerim, imkânınız varsa gündüz yürüyüşünü rehberli bir gece turuyla tamamlamak.
Uzun kollu, uzun paçalı, hafif ve çabuk kuruyan kıyafetler ile kaygan zemine uygun yürüyüş ayakkabıları tercih edebilirsiniz. Çantanızda yeterli su, yağmurluk, böcek kovucu, güneş koruması ve küçük bir ilk yardım seti bulunmalı. Telefon ve kamera gibi eşyalarınızı yağmurdan koruyacak su geçirmeyen bir kılıf veya çanta da oldukça işe yarıyor.
Riskler bölgeye ve rotaya göre değişiyor. Kaygan zemin, ani yağış, yön kaybetme ve böcek ısırıkları dikkate alınması gereken başlıca konular. İşaretli patikalardan ayrılmamak, yerel uyarılara uymak ve gerektiğinde rehberle yürümek riskleri azaltmaya yardımcı oluyor. Hayvanlara yaklaşmamak, dokunmamak ve onları beslememek de önemli.
Hayır. Benim bu yazıda anlattığım deneyimlerde olduğu gibi, bir lodge veya otelde konaklayıp günübirlik yürüyüşlere katılabilirsiniz. Borneo ve Peru Amazonları’nda konaklama, yürüyüş ve tekne gezilerini birleştiren paketlerle ilerledik. Böylece çadır taşımadan ve çok günlük bir ekspedisyona çıkmadan ormanın içinde vakit geçirebildik.
Bu yazıda Borneo’daki Danum Valley; Costa Rica’daki Arenal, Monteverde ve Manuel Antonio; Peru Amazonları’nda Iquitos çevresi; Tayland’daki Khao Sok ve Seyşeller’deki Mahé ile Praslin adalarından örnekler paylaştım. Bazıları yoğun yağmur ormanlarıyla, bazıları bulut ormanları, asma köprüler veya okyanusa açılan patikalarıyla öne çıkıyor.
Bütün rotalar için geçerli tek bir dönem yok. Yağış düzeni ülkeye ve bölgeye göre değişiyor; daha az yağışlı aylarda bile yağmura hazırlıklı olmak gerekiyor. Plan yaparken yalnızca mevsime değil, yürümek istediğiniz patikaların açık olup olmadığına ve güncel hava koşullarına da bakmalısınız. Amazonlar gibi bölgelerde nehir seviyesi de yapılabilecek aktiviteleri etkiliyor.
Bir Cevap Yazın